çoggüldürüyor beni sanşayn. na böyle oluyo suratım-> :D
30 Temmuz 2011 Cumartesi
29 Temmuz 2011 Cuma
hiç de yeni olmayan bir hobi
şu anda denize gitmeye üşenen insanım.
ebay'e girip bakınca bir anda kenardaki "shop for school" yazısını gördüm.
nasıl istedim şu anda lisede olmak. hani eylül ortasında dönecekmişim okula, yeni defterler/kalemler bikbik alacakmışım. formama uygun siyah konseptli bir takım hırkalar filan peşinde koşacakmışım. okul başlayınca hep tanıdık yüzler, arkadaşlarla beraber 40 dakikalık dersler, aralar, hatta öğle araları olacakmış. öyle belirsiz ve herkesin programı farklı değil. derste "allah kahretsin bugün hocaya ne göstercem, bugün ne çizcez ki acaba" veya "bugün de şunu yaparım işte hocaya şunu sorarım ne bilm geçer bugün işte" kafası değil. her gün başka insanlarla kontak halinde olma mecburiyeti değil. gidiyosun, işte soru filan çözüyosun, not tutuyosun, hep aynı insanlar yanında. sağında solunda önünde arkanda oturan insanlar bile çok konuşmazlarsa aynı yerlerinde oturuyorlar. ilk tenefüste hep aynı patatesli açma ve çaydan dilim yanıyor. öğle arasında hep aynı enteresan ice tea ve çamlık yolu. hava soğuksa sıcak çikolata alırım, kesin, net. şimdi bu olmuş bitmiş kaynaklı kurguma devam etsem saatlerce yazarım. iyice özlerim. o yüzden devam etmiyorum.
her şeyin hoşuma giden taraflarını hatırlamam çok büyük bir sorun olabiliyor bazen. hiçbir şeyin arkasından aylar sonra "allah cezasını versin oh iyi oldu bitti püü rezil" falan diyemiyorum mesela. "ama şu da güzeldi.. şunu yapardı ne tatlıydı, ne eğleniyoduk ya.." diyorum onun yerine. arkasından bela okunası bir durumu özleyebiliyorum. bunun, şu andaki durumdan memnuniyetsizliğimle ilgisi yok üstelik. "tey tey" diyorum gibi düşün. zamanla, özleyeceğim şeyleri sezmeye ve onları anında canımdan bir parça haline getirmeye başladım ki bu da çok hoş bir durum değil. yanımda olan insanı gitmiş gibi, devam eden bir şeyi de bitmiş gibi özlemle seviyorum. sonra cansu'nun sevgisi niye hep patlak. al işte bu yüzden. sigara kutusunu bile "birazdan biter ya bu" diye severek tutuyorum. o yüzden hep 2 kutu alıyorum sigarayı. hatta dondurmayı dahi 2 kutu almaya başladım. nedir bu işin sonu bilemedim.
lisemi, bir kaç yıl önceki saçımı, 2007de sürekli giydiğim ama şu an kayıp olan tişörtümü, annemin ben çocukken kullandığı parfümü aynen şiddetle seviyorum. çeken ve düdük kadar kalan ama vaktiyle her gün üzerimde olan hırkamı atmıyor, bin yıl önceki başka bir durumdan bugüne kalan fotoğrafları, mailleri silmiyor veya mektupları atmıyorum. bunun işlemediği tek yer, kaybolan arkadaşlık sendromu galiba. sevgimi göz ardı eden arkadaşı, ona verdiğim değeri idrak edemeyen insanı asla ama asla ama asla affedemiyorum. boş gözlerle "naber ya" diyorum. sonra da şakalar bişeyler işte hep.
ebay'e girip bakınca bir anda kenardaki "shop for school" yazısını gördüm.
nasıl istedim şu anda lisede olmak. hani eylül ortasında dönecekmişim okula, yeni defterler/kalemler bikbik alacakmışım. formama uygun siyah konseptli bir takım hırkalar filan peşinde koşacakmışım. okul başlayınca hep tanıdık yüzler, arkadaşlarla beraber 40 dakikalık dersler, aralar, hatta öğle araları olacakmış. öyle belirsiz ve herkesin programı farklı değil. derste "allah kahretsin bugün hocaya ne göstercem, bugün ne çizcez ki acaba" veya "bugün de şunu yaparım işte hocaya şunu sorarım ne bilm geçer bugün işte" kafası değil. her gün başka insanlarla kontak halinde olma mecburiyeti değil. gidiyosun, işte soru filan çözüyosun, not tutuyosun, hep aynı insanlar yanında. sağında solunda önünde arkanda oturan insanlar bile çok konuşmazlarsa aynı yerlerinde oturuyorlar. ilk tenefüste hep aynı patatesli açma ve çaydan dilim yanıyor. öğle arasında hep aynı enteresan ice tea ve çamlık yolu. hava soğuksa sıcak çikolata alırım, kesin, net. şimdi bu olmuş bitmiş kaynaklı kurguma devam etsem saatlerce yazarım. iyice özlerim. o yüzden devam etmiyorum.
her şeyin hoşuma giden taraflarını hatırlamam çok büyük bir sorun olabiliyor bazen. hiçbir şeyin arkasından aylar sonra "allah cezasını versin oh iyi oldu bitti püü rezil" falan diyemiyorum mesela. "ama şu da güzeldi.. şunu yapardı ne tatlıydı, ne eğleniyoduk ya.." diyorum onun yerine. arkasından bela okunası bir durumu özleyebiliyorum. bunun, şu andaki durumdan memnuniyetsizliğimle ilgisi yok üstelik. "tey tey" diyorum gibi düşün. zamanla, özleyeceğim şeyleri sezmeye ve onları anında canımdan bir parça haline getirmeye başladım ki bu da çok hoş bir durum değil. yanımda olan insanı gitmiş gibi, devam eden bir şeyi de bitmiş gibi özlemle seviyorum. sonra cansu'nun sevgisi niye hep patlak. al işte bu yüzden. sigara kutusunu bile "birazdan biter ya bu" diye severek tutuyorum. o yüzden hep 2 kutu alıyorum sigarayı. hatta dondurmayı dahi 2 kutu almaya başladım. nedir bu işin sonu bilemedim.
lisemi, bir kaç yıl önceki saçımı, 2007de sürekli giydiğim ama şu an kayıp olan tişörtümü, annemin ben çocukken kullandığı parfümü aynen şiddetle seviyorum. çeken ve düdük kadar kalan ama vaktiyle her gün üzerimde olan hırkamı atmıyor, bin yıl önceki başka bir durumdan bugüne kalan fotoğrafları, mailleri silmiyor veya mektupları atmıyorum. bunun işlemediği tek yer, kaybolan arkadaşlık sendromu galiba. sevgimi göz ardı eden arkadaşı, ona verdiğim değeri idrak edemeyen insanı asla ama asla ama asla affedemiyorum. boş gözlerle "naber ya" diyorum. sonra da şakalar bişeyler işte hep.
bunlar hep
aklıma ne geldi,
kişiselmeseleler
2
diamonds
22 Temmuz 2011 Cuma
idrak!
dün, şu yaşımda erkeklerle ilgili yepyeni bir şey öğrendim ve bir anda bütün geçmişim filan hep apaydınlık oldu.
ben: ...ne hissediyosun?
mert: hiçbi şey düşünmüyorum.
ben: ya düşünce değil, ne hissediyosun?
mert: hiçbi şey düşünmüyorum
ben: ne hissediyosun diyorum hani kalp filan bişey?
mert: işte bişey düşünmüyorum yani
ben: his?
mert: nasıl?
ben: *dzzzt*
...error verdim. çok enteresan buldum. cidden bambaşka iki tür olduğumuzu kabullenmem de böyle oldu. gerçekten kızmak ya da üzülmek gibi bir şey "hissedemedim" bile. adamın bünyesi düşünerek sonuca varıyor, ben içimdeki hisleri takip ediyorum. hani adam dediğim de sırf mert değil, bütün erkekler yani.
anlamadığım bir sürü olay şimdi gayet anlamlı ve basit. şu ana kadar içinde erkek olan bütün olaylar yani. ilginç işte. peki ya siz bizim düşünerek değil hissederek sonuca varmamızı garipsiyor musunuz acaba? hani hiç düşünmemek değil ama, düşünürken içimizde bir dürtü/his oluyor mesela, onu da dinliyoruz biz genelde. o illa ki orada oluyor. misal, "seviyorum ama ayrılamam çünkü hazır değilim üzülürüm yapamam ya yok yok yapamam vallahi seviyorum aslında çok seversem yürür bence bi durayım bakalım bi dahaki görüşmemizde nolcak bi görelim de.." gibi. sizde bu, "seviyorum ama ayrılayım çünkü yürümüyor bu olmadı bence cıks ı ıh" şeklinde hemen sonuca varıyor mu? hani çok keskin bi örnek oldu tabi, bu kadar hardcore olmasına gerek yok.
yemin ediyorum öğrenmenin yaşı yokmuş.
erkek ırkına hiç olmadığım kadar uzak hissediyorum şimdi. bu idrakımın tersine işaret eden ya da ne bileyim ekleyebileceğiniz "düşünceleriniz" varsa paylaşın, cidden. ciddiyim bak, öğrenmek istiyorum, merak ediyorum.
ben: ...ne hissediyosun?
mert: hiçbi şey düşünmüyorum.
ben: ya düşünce değil, ne hissediyosun?
mert: hiçbi şey düşünmüyorum
ben: ne hissediyosun diyorum hani kalp filan bişey?
mert: işte bişey düşünmüyorum yani
ben: his?
mert: nasıl?
ben: *dzzzt*
...error verdim. çok enteresan buldum. cidden bambaşka iki tür olduğumuzu kabullenmem de böyle oldu. gerçekten kızmak ya da üzülmek gibi bir şey "hissedemedim" bile. adamın bünyesi düşünerek sonuca varıyor, ben içimdeki hisleri takip ediyorum. hani adam dediğim de sırf mert değil, bütün erkekler yani.
anlamadığım bir sürü olay şimdi gayet anlamlı ve basit. şu ana kadar içinde erkek olan bütün olaylar yani. ilginç işte. peki ya siz bizim düşünerek değil hissederek sonuca varmamızı garipsiyor musunuz acaba? hani hiç düşünmemek değil ama, düşünürken içimizde bir dürtü/his oluyor mesela, onu da dinliyoruz biz genelde. o illa ki orada oluyor. misal, "seviyorum ama ayrılamam çünkü hazır değilim üzülürüm yapamam ya yok yok yapamam vallahi seviyorum aslında çok seversem yürür bence bi durayım bakalım bi dahaki görüşmemizde nolcak bi görelim de.." gibi. sizde bu, "seviyorum ama ayrılayım çünkü yürümüyor bu olmadı bence cıks ı ıh" şeklinde hemen sonuca varıyor mu? hani çok keskin bi örnek oldu tabi, bu kadar hardcore olmasına gerek yok.
yemin ediyorum öğrenmenin yaşı yokmuş.
erkek ırkına hiç olmadığım kadar uzak hissediyorum şimdi. bu idrakımın tersine işaret eden ya da ne bileyim ekleyebileceğiniz "düşünceleriniz" varsa paylaşın, cidden. ciddiyim bak, öğrenmek istiyorum, merak ediyorum.
19 Temmuz 2011 Salı
sevemedim kara gözlüm derken bitti
her şeyimi. uğruna ben. boş yere miiiiiiiiii verdiiim. diyor zeki müren. evet her yaz başında olduğu gibi yine zeki müren günlerim hızla başladı. bu defa barış'ı da sürükledim. zeki müren temalı konuşuyoruz artık. mis gibi. hiçbir plan dertli gönüllere girmeksizin yapılmıyor.
bugün kuzenimin çocuğu ile oynayarak geçti. define haritası mı yapıp buldurtmadım, su savaşı yapmayı mı öğretmedim, sundae yapmayı mı öğretmedim, çadır mı kurmadım, oh hoo. dünyanın en idiot teyzesi ödülünü almış olmalıyım. bana baloncuk yapma şeysi bıraktı ege, böyle üstünde ben10 bile var. net 1 saat onunla oynadım gerzek gibi. sanırsam hala 3 yaşındayım a dostlar. şaka şaka, 23 yaşındayım ama çocukları bir başka seviyorum. geçenlerde çocuğum olursa adını ekin koymaya karar verdim. çünkü kız da olsa, erkek de olsa başarılı sonuç verebilecek bir isim. hem de en sevdiğim insanlardan birinin ismi. ne güzel.
boş konuşmak için sayfa açtım gibi oldu adeta. olsun. at koşturmak böyle bir şey.
söyliciim ilk şarkıyı.. mutlu insanlara adıyorum.. bu şarkının benim için tatlı, acı hatıraları vardır.. aşkın ne olduğunu ben bu şarkıyla öğrendim, saadeti bu şarkıyla tattım. bir şey daha öğrendim bu şarkıyla, her şeye sahip olmak isteyen elindekini de kaybediyor.. (türk filmiyle senkronize blog yazımı 101, kaynak: türkan şoray)
ben şimdi dışarı çıkayım. başım biraz ağrıyor. polaroid fotoğraflar çekeyim. zaten toplasan 7 pozum kaldı. hepinizi çok seviyorum, cidden bak. neden bilmiyorum ama vallahi de çok seviyorum.
aşıkım aşıksın aşıkız (kaynak: san'at güneşi)
bugün kuzenimin çocuğu ile oynayarak geçti. define haritası mı yapıp buldurtmadım, su savaşı yapmayı mı öğretmedim, sundae yapmayı mı öğretmedim, çadır mı kurmadım, oh hoo. dünyanın en idiot teyzesi ödülünü almış olmalıyım. bana baloncuk yapma şeysi bıraktı ege, böyle üstünde ben10 bile var. net 1 saat onunla oynadım gerzek gibi. sanırsam hala 3 yaşındayım a dostlar. şaka şaka, 23 yaşındayım ama çocukları bir başka seviyorum. geçenlerde çocuğum olursa adını ekin koymaya karar verdim. çünkü kız da olsa, erkek de olsa başarılı sonuç verebilecek bir isim. hem de en sevdiğim insanlardan birinin ismi. ne güzel.
boş konuşmak için sayfa açtım gibi oldu adeta. olsun. at koşturmak böyle bir şey.
söyliciim ilk şarkıyı.. mutlu insanlara adıyorum.. bu şarkının benim için tatlı, acı hatıraları vardır.. aşkın ne olduğunu ben bu şarkıyla öğrendim, saadeti bu şarkıyla tattım. bir şey daha öğrendim bu şarkıyla, her şeye sahip olmak isteyen elindekini de kaybediyor.. (türk filmiyle senkronize blog yazımı 101, kaynak: türkan şoray)
ben şimdi dışarı çıkayım. başım biraz ağrıyor. polaroid fotoğraflar çekeyim. zaten toplasan 7 pozum kaldı. hepinizi çok seviyorum, cidden bak. neden bilmiyorum ama vallahi de çok seviyorum.
aşıkım aşıksın aşıkız (kaynak: san'at güneşi)
bunlar hep
what this
2
diamonds
16 Temmuz 2011 Cumartesi
15 Temmuz 2011 Cuma
remedileyn
nasıl allahın cezası insanlarmışız. o gün mütemadiyen galatasaray'a transfer olmuşum gibi davranıp takılmıştık.
bunlar hep
aklıma ne geldi
2
diamonds
paris
bazen beni hayata bağlayan en bariz şey, barış'la paris'e kaçma planımızın gerçekleşme olasılığı oluyor.
One day we're gonna live in Paris
I promise
I'm on it
I'll find you that French girl,
You'll find me that French boy
I promise
I'm on it
(bi de farkındaysan videodaki paris konuşuyo. dinlerken oku bak komik.)
One day we're gonna live in Paris
I promise
I'm on it
I'll find you that French girl,
You'll find me that French boy
I promise
I'm on it
(bi de farkındaysan videodaki paris konuşuyo. dinlerken oku bak komik.)
bunlar hep
işitselşeyler,
kişiselmeseleler
0
diamonds
seyyah sipariş
adam geziyor yahu. dünyayı geziyor siparişim. maşallah yavruma.
| Koeln, Germany | 07/14/2011 | 11:22 P.M. | Arrival Scan |
| Roissy Charles de Gaulle, France | 07/14/2011 | 10:18 P.M. | Departure Scan |
| 07/14/2011 | 8:42 P.M. | Arrival Scan | |
| Philadelphia, PA, United States | 07/14/2011 | 7:46 A.M. | Departure Scan |
| 07/14/2011 | 7:00 A.M. | Arrival Scan | |
| Louisville, KY, United States | 07/14/2011 | 4:58 A.M. | Departure Scan |
| Philadelphia, PA, United States | 07/14/2011 | 4:51 A.M. | Arrival Scan |
| Louisville, KY, United States | 07/14/2011 | 3:26 A.M. | Departure Scan |
| Louisville, KY, United States | 07/13/2011 | 3:38 P.M. | Departure Scan |
| 07/13/2011 | 1:19 P.M. | Arrival Scan | |
| Columbus, OH, United States | 07/13/2011 | 9:43 A.M. | Departure Scan |
| 07/13/2011 | 8:25 A.M. | Arrival Scan | |
| New Stanton, PA, United States | 07/13/2011 | 4:05 A.M. | Departure Scan |
| New Stanton, PA, United States | 07/12/2011 | 10:57 P.M. | Arrival Scan |
| Pittsburgh, PA, United States | 07/12/2011 | 9:12 P.M. | Origin Scan |
| United States | 07/12/2011 | 4:28 P.M. | Order Processed: Ready for UPS |
bunlar hep
evet
2
diamonds
10 Temmuz 2011 Pazar
neler oluyor hayatta
bu ne olm ben her ay feysbuk şifremi değiştiriyorum sürekli bu burda?
nedir?
kim lan bu?
22 mayıs 2011 günündeki sevgilim kim ortaya çıksın!
bunlar hep
what this
0
diamonds
8 Temmuz 2011 Cuma
gitmedim
aradan 3 yıl geçtikten ve bir sürü şey yaşandıktan ve bu yaşananlar hep paylaşıldıktan sonra aynı kişiye bir daha aşık olmak çok sikko bişey. hayır, ağzımı toplayamam çünkü alenen, has, öz sikko. bu.
bunlar hep
aşk üzerine
2
diamonds
4 Temmuz 2011 Pazartesi
3 Temmuz 2011 Pazar
030711
dilara olmasaydı, ben gerçekten bugün şu anda ya hastanedeydim ya da ölmüştüm. ciddi ciddi hayatımı kurtardı. sokaklarıma da insanlara da sahiden yazıklar olsun.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




