"Dostum öyle diyorsunuz ama bu filmlerdeki bayatlığın hepsi popüler dünyanın bize oyunlarından ibaret, siz de böyle yaparsanız...", "Deniz biz seninle buraya ilk defa geldik dimi bebeğim? Aşkım? Nereye bakıyosun ki sen ya?", "Sen bir ömre bedeelsiiin aaaahh sen bir ömre bedelsiiin"
Bir süre bunun tadını çıkardıktan ve yoğunlukla fasılı, birazcık da bu iki masadaki konuşmaları dinleyerek yeşil çay ve Lucky Strikelar tükettikten sonra kalkıp gitmem gerektiğine karar verdim. Çünkü, beni bekleyen işler bunca sesin arasında bile kendini göstermeyi başarıyordu. Yürümeye başladım. Süreyya Operasının önünden geçerken gözüme Saraydan Kız Kaçırma afişi takıldı ve bir anda çok mutlu oldum. Gitmeye karar verip tarihine göz attım. Ama görünüşe göre Saraydan Kız Kaçırma'yı kaçırmıştım. Üstelik daha birkaç gün önce TimeOut'da "Kaçırma: Saraydan Kız Kaçırma" gibi bir başlık görüp hayli dalga geçtikten sonra. Evet. Kaçırdım. O kadar dalga geçmemeliydim belki de. Bu esnada karşı kaldırımda biri tef diğeri zurna çalmakta olan iki adet sokak insanı belirdi. Bir yanımda opera, diğer yanımda zurna. İstanbul'u sevmeyip de ne yapayım şimdi? Yine de o düşünceler içerisinde ilerlerken aniden bir Unicef gönüllüsü tarafından durdurulacağımı bilemezdim. Yürürken ne bir dilenciyi, ne bir Greenpeace üyesini, ne bir anketörü dinlemeyen ben, Unicef gönüllüsü tarafından durdurulmayı kabul ettim. Anlattıklarının çoğunu bilmeme rağmen sözlerini sonuna kadar dinledim, gönüllü olmayı da kabul ettim. Lakin fazla nostaljik bir insan olmam sebebiyle (=kredi kartımın olmaması sebebiyle) onca isteğime ve özenime karşın gönüllü olmayı başaramadım. Elimde yarı doldurulmuş bir form, postmodern yürüyüşümden kayıp bir 10 dakika ile evime doğru olan yolculuğuma devam ettim. Evimin bulunduğu caddenin köşesine varmışken yıllar öncesinden birkaç arkadaşımla karşılaştım. Bir süre onlarla (onunla) konuştuktan sonra tekrar yürümeye başladım ve evimden 5-6 metre ötede yalnızca bir an için durdum. 30 dakikaya daha fazla ne sığabilirdi ki?
Başka bir konu daha söz konusu: Little Ashes izledim. Siz de izleyin. Cidden. Filmin içindeki diğer filmi de izleyin (Un Chien Andolou) , ama mideniz hassas ise o esnada gözlerinizi kapatmayı ihmal etmeyin.
2 yorum:
önden briefingini aldığım yazını pek beğendim. bir de asıl ben özleyeceğim istanbulu deli deli.
peki ben seni nasıl özleyeceğim acaba?
Yorum Gönder