şu anda denize gitmeye üşenen insanım.
ebay'e girip bakınca bir anda kenardaki "shop for school" yazısını gördüm.
nasıl istedim şu anda lisede olmak. hani eylül ortasında dönecekmişim okula, yeni defterler/kalemler bikbik alacakmışım. formama uygun siyah konseptli bir takım hırkalar filan peşinde koşacakmışım. okul başlayınca hep tanıdık yüzler, arkadaşlarla beraber 40 dakikalık dersler, aralar, hatta öğle araları olacakmış. öyle belirsiz ve herkesin programı farklı değil. derste "allah kahretsin bugün hocaya ne göstercem, bugün ne çizcez ki acaba" veya "bugün de şunu yaparım işte hocaya şunu sorarım ne bilm geçer bugün işte" kafası değil. her gün başka insanlarla kontak halinde olma mecburiyeti değil. gidiyosun, işte soru filan çözüyosun, not tutuyosun, hep aynı insanlar yanında. sağında solunda önünde arkanda oturan insanlar bile çok konuşmazlarsa aynı yerlerinde oturuyorlar. ilk tenefüste hep aynı patatesli açma ve çaydan dilim yanıyor. öğle arasında hep aynı enteresan ice tea ve çamlık yolu. hava soğuksa sıcak çikolata alırım, kesin, net. şimdi bu olmuş bitmiş kaynaklı kurguma devam etsem saatlerce yazarım. iyice özlerim. o yüzden devam etmiyorum.
her şeyin hoşuma giden taraflarını hatırlamam çok büyük bir sorun olabiliyor bazen. hiçbir şeyin arkasından aylar sonra "allah cezasını versin oh iyi oldu bitti püü rezil" falan diyemiyorum mesela. "ama şu da güzeldi.. şunu yapardı ne tatlıydı, ne eğleniyoduk ya.." diyorum onun yerine. arkasından bela okunası bir durumu özleyebiliyorum. bunun, şu andaki durumdan memnuniyetsizliğimle ilgisi yok üstelik. "tey tey" diyorum gibi düşün. zamanla, özleyeceğim şeyleri sezmeye ve onları anında canımdan bir parça haline getirmeye başladım ki bu da çok hoş bir durum değil. yanımda olan insanı gitmiş gibi, devam eden bir şeyi de bitmiş gibi özlemle seviyorum. sonra cansu'nun sevgisi niye hep patlak. al işte bu yüzden. sigara kutusunu bile "birazdan biter ya bu" diye severek tutuyorum. o yüzden hep 2 kutu alıyorum sigarayı. hatta dondurmayı dahi 2 kutu almaya başladım. nedir bu işin sonu bilemedim.
lisemi, bir kaç yıl önceki saçımı, 2007de sürekli giydiğim ama şu an kayıp olan tişörtümü, annemin ben çocukken kullandığı parfümü aynen şiddetle seviyorum. çeken ve düdük kadar kalan ama vaktiyle her gün üzerimde olan hırkamı atmıyor, bin yıl önceki başka bir durumdan bugüne kalan fotoğrafları, mailleri silmiyor veya mektupları atmıyorum. bunun işlemediği tek yer, kaybolan arkadaşlık sendromu galiba. sevgimi göz ardı eden arkadaşı, ona verdiğim değeri idrak edemeyen insanı asla ama asla ama asla affedemiyorum. boş gözlerle "naber ya" diyorum. sonra da şakalar bişeyler işte hep.
2 yorum:
mektuplar kelimesini okuduktan sonra gittim ben yea.
oha ben de sigarayı ikişer alır oldum biter de kalırsam diye. lise anıların da beni hazırlık yıllarıma götürdü. izmire kar yağmıştı bi gün nası deli mutlu insanlardık ama ya.
eee ne bok yiycez aq mezun bile olduk.
i wish i was a high school girl.
Yorum Gönder