15 Ekim 2011 Cumartesi

bilmem?

bu havadan hala çok hoşlanıyormuşum. bir sürü işim olduğu halde kadıköy'de saatlerce amaçsızca dolaşıp ıslanmamdan bu sonuca vardım.
yeni olayım hiç sosyalleşmeyip, aynaya bakıp "bu burun benim burnum mu lan? bu nasıl tip?" demek ve hayatıma hiçbir şey olmamış gibi devam etmek.
ara ara çok güzel şarkılar dinliyorum.
ara ara çok pis aşık olucam sanıyorum.
sonra olmuyorum.
sık sık yıllardır tanıdığım insanların hiç görmediğim taraflarını apansız görüp kırılıyorum.
geçen gün yeni bi ayakkabı aldım.
masam hala dağınık.
yine sigara içiyorum ama bu sefer sigara bir hayli pahalı, ilk içtiğim sigaranın fiyatının iki katı.
kargo bekliyorum.
kargo gelince inanılmaz seviniyorum.
beni hiç tanımayan ve umursamayan insanlara çok özel şeyler anlatasım geliyor. sonra kafamın içinde anlatıyorum. tepki gelmiyor. çünkü sadece kafamın içinde anlatıyorum. aslında hiç konuşmuyoruz.
telefonumun şarjı her gün bitiyor. her sabah alarm çalınca yine şarja takmayı unuttuğumu fark ediyorum. okula gidene kadar prizde bekletiyorum. o arada çay da demleniyor.
bu sabah kahvaltıda kaymak yedim. ilk defa yedim sandım ama aslında daha önce yemişim. annem söyledi.
bi ayakkabı gördüm, 5 yaşındayken aynısı bende vardı dedim. biraz duygulandım.
çırılçıplak tanıdığım insanları kırmaktan hiç korkmuyorum. onların da korkmadığını düşünüyorum. çünkü biz birbirimizi çok az kırıyoruz, çok kolay unutuyoruz.
birini kırmaktan korkunca kendin olmaktan çıkıyorsun.
abim her akşam telefon ediyor. "çalışmam lazım ama başlayamıyorum" diyor. arada bir de, kıbrıslı taklidi yapıyor.
bazı günler kahveyi çok seviyorum.
bazı günler kahvenin kokusuna tahammül edemiyorum. o günlerde bir sürü çay içiyorum.
derinliği minimum olan filmler izliyorum.
bugün de bi film izledik diyorum.
bu aralar kitap okumaya vakit ayırmıyorum.
fakat kitap almaya vakit ayırıyorum.
bir gün aldıklarımı zevkle okuyacağıma inanıyorum.
iki tane eski sevgilimle sık sık iletişim kurup, nasıl hala bu kadar saf kalabiliyoruz diye merak ediyorum. bazen hayatın anlamını sorgulamaya kadar gidiyor.
çünkü her zaman sadece arkadaşım olmuş insanlar bile bu denli saf duramıyor karşımda.
ve vice versa.
sonra bir şey çizmem gerektiğini hatırlıyorum. sorgum bölünüyor.
bölünen şeylere 23 yıldır hiç devam etmiyorum.
odamda askılı bluz ve çizmeyle geziyorum.
nisan bir şarkı paylaşmış, bilmiyordum şarkıyı, şimdi onu dinliyorum.
çok sevdim.
hep güzel şarkılar paylaşıyor.
dünyada hiç görmediğim ve duymadığım bir sürü şey var.
bir kısmını hiç bir zaman görmeyeceğim ve duymayacağım.
belki o kısmın içinde çok seveceğim şeyler de vardır.
bunu düşünmek beni üzmedi.
şimdi sigara içeceğim.

9 yorum:

mika dedi ki...

kalp sana <3

Cansu dedi ki...

esas sana kalp <3

Sam Scarlet dedi ki...

nasıl sevdim bu yazıyı belli değil.

Cansu dedi ki...

teşekkür ederim ben.

-mug- dedi ki...

son kısımdan etkilendim..düşündürdü.. ama ben hep daha fazla görmeye ve daha fazla bilmeye adadım kendimi galiba.. biraz da kaydetmeye bunları..

öyle işte, değişik bişeyler..

Cansu dedi ki...

"hiç yeni şeyler görmeyeyim duymayayım oh mis" demek istemedim ben de zaten canım=) bence kendimizi ne kadar görmeye ve bilmeye adasak da bihaber olacağımız yığıntı her türlü durumda bulanık kalacak. böyle bir şey gibi düşündüm.
bu bi açıdan son derece güzel. o açıdan baktım ve üzülmedim.
yani, başka seçenekler ve yeni görülecek/duyulacaklar hep var. bitmeyecekler.

nk dedi ki...

son zamanlarda okuduğum en samimi ve naif şey.

Cansu dedi ki...

okuyanın samimiyeti ve naifliği olsa gerek.

Moriçe! dedi ki...

yeni şeylerle karşılaştıkça, karşılaşacak yeni şeylerin sayısı azalmalıymış da paradoksal bir biçimde artıyormuş gibi geliyor.
oh!
bu cümleyi de anca sana kurarım! :)

Web Analytics Real Time Web Analytics