29 Ekim 2011 Cumartesi

heloviğn kutlu olsun?

dün gece 3 bölümlü kabus gördüm. simpsons'ın halloween bölümleri gibi resmen, 3 kısım. 3 defa çığlıklarla uyandım.

ilk 3 saatlik uykumda, resmen bir bütün gece yerdeki örümcek yatağıma çıkmasın diye uğraştım. öncesinde de mezarlıktan kedi bulmuştum, onu yatağın ayak ucunda uyutuyordum. daha sonra kedi nereye kayboldu olm diye bakınırken yerde dana kadar bir örümcek olduğunu fark ettim. sürekli yatağa çıkma atağı yapıyordu ve ben sürekli yere itiyordum ama asla öldüremiyordum. bu sefer de başka bir yerden yatağa çıkmaya çalışıyordu. en sonunda nefesim kesilerek uyandım. bi baktım elimde 3 aynalı 40 oda, ışık ve pencere açık uyuyakalmışım. zaten hastayım, niye kimse beni kontrol etmemiş, nebiçm ailem var diye sinirlenip yatağı açıp içine girdim. kesin popom açıkta diye kabus gördüm ki ben, daha görmem mis gibi uyurum dedim.

fakat bilinçaltım bana "ha ha gotcha!" dedi. bu defaki kabusum çok daha uzun metrajlı ve çok daha alengirliydi. annem ve babamla eski yazlığımızda huzur içinde balkondan gece manzarasını izlerken bir anda tek tek yıldızlar kaybolmaya başlıyordu. yıldızlar gidiyo yea diyodum ama annemler bana inanmıyodu. saçmalama filan diyolardı. sonra yıldızlar patır kütür düşmeye başlayınca akılları başlarına geldi tabi. bi tane yıldız götümüzün dibine kadar düşüp orada durdu. böyle ağlı bi yapısı falan vardı ki bu biraz saçma. ama çok yakındaydı ve yansıtıcı bi tipi vardı. ki bu da saçma. ama o yansıtıcılığı yüzünden dünyanın böyle gugılörtteki gibi renkli renkli yansımasını görebiliyoduk. bi süre üç buçuk atmama rağmen bu yansımaya kitlenip dünyaya baktım ve derin düşüncelere daldım. sonra gugılörtten demek ki bu yüzden korkuyorum ben deyip ön kapıya doğru gitmeye başladım. hayatımda ne değişecekse artık o noktadan sonra kapıdan çıkmakla. kapıdan çıkınca yan komşunun evine yıldız düştüğünü gördüm. yakmış falan böyle evi. çok korkunçtu lan. baya ödüm koptu. neyse bi süre böyle korku içerisindeki kaçışlardan sonra dünyanın kumanda panelini buldum (oha) ve dünyanın etrafına 753 tane uranüs koyarak dünyayı kurtardım (oha x 753 x 2) gökyüzü tekrar mavi, hayat daha güzeldi. fakat sonra çok fazla uranüs oldu çok saçma diye düşünerek ödüm koptu ve hoıaaaaa diye uyandım.

saat 1 olmuş artık uyumıcam allah kahretsin diye düşünürken telefonuma bakayım dedim. kapanmış. şarja taksaüfg... derken tekrar sızmışım. bu sefer de bir anda rüyanın içinde uyanıp kendimi bembeyaz kar kaplı bir yerde inanılmaz derin ve dar bir yarığın içinde buldum. bi de yapayalnızım. bakkala browni almaya çıkmıştım ben nası oldu bu falan diye darlanıyorum. hani ordan çıkmam basbaya imkansız. kilometrelerce derindeyim adeta. ve 1.10m genişlikte bir yol oluşturuyor yarık. hani anca kendi etrafımda dönebiliyorum ya da öyle paso ileri geri yürüyebiliyorum, dardar bi yer. yapacak hiçbir şeyim olmadığı için orayı ölçmeye çalışıyorum evet. sonra bir anda birkaç kişi ortaya çıkıyor. hiçbirini tanımıyorum. fakat bu insanlar ve ben teker teker ölmeye başlıyoruz. ilk adam, böyle bıyıklı sempatik bi amca, görünmez bi dalga tarafından eritiliyor. adamın önce şekli bozuluyo sonra da eriyo lan. çok korkunç. ondan sonra olanları tam hatırlamıyorum ama sıra bana gelince annneeaaaeaaa diye haykırarak uyandım.

bu nedir acaba? ödüm koptu. bilinçaltımın benimle derdi ne sahiden bilmiyorum. bugün pazar hissiyatı veren fonksiyonsuz bir tatil günü gibi geliyor. bugüne atayabildiğim bir önem ararsam cumhuriyet bayramımız kutlu olsun arkaaşlaaağrr diyebilirim.

şey geliyo aklıma, ben ilkokul ve lisedeyken, 29 ekim civarı hava ne kadar berbat olursa olsun 29 ekim sabah 8de çok tatlı güneş açardı. o gün güzel olurdu hep. bugün kutlamalar yok diye mi güneş de yok? yoksa cidden dünyanın sonu mu geldi? dünyanın sonu geldiyse bile ben dünyanın kumanda panelini bulup bir sürü uranüs yerleştirerek hepimizi kurtaramıcam bence, orada bi kurgu eksikliği var. so, farewell.

Hiç yorum yok:

Web Analytics Real Time Web Analytics