ne biliym? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ne biliym? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Haziran 2011 Cuma

geçmişten gelen mektup yazmışım

2010 baharından beri kullanmadığım eskiz defterimin içinde bir mektup buldum. paylaşmazsam olmaz. gerçekten neler yaşadığımı kimseler bilmiyor, neyin kafası bu arkadaş.

___________________________________________________________________________

sevgili projem,


senden uzun zamandır haber alamıyorum. her hafta buluşacağız diye beklerken hayal kırıklığına uğruyorum. ben burada umutsuz ve bağımlı bir halde senin yolunu gözlerken, sen kimbilir nerelerdesin...


mütemadiyen arazideyim. çaresizlik diyebilirsin, ama sen gelmeden hayatıma devam edemem, biliyorsun. sana ulaşabilmek için, seni anlayabilmek için seni üç boyutlu görmem lazım. arazideki yerini belirlemeye çalışıyorum, ondan bile emin olamıyorum.


senin için rengarenk, türlü çeşit kalemler aldım. geçen mevsim aldığım eskizler hala duruyor. sen yoksun...


seni çözemiyorum. listeler çıkardım, seni resmetmeye çalıştım. ama seni hiç anlayamadım be projem.


zaman aleyhimize işliyor. artık gelmezsen, senin yerini asla tutmayacak formlara gideceğim. sıradan formlarda, sıradan fonksiyonlar çözeceğim. bana bunu yapma. seni gerçekten çok sevmiştim. projem, nerdesin, aşkım, sevgilim bana geri dön. projem, nerdesin.


proje hocası çikolata şeklindeki kalem kutum yüzünden bana adeta bir şiddet curcunasıyla bağırdı. canı çikolata çekiyormuş, seksi kadınlar geliyormuş aklına. böyle bir şeyler anlattı. ama ben bunu şu şekilde duydum: "içimde ateş var atalay, üzüyorsunuz beni..."

6 Ekim 2010 Çarşamba

çok garip

o bu değil de, 2010'un bitmesiyle beraber bir 10 yıllık dönem daha sona eriyor. mesela ben buna ikinci defa şahit oluyorum ve birincisinden çok daha bilinçli bir şekilde şahit oluyorum. 10 yıl uçtu gitti. hatta film şeridi oldu geçti az önce gözlerimin önünden. 90'lardan 2000'lere geçermişcesine mi geçiyorsun sen de 2011'e, ne bu şimdi noldu yani? büyüdün dana kadar oldun kabullen artık. 

geçen gün küçük beyoğlu'nda sorumsuzca içmekteyken şu soru düştü masanın ortasına 'acaba kaç yıl daha buralarda böyle takılıcaz?' bi an kitlendim bunun üzerine. ne biliym? cidden bilemedim. yanımızda resmen iü edebiyat kulübü mezunlar toplaşması gibi bişey vardı. keşke fotoğraflarını çekseydim. o yaşta hala orada mı oluruz ki biz de? noluyo lan? ben anlamıyorum şu anda zaman çok saçma bi hızla ilerliyor bence. 

birkaç hafta önce ise, üniversitenin ilk senesindeki heyecanı ve yeni arkadaşları vs konuşuyorduk. şimdi sıkıntı verici sanki her şey. en çok eğlendiğim insanla yaptıklarım bile hani eskisi kadar eğlenceli değil. ona bile alıştım. spontane yaşadığım şeylere dahi alıştım. çünkü spontane olabileceğimi biliyorum. 

bu aralar beni en çok mutlu eden şey, beklenmedik olaylar dizisi değil de bildiğim tanıdığım olaylar dizisi. 

geçtiğimiz 10 yıllık devrede 'ilk' çoğu şeyi yaşadım geçtim. ilk sigaranın hissettirdiklerini bile özleyebiliyorum. daha bir sürü 'ilk' kaldı belki ama ben en hoşlarını ve en heyecanlılarını yaşadım gibi geliyor. diğerleri çok klişe gibi hani. bundan sonra ne bekliyorsun dersen sana çıkaracağım listede 1 ya da 2 madde olur. git 6 sene önceki cansu'ya sor, sana 10 metrelik liste yapsın.

geri kalanı için tek cümle: what else is there?

nereden geldik buraya dersen, şunu okudum da çağrıştım.

3 Ekim 2010 Pazar

dıt dıt dıı dıt dıt dıdıııı

abrienda'nın blogundan:

Hayatimda ilk defa beyoglunda duz yuruyemedim. Cansu zaten surekli ayakkabimi cikarip duruyordu. Dilara da ceketini dusurmustu onu da tasidim.
GET WASTED dan hoslaniyorduk. Genclik de yasanabilecek guzel anlardan biriydi aslina bakarsan. Hani mtv kliplerinin klise sahnelrindendir ya malum unlu ablamiz arkadaslariyla sarmas dolas sokakta yurumeye calisir.
Adamin biri bizi gosterip bunlar olmus bile dedi. Turkiyede basimiza erkek lazim. Eve kadar birakacak.
Eve kadar arabayla biraksin ki ben o arabada camlar acik cirkin sarhos sesimle ajda pekkan bile soyleyebileyim. Arka koltuk da Cansu da olmali ki bogazici koprusunde kafalarimizi camdan cikarip beraber bagiralim, cakalim, sacmaliyalim.


durup durup gülüyorum dün geceye. araba ve ayakkabı çıkarma kısımlarını hatırlamıyodum, şimdi hatırladım. daha da güldüm. AHAHAHA diye güldüm hatta. o derece.

worst hangover EVER. düşün hala ingilizce konuşuyorum.

tüm içtiklerim arasında en çok suçladıklarım hönönö ve sex and the city shot plate. beynim acıyor şu anda. 
sabah uyandığımda günlerden ne olduğunu bilmiyordum, o derece. 'dün biz şeyettik.. önceki gün neettik? ne? kimle?' diye düşündüm uzun uzun.

ha bir de, taksim'de en azından civarda bir erkek arkadaş bulunmaksızın girls night out filan yapamayacağımızı anladım. gecenin 2sinde nasıl ortada kalınır, nasıl araç bulunmaz, nasıl adım başı laf yenir onu öğrendim. şu an çok bilgiliyim. 'nerdesin beni al ortada kaldım' diye aradıktan takriben 1 dakika sonra akm'nin önünde arabayla beliren türden bir erkek arkadaş olursa da ne kadar mükemmel hem. (lan eskiden böyle değildi? gayet maksimum 10 kişi dolmuş sırası beklerdim ya da çat diye binerdim 110'a. noldu ya?)

of beynim çok acıyo. kelimeleri 80 kere silip baştan yazıyorum. telefonumda dünyanın en komik fotoğraflarını buldum. 3d max ödevimi allah yapsın. bende 203 tane aspirin içeyim. veronika ölmek istiyor. filmekimine de sen git. biz dvdlerini alıp evde seyredelim. 

beynim yok. şu an bence 10 satır saçmalık değil de kitap yazdım. öyle bi yoruldum.

blogumu da halka geri açıym dedim. beklenmedik kişilerden aldığım 'yazıklar olsun niye kapalı o blog' bakışları ve bir adet facebook mesajı bana blogumu halka geri açtırttı. 

ama galiba hala biraz sarhoşum. 

beöön mökemmmaeöl diyyyiliiğmm! - quote from küçük sırlar bölüm 1 

Web Analytics Real Time Web Analytics