23 Şubat 2010 Salı

se-sa ve üç nokta

dün sabaha doğru bina yapım rehberi isimli kitabıma sarılarak uyuyakaldım. jason mraz'ın bütün albümlerini itunes'a fırlatmıştım akşamın başlarında. gece boyunca onu dinlemiş bulundum elbette. ilginç oldu.

bu arada tam şu anda fark ettiğim bir şey var, kendi lafımı keseceğim o yüzden. okula gitmediğim zaman (mesela bugün gidemedim) okul tam karşımda dikiliyor. evet, odamda pencereden baktığımda karşımda kayışdağı duruyor öyle heybetli heybetli. uzak, ama orada simsiyah dikiliyor işte. ürpertici biraz. hani evet görüyorsun ama "artık çok geç gidemezsin ha-ha!" gibi.

neyse, bu aralar yine kafam karıştı. hayatım boyunca istediğim mesleğe sahip olma yolundayım, ama işin eğitim kısmından sonra ne yapacağıma dair fikrim mütemadiyen değişiyor. istediğim şeyi mi yapmalıyım, mümkün olmasa bile denemeli miyim? en uygun olan şeyi bulup onu mu yapmalıyım, en çok para kazanacağım şeyi mi yapmalıyım? bu soruları doğru cevaplamaya çabalamak mı lazım? kafamın içinde böyle tilkiler fink atarken, ben sadece yanımda sevdiğim bir insanla istanbul'daki tüm sanatsal aktiviteleri takip etmek, film izlemek ve kitap okumak istiyorum. hatta avrupa'daki sanatsal aktiviteleri de takip etmek istiyorum. ispanyolca kurlarımı tamamlamak ve fransızcaya başlamak istiyorum. fotoğraf çekmek istiyorum. yapabileceğim en mutlu edici şeyin uyumak olmasını istemiyorum. ve bu şekilde 1 yıl geçirmek istiyorum.
sadece etrafa yapıştırdığım post it'lere yazdığım işleri yaparsam nihayetinde böyle bir şeylerle karşılaşabileceğime inanmak istiyorum. hayatımdaki hiçbir şeyin ciddileşmesine tahammülüm yok, hiç olmadı. artık olsun istiyorum. şu anda bunu kendime itiraf etmiş olmam bazı değişikliklere sebep olur belki. hayatımda en çok vakit geçirmek istediğim insana hiçbir zaman ciddi olamadığı için sinirlenip durmaya hakkım olmadığını anladım mesela. ben onu ciddi olmadığı için seviyorum demek ki. evet, bu ilginç oldu.

aylardır dergiye yazı göndermiyorum ve işe gitmiyorum. okula ve özel hayatıma odaklanmam gerektiğine karar verdim. ama böyle de rahatsız edici oldu. ikisini bir arada yürütmenin yolunu bulursam, belki biraz rahatlarım. birazcık, sadece birazcık daha ciddiyete sempati duymayı ve eskisi gibi yorgunluktan korkmamayı başarabilirsem... bu kadar çok şeyi aynı anda istemesem, sabırsız bir insan olmasam... se'ler sa'larla doluyum.

tam da bu düşüncelere kapılıp gitmişken, An Education izlemem faydalı, hatta yol gösterici olmalıydı. fakat olamadı. kendime şaşırıyorum.


bu da sürpriz şarkı olsun; http://fizy.com/s/1a4jij


Hiç yorum yok:

Web Analytics Real Time Web Analytics