2 Mayıs 2010 Pazar

aktiflik ödüllerinizi dağıtıyorum

3. en aktif ziyaretçim turin'denmiş. italya'dan. aeaaa kim ki o acaba? gerçekten şaşırdım.
2. en aktif ise durham. şaşırmadım.
en aktif ve en birinci ise istanbul'dan. kim acaba, onu da bilemedim ama teşekkürler istanbul. öptüm.
en az aktif ziyaretçim de sofya'danmış. bence güney. güney? güney değilse kim, ona da şaşırırım.
bi de ısparta'dan bir okuyucum varmış. ona da baya şaşırdım. ne tıhaf. 

nokta

ürktüm - II

dün vapurda yanımdaki arkadaşımla konuşurken şöyle bi cümle kurdum:

"bence arkadaşlar da cep telefonu gibi. böyle mesela cep telefonunu ilk başta çok severek ediniyosun, ama 1-1 buçuk yıl gibi bi zaman sonra ne kadar zorlarsan zorla çalışmıyo. illa ki atmak ve yenisini almak zorunda kalıyosun. ya da bozuluyo eskisini taşıyosun yanında yine bi süre. işte arkadaşların da öyle bi süresi var bence."


sonra ne duyarsız ve ne öküz bişey dediğimi fark ettim. sanki arkadaşları parayla alıyorum da bozulup kullanamayınca atıyorum gibi oldu. oysa ki onu demek istememiştim. kafamda çok farklı bişeyler canlanmıştı.

demeye çalıştığım şey de şuydu:
şimdi mesela biriyle tanışıyorsun. konuşurken, vakit geçirirken eğleniyorsun. bu yüzden daha sık vakit geçirmeye başlıyorsun. belki de zamanla gittikçe daha sık. sonra bu bir düzenmişcesine oturuyor. bazı şeyler ritüelleşiyor. ama öyle bir noktaya geliyorsunuz ki, ne zaman tanıştınız veya neden bu kadar yakınlaştınız bilemiyorsun. bir şey oluyor ve unutturuyor. sadece yakın olduğunuzu biliyorsun. ve düzeni. ve ritüelleri. ama bir şeylere kırılıyorsun veya kızıyorsun veya sıkılıyorsun basitçe. veya bir bakıyorsun ki aslında artık hiç eğlenmiyorsunuz ve çok çok alakasızsınız. genelde uzun süreli arkadaşlıkların bir noktasında insanın başına bu gelebiliyor. şartlardan dolayı mı yoksa gerçekten kişisel sebeplerden mi yakınlaştığını unuttuğun arkadaşlarınla mesela.
sonra diğer arkadaşlarınla ilişkilerinize bakıyorsun. belki bir kısmı aynı süreçten geçti çoktan, bu süreçten geçip de kurtulan bir şey görmemiş de olabilirsin. ben gördüm fakat ne bileyim, sanki bazı insanların süresi varmış gibi işte. bundan bahsetmeye çabalamıştım.
en garip tarafı da aslında başına böyle bir şey geldiğinde bir defa kabullenirsen, diğerlerinde duyarsızlaşabiliyorsun. "bu da böyle oldu" gibi bir hissiyat. eğer her anını birlikte geçirdiğin bir dönem olmuşsa bir süre de o sevgilinden ayrıldığında olan bir şey duyup/görüp aklına gelme ve söylemek isteme ama yanında bulamama meselesini yaşıyorsun. belki. ne kadar duyarsızlaştığına bağlı tabi.

sonuç: son kullanma tarihi dolan ya da sadece kafanda kazara bir yere koyduğun ve en baştan beri veya bir noktadan itibaren aslında oraya ait olmayan şeyler hayatından çıkmasa bile kesinlikle bilindik tadını kaybediyor ve başka bir şeye dönüşüyor.

sonuç II: sonuç çıkarıcam derken çok kompleks bi cümle kurdum, üzücü gibi.

ürktüm

bi gün çıkıp "hayır süleyman, ben sana değil aşka aşığım" gibi bi açıklama yapıcam diye çok korkuyorum.

not: süleyman diye biri yok, sen sormadan ben söyliym.

magazinsel yönüm varmış

bikaç gün önce bi yazımın popo taraflarında "leave my man alone you bitch" yazmıştım.
bugün "şöyle bişey yazmışsın o neydi ki?" diye sordu 2 kişi. dün de 1 kişi sordu. etti 3.

şimdi efenim 3 kişi sorduysa zaten hayatıma uzak insanlar değil yakın insanlar sormuştur dimi? evet.

kime "my man" diyor olabilirim ki acaba?
ve kime "you bitch" diyor olabilirim?
cevap veriyorum: hiçkimseciklere. eğlenceli bir miss li şarkısıydı o, o an dinliyordum.

ve o şarkıyla bağlanabilecek tek yanım "you bitch" denilebilitem olabilmesi. acı ama gerçek. gerçi çok da acı değil. birisi erkeğime yapışmadı sonuçta. o yüzden böylesi daha iyi.

i'm the crazy bitch around here desem şimdi, ne diyosun demezsin umarım. onu da blair diyordu bir gossip girl bölümünün sonunda.

ama tamam, evet, i'm the crazy bitch around here.

ve evet, o kadar canım sıkıldı ki böyle basın açıklaması yaptım.
gelmiş geçmiş en saçma cumartesi günü olabilir.
olmayadabilir.
daha sıkıcılarını gördüm.

resmen bi dediğim bi dediğimi tutmuyo ha.

1 Mayıs 2010 Cumartesi

o öyle.

bence en mantıklısı cocopops yiyip dizi izlemek. pazartesi jüri varken.
neden olmasın?!

08:12

bazen de bazı anlar insanın beyninde tekrar eder durur ,
kendiliğinden değil ama..bilinçli olarak tekrar başa sarılır film.
onlardan bahsediyorum su noktada
eğer kayıpsa o an, iç acısı eşlik eder her tekrara.kaybetmediysen ne mutlu, gülümsersin sadece.
ufacık bir detayın, mesela bir gülüşün, minik bir soz obeginin
bir göz göze gelişin beyni bu derece yorması ilginçtir.
bir noktada kontolden cıkar hersey.
hayatının milyonlarca karesi arasından sıyrılması,
onu sonsuza kadar hatırlayacağın anlamına gelmez elbet.
gün gelir, o da silinir.
her şey silinebilir.
(alıntı: üşüdüm ben - tıklanabilirkısımbukısım - 30 Nisan, 08:12)


bu.

seni o kadar çok seviyorum ki. 
ve diğer hissettirdiklerini de adın gibi biliyorsun bence.
Web Analytics Real Time Web Analytics