reklamlaar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
reklamlaar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Şubat 2011 Cuma

mhohoh

2 Şubat 2011 Çarşamba

huzur isyanda

viya, seviyorum.
az önce kendisine de söylediğim üzere, övünüyorum arkadaşımla.
sevdiğin insanlara bakıp gurur duymak muhteşem bir hismiş.
neşelendim.

youtube videosu bulamadım, ama bu var tık

bir de şunlar var:





ayrıca buradan albümü ücretsiz olarak indirebilirsiniz, http://www.viyaband.com/
o kadar da içtenler yani.
indirin, dinleyin.
ne de mutlu ediyor dinlemek.


hayata tümüyle tutkun, birşey seçip seven değil

15 Kasım 2010 Pazartesi

tatil mi?

tatilimi hunharca dizi izleyerek, internetten alışveriş yaparak, sadece kahve için veya abimle alışveriş yapmak için dışarı çıkarak geçirmekten ve zırnık ders çalışmamaktan o kadar zevk alıyorum ki her gece laptopla uyuyakalıyorum. beni bir sevgilinin tutabileceğinden daha sıcak tutuyor hem. ayrıca ben ona dur diyene kadar beni eğlendiriyor.

o değil de, sigarayı bıraktım. 4 gün oluyor. beni tebrik et.

sigarayı bıraktığım gibi gidip muzlu şampuanımı aldım, çilekli vücut spreyimi, karpuzlu vücut losyonumu aldım. strawberrynetten aldığım yepyeni parfümüm ise ne denli güzel kokuyor hiç sorma. sigara iğrenç bişeymiş blog, sigara ölsün. o kadar güzel kokuyorum ki. oh may gad..

bugün şu insan bana half psychotic dedi. kırıldım. sonra kendisinin half psychotic olduğunu ispatlayan bir hareketle kırgınlığımı yok etti. reklamın iyisi kötüsü olmaz diyerekten, okuyun blogunu. herhangi iyi bir şey söylemeksizin sadece beni manipüle ederek kırgınlığımı yok etmeyi başaran insanın blogu okunur.
nokta
.

4 Ekim 2010 Pazartesi

reklam! yine.

Evde kedim Fırfır’ın ölüsünü bulduğum gibi bu cehennemden çıkma Ağustos gününde kendimi dışarı atıyorum. Sıcaktan nevrim dönmüş.Bir şeyler içmem,serinlemem gerekiyor.Tekel’in birine dalıyorum.İçerde yaşlı bir kadın.Britanya’dan fırlayıp Ataşehir’e gelmiş adeta.

“Hava çok fena di mi evladım”diyor.

“Aynen,teyze”diyorum.”bi ice tea versene?””Şeftalili olsun” diye ekliyorum.

Ice Tea kutusunu uzatıyor.İnceliyorum.”Tamamdır,alıyorum” diyorum.

“Ver şu kutuyu”diye çıkışıyor ters ters.

“Anlayamadım”gerçekten anlayamadım açıklayamıycam bunu.

“Ice Tea’yi almıyacağını ikimiz de gayet iyi biliyoruz”.”buradan doğruca çıkacaksın,dünyayı turlamak için bir tekneye atlicaksın,sonra ıssız bir adaya düşüp,3 sene boyunca her gün bi düğmeye basıp dünyayı kurtarıcaksın.Ve bunları yapmazsan herkes ölücek” diyor kadın.

“Şaka yapıyor olmalısın.”diyorum.

Ardından beni kandırdığını söylüyor ama şu anda dükkanın önünden geçen kadınla beraber olmazsam gerçekten herkesin ölüceğini söylüyor.Bahsettiği kadın sarışın,benden uzun ve iş kıyafetlerinin içinde taş gibi duruyor.

Tabii ki ona inanmıyorum.”Yaşlı bunak”diye söyleniyorum.

“Şurdaki adama bak” diyerek karşıdan karşıya geçen bi adamı gösteriyor ve bir saniye sonra çat.Adam,belediyenin kapatmayı unuttuğu bir rögar deliğine düşüyor.

“Şimdi bana inandın mı?”diyor gizemli teyze.”Tabii ki hayır” diyorum teyzenin gösterdiği kadının peşinden giderken.

Kadının girdiği bara giriyorum ben de.Önce bir içki ısmarlamayı öneriyorum,muhabbetimiz koyulaşınca yemeğe davet ediyorum.O ise içki üstüne kokoreç yemeye bayıldığını söyleyince beraber Koko Musti’ye gitmemizi öneriyorum.

Kokoreçlerimizi yedikten sonra onu evine bırakıyorum,ve beni kahveye davet ediyor.Dünyayı kurtardığım bir gün daha..



Doktor Muharrem bu anlattıklarımı tepki vermeden dinlerken başını aşağı yukarı sallayıp durdu.Sonra yanıma gelerek “Nuri” dedi.”Sana kötü bi haberim var.Aslında bakkaldaki yaşlı teyze gerçek değil.Bak,sen bakkaldayken çekilmiş bir fotoğraf.İçerde kimse yok.”

Gerçekten de bomboş dükkanda gidip dolaptan Ice Tea alırkenki bir fotoğrafım bu.”Ama”diyorum.”O teyze bana Ayşe’yi gösterdi.Teyze gerçek değilse ben nasıl Ayşe’yi fark edip peşinden gidip 1 senedir kimseyle beraber olmadığım halde şak diye onu yatağa attım?”.Doktor Muharrem kafasını sağa sola sallayıp duruyor.”Hayır Nuri” diyor.”Ayşe de senin hayal ürünün.O gerçek değil” diyor.Koko Musti’de tek başıma kokoreç yerken çekilmiş fotoğrafımı sallandırıyor.”Yoo” diyorum.”Bu gerçek değil,fotoşop”.Sağ alttaki tarihi görünce beynimden vuruluyorum.O geceyi gösteriyor.

“Peki” diye başlıyorum ama devamını getirmekte biraz zorlanıcam.”Ayşe gerçek değilse,o gece kimle beraberdim?”

“Sana bunu söylemek zorunda kalmıyacağımı umuyodum”diyor Doktor Muharrem.”Ama hastalığın çok ilerlemiş durumda,o yüzden bunu görmeden bana inanmazsın” diyor.Sıradaki,o gece Ayşe’nin evinde çekilmiş bir fotoğraf.Ama Ayşe yok.Ben ve sevimli kedim Fırfır pek samimi bir şekildeyiz..



İki Dürüm Bir Cenaze, Ufuk Özkul, 06 Mart '10




evet hadi bence şuraya bi yolculuk lazım: http://ufukozkul.blogspot.com
çokseviyorum.



24 Eylül 2010 Cuma

kim gelmiş?

http://doldurusagelmiskalem.blogspot.com/

bu insan, çok özel bir insan.

8 Eylül 2010 Çarşamba

reklamcı mı olaydım?

http://www.burakerzincanli.com/

bayılıyorum. sen de bak.

8 Haziran 2010 Salı

kimin eli kimin cebinde

kişisel meselelerim ile müziği birbirinden ayırdım. din ve devlet işlerini ayırırcasına. hunharca ayırdım. evet. biraz da böyle buyrunuz: http://lacemesh.blogspot.com/
Web Analytics Real Time Web Analytics