evet.
öncelikle
sen dediğim hiçbir zaman tek ve belli bir kişi değil - bunu unutma. sonra öyle sanıyorsunuz, üzülüyorum.
sadece konuşuyorum ben.
sen dediğim, söylediklerimi üzerine alınan herhangi biri olabilir.
hiçkimse olmayabilir.
tamamen kurgusal olabilir.
o kısma ben de çok hakim değilim.
ama üzerine alınmanı etkileyemem.
evet. şimdi.
ne diyecektim.
hah.
insanlar birbirlerini bir şekilde kullanıyorlar.
bir şekilde, bir şeylerden, birileri aracılığı ile faydalanabiliyorlar.
yalan söyleyebiliyorlar.
bazı şeyleri hiç söylememeyi tercih edebiliyor, sessiz kalabiliyorlar.
fakat, ikili ilişkilerin bir kısmı bunu kaldırmıyor.
kaldırmaması da gerekiyor bence.
kaldırması gereksiz bence.
veya söylemeyi atladıkların bu kadar fazlayken, söylediklerin bu kadar keyfinin kahyası olmamalı bence.
ben kullanıldığıma canı gönülden inanırım o zaman çünkü.
olmaya çabaladığın bir şey varsa, kendi başına çabalamalısın.
kendine bu kadar odaklanmışken, çabaların arasına karışanlar biraz hafife alınıyor.
biraz yok sayılıyor.
biraz hep senin için oluyor.
bencilliğin sınırları yok.
bencilsen, o işte, o kadar, ötesi yok.
hepimiz biraz benciliz diye bir şey yok.
bencillik başka bir konsept.
limitleri yok.
hiçbir şeyin limitleri yok.
ama var.
benim var.
o bulanık limitime ulaşma hızın, enteresan bir başarı öyküsü.
çünkü o limite ulaştıktan sonra, önceki gün her şeyim olsan dahi artık yoksun.
telafi edilmesinin bir yolu yok.
ve ben hayatından eksildiysem, gerçekten bir şeyler eksildi.
geri dönüşü olmayacak bir şey eksildi.
bunu söylemek ukalalığın dik alası değil, zira ben seni seviyorsam sahiden seviyormuşumdur.
birinin seni sahiden sevmesi önemli bir şey.
sen sevilmeyi hiç önemsemesen de.
ben seni şu anda seviyorsam, hep seveceğimdir.
bunun çok uzaklardaki bulanık limitini bulup da geçmediysen.
sadece o zaman, artık seni sevmiyorum.
artık dünyada yoksun, o denli sevmiyorum.
o denli umursamıyorum.
bu böyle asi bir söylem değil,
seni kınayacak ya da yargılayacak konumda değilim,
bana böyle bir rütbe atanmadı,
ben hiçkimseyim,
bir sürü insanın arasından rastgele bir tanesiyim.
senden yegane farkım, bunun bilincinde olmam.
bilinç bazen önemli bir şey.
bilincini kaybettiğinde de hala aynıysan, çok da güzel bir şey.
birini seviyorsan, sevilen insanın bunu bilmesi güzel bir şey.
sana sevgi gösterdiğim zaman korkmana gerek yok.
ben ilk başta herkesi seviyorum.
işler sonradan değişiyor.
her zamanki gibi bir +'ya bir de -'ye giden iki yön var.
her şey son derece basit aslında.
birinin sana olan sevgisini bilmek, en basit platforma inerek anlaşılabiliyor.
ama en basite inmen lazım.
en en en basit ve sade olan o noktaya.
işte tüm bu sebeplerden dolayı, bana kendini sevdirmek için yalan söylemen dünyanın en gereksiz şeyi.
nihayetinde bunun ortaya çıkmaması imkansız oluyor,
kilometrelerce ötedeki o bulanık sınır hemen dibimde bitiyor.
sonra benden bir daha adımı bile duymak istemeyecek kadar nefret ediyorsun.
hep sana zarar.
sonuç: benim tersim pistir.
şaka şaka. gerçek sonuç şu; yapmayalım yani böyle şeyler. hayat sevince güzel. sevelim sevilelim. ben çok sevgi doluyum diye bi korkup "noluyo lan" demeyelim. vallahi altında bir şey yok. benim default ayarım öyle yapılmış olacak ki, sahiden çok seviyorum insanları. o yüzden "ennnn çok ben sevilcem ennnn çok ben" diye yalanlar da söylemeyelim en baştan. ben her türlü sevip-sevmeyip sonra da asla umursamayarak atlatabilirim, ama sen sevilmek için küçük oyunlar şakalar peşindeysen kendini azıcık bile sevmiyormuşsun demektir. bu da senin için çok hoş bir şey değil biliyorsun. hepimiz özümüzde gayet bebiş insanlarız. kendimizi sevelim, koruyalım, besleyelim. hayat güzel. canımsın. gel öpücem.
4 yorum:
dönüp dönüp okuyacaklarıma ekleyeyim bunu da.
vallahi de kalp, billahi de kalp. bak bu da kafası: <3
sevgiler,
cansu.
:)
operler
Yorum Gönder