ben atar yaparken atarımı 'ne yiyosun sen ya?' sorusu ve 'sinirlendikçe snickerslar yiyip durmana bayılıyorum' ifadesiyle kahkahalar atarak bölen ve beni de ağzım dolu halde güldüren bitanecik arkadaşıma,
'cansu..biraz abartıyo olabilir mi?' diye benden şüphelenmeye başlayan arkadaşımın sevgilisine,
görüşebileceğimize dair 'inancını yitiren' bir diğer sevgili arkadaşıma,
adeta 1 buçuk yıldır durmaksızın aynı planları kesitleri çiziyormuşum hissini veren projeme,
komikli videosu tükenen ve hiçbir güldürücü özelliği kalmayan sanal dünyaya,
'ulvi tesadüflerimizi' neden artık yaşayamadığımız konusunda oturup beraber 20 dakika kaşlarımızı küçük emrah yaparak darlandığımız arkadaşıma,
artık hiç yeni ve ilginç şarkısı kalmayan playlistime,
okumak istemediğim çok güzel sınav konusu kitabıma,
dışarı çıkamamam için her türlü şartı her zaman yerine getiren hava-sınav takvimi sempatik ikilisine,
odamdaki hızla artan çikolata çöpü, boş sigara paketi yığınına,
yarınki iki zırtapoz finalime aklım projede kaldığı için asla çalışamayışıma
ama projeyi yapmaya kalkışınca da finallere meyleden aklıma,
sebepsiz ve her daim benim bir parçam olmak konusunda ısrarcı olan mide bulantıma,
günlük yiyecek/içecek tüketimlerimin en azından uyku ile kesildiğine sevinirken kısıtlanıp düdük kadar kalan uyku süremin standart iki yemek arası kadar olan süreden bile kısa olmasına,
televizyonun ondan geldiğini bildiğim halde bi noktadan sonra sürekli 'kulaam mı çınlıyo lan?' diye şüphe yaratan cızırtısına,
bilgisayarın sessiz bir ev aleti gibi davrandığı halde çıkardığı harhar fan sesine,
yer yer vokale başlayan sinsi ikinci fan sesine,
sürekli cevap atmayı unuttuğum önemli mesajları sanki sarhoşmuşumcasına hatırlayıp hatırlayıp unutabilişime,
sonra 'çok unuttum ya utanırım şimdi cevap atmıym' diye (kimbilir ne hayatlar harcandı bu sebepten) asla cevap atmamama
456 yılda bir tutulduğu savunulan (ya da ben her şeyi çok yanlış anladım) ama yaşantım süresince en az 3 kere daha tutulduğundan kesinlikle emin olduğum ay'a,
sabah yediğim menemen miktarının coşmuşluğuna,
aynı yerde sürekli oturmaktan sol tarafımdaki kalorifere çılgıncasına alışıp artık dışarda hep sol bacağımın üstünün şımarıkça ekstra üşümesine,
biten sıvı sabunun tepesine ısrarla ve inançla 'gelcek gelcek' diye basıp sürekli pofrtpofrtpofrtpofrtpofrt sesini duymama ama asla eve sıvı sabun alan insan olmayışıma,
aynı anda yemekten kaçtığım ıslak-kuru /ama kesilmesi gereken ikili yiyecek kombinasyonlarını aslında sadece yeni ve temiz bir bıçak daha çıkarmaya son derece üşendiğim için aynı anda yemediğimi daha kendime yeni itiraf edebilmeme,
delicesine özlediğim o eski, o mazide kalan, o cici, o hahaha hohoho, o gezmeli bişili, o hoş, o sevgi dolu, o eğlenceli hayatımın yerini alan gözleri yarı açık ve iç sıkıntılı yaşanan hayatıma,
SELAM KANKA NABER? diyor ve çalışamama döngüme geri dönüyorum. önce bi gelen maile cevap atayım da.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder