Vakti algılayamamak gibi bir sorunum var. Ne saatleri, ne günleri, ne ayları ne de yılları algılayamıyorum. Yaşımı sordukları zaman "18" diyecek oluyorum ilk anda. (Hangi 18?! O 3-4 sene öncesinin cevabıydı!) Ama bence bunun sebebi arada hatırlamadığım büyük bir zaman dilimi olması. Örneğin, 2007'nin sonunu ve 2008'in ilk yarısını hatırlamıyorum. Cidden. Bu büyük bir zaman kaybı aslında. Koskoca 1 sene ne de olsa. Tuhaf. Gerçi 2009'un ilk yarısını da neredeyse hiç hatırlamadığımı fark ettim şimdi. Bu nedir yani? Yaşadıklarıma son kullanma tarihi belirleyip silmeye mi başlamışım bir noktadan sonra? Yok yok, şöyle olmuş muhtemelen: hayatımdan her çıkan insan, zamanı ortak kullandığımız gerçeğini hiçe sayarak o zaman aralığını alıp götürmüş, sonra da büyük ihtimalle yola çıktıklarında önlerine ilk gelen çöpe atıp geçip gitmişler. E bana lazımdı onlar??!
Bir de sabah ezanı başladı şu anda. Datça'daki sabah ezanı tüm dünyadakilerin en korkuncu galiba. Okuyan insan ağız şapırtısıyla girişiyor işe, arada esniyor, öksürüyor, ıhhhlıyor... Ne huzurlu bir yer oysa ki burası, ezan yerine birisi her sabah 5te çıkıp Beatles'tan Because söylese daha mantıklı olurdu. Neyse banane diyebilirim artık, ne de olsa Pazar günü İstanbul'a döneceğim.
Yarın -teknik olarak bugün- Knidos'a gitme planım var.
2 yorum:
inanır mısın geçen ben de bunu düşündüm. hiç bu kadar sene yaşamışım gibi gelmiyor. 40ımızda 50mizde ne olacak allah bilir.
en azından beraber bekleyip göreceğimizden eminim.
Yorum Gönder