6 Ağustos 2011 Cumartesi

ev üzerine



yahu ben yine istanbul'u özledim. başıma bela mısın be şehir, bi dur, tatil yapıyorum şurada. sende olmayanları başka yerlerde buluyorum filan. hava mis gibi, deniz desen şahane, yemekler ayrı bi dünya, gökyüzü bile bi değişik güzel, hazal desen geliyo. ama yok, ben şımarığım ya, son 2 aydır kin kustuğum istanbul'u köpek gibi özledim. hayır ben gittim işte, o gitmedi ki, onun özlemesi lazım. ama yok ben özlüyorum. bi kere de sen beni özle eşoleşek şehir? bensiz yapama? olmaz mı?

bu sabah uyandığımda yanımda istanbul'daki komodinim varmış gibi el hareketleriyle telefonumu aradım ama saçma sapan bişeylere dokundum. hiç de komodinime benzemiyodu. bi uyandım minnak bişey baş ucumda, tavana baktım pervane yok, renk bi değişik, karşımda pasparlak bi hava. noluyoruz dedim. istanbul'da olmadığımı ısrarla reddettim adeta.

akşam bişeyler yapasım geldi ama ne istediğimi bulamadım. içimde bi siniri sıkışmışlık, bi kararsızlık. sonradan anladım ki hönönö içesim varmış. hı hı, küçük beyoğlu. elimizde mambochino, bambu beach bar, eclipse bar filan var. bir de rakılı mezeli yerler. olmaz ki.. (farkındayım ramazan ama açıkçası sallamıyorum, yapacak bir şey yok)

sonra ne bileyim bir de içimde bi heyecan, bi istek var ama onun da ne olduğunu tam idrak edemedim. sonra dilara aradı. aklım çıkmış da yerine hiç bitmeyen akü takmışlar gibi sonsuza kadar konuştum. anam, kitap mı anlatmadım, erkek mi çekiştirmedim, hiç tanımadığı insanların bile bişeylerini anlattım resmen. fark ettim ki, deli gibi özlemişim. taze aşık olduğum sevgilim olsa bu kadar özlemezdim yemin ediyorum. saçını bile özledim kızın. saatlerce aynı yatağın iki ucuna oturup ortada sabit küllük ve gelip giden çeşitli içeceklerle çılgıncasına konudan konuya zıplayarak konuşmayı özledim. gezerken "şurda nolmuştu hatırlıyo musun heoheoaheoa" diye nostalji yapmayı özledim. saçma sapan şeyleri sırf birlikte olduğumuz için aniden idrak etmeyi özledim. "gerizekalı" deyip sonra kahkaha atıp sarılıp "aşhıııım bideneem" diye sevgi kusmayı ve bunları hiç yadırgamamasını özledim. oturup alakasız bişeyden konuşarak tavuk pilav yerken aniden durup "bira mı alsak ya?" demesini benim "oha evet" dememi ama sonra benim bira diye gaza gelsem de kırmızı şarap içeceğimi adı gibi bilerek ona göre alışveriş yapıp gelmesini özledim. say say bitmez işte.

hazal'la günlerce konuşmayıp ardından mesaj atıp çat diye görüşmeyi özledim. buluşalım dediğimizde sırayla bi bambaşka yerleri algılayıp umarsızca oralara gitmeyi ya da tamamen aynı yeri algılayıp sorgulamaksızın orada ilk gidenin beklemesini özledim. gizemli bi şekilde ben konuşmaya başlamadan suçlu suçlu bakışımdan "bi bok yediğimi" hissetmesini geçtim, ne bok yediğimi de çok iyi bilmesini özledim. her zaman doğru soruyu sorup beni kitlemesini özledim. her zaman en doğru şeyi hazal yapar derken dünyanın en saçma konusunda en komik şaşırma efektiyle kitlenmesini özledim. ne zaman buluşsak mutlaka en gerizekalı insanları çekmeyi özledim. içmeye başlarken "birazdan sarhoş olcam ve çok saçmalıycam" kafasına girmesini özledim. bira içmek isterken bi yandan da limonlu kola içmeyi de deli gibi arzulamasını ve sonra sırayla ikisini içecek diye beklerken çat diye kahve içmeye karar vermemde beni desteklemesini özledim. eşlik etmemenin imkansız olduğu bi kahkahası var ki en çok onu özledim. hep salakça şeyleri arka arkaya yapmama rağmen, bana doğru olanı göstermesini ve benim gidip yine en salakça şeyi yapmamı ve buna rağmen tıpkı bir anne gibi sabırla ve neşeyle bana yol gösterici konuşmaları çaktırmadan yapmasını özledim. yalnız veya kalabalık içinde olalım, tek bişey üzerine birbirimize dönüp tamamen aynı duruma kahkahalarla gülmeyi veya şoka girmeyi özledim. her girdiğimiz yerde en olmadık ama en istediğim şarkıların sırf yanımda o var diye çaldığına inanmayı özledim.

barış ve erdal'la otururken aniden dünyanın en saçma konusunda saatlerce beyin fırtınası yapmayı, selülitli kızları kesmeyi ama selülit radarı sadece barış'ta olduğu için erdal ve benim her kızın bacaklarını güzel sanmamızı özledim. kadıköy'e gidelim dediğimde bunu otomatik olarak beyinlerinde "dayıya gidebiliriz, ama kesin akşam liman'da bulut içelim" olarak çevirebilmelerini özledim. barış "cumartesi bişey yapalım" dediğinde kafamda otomatik olarak "eminönü'ne gitmemiz lazım" diye çevirmeyi ve sorgulamamayı özledim. sırf keyfim öyle istedi diye buluşmaktan vazgeçmemi yadırgamamalarını özledim. evden çıkıyorum dedikten 2 saat 15 dakika sonra evden çıkmamı yadırgamamalarını özledim. barış'ın "bi eve uğrayıp çıkcam, 40 dakikaya ordayım bence" dediği zaman 40 dakika = 2 buçuk saat olduğunu barış'tan daha iyi bilmeyi, erdal'a hadi buluşuyoruz dediğimde o esnada belki de istanbul'da bile olmayabileceğini bilmeyi özledim. sinemaya gidip çıktıktan sonra eve gidicem diye diretirken barış'ın acıkmasıyla girdiğimiz fitaş kfc'de "yemicem ben" dediğim zamandan 10 dakika sonra barış yemeğini aldığında patatesini yiyip içeceğini içmemi ve barış'ın yadırgamamakla kalmayıp bir de ağzıma tavuk uzatmasını özledim. sarhoş olup eve gitmeden önce oturduğumuz yerde tuvalete giderken barış'a kredi kartımı bırakıp, yanlış şifreyi söylediğim halde şifreyi bilip hesabı ödemeyi başarabilmesini özledim.

taksim'e geçtiysem batu'yu, ekin'i ve ahmet'i kesinlikle aramayı, onların kadıköy'e geçerken beni kesinlikle aramalarını ve nihayetinde hiç beklenmedik anlarda buluşup sapık gibi eğlenebilmeyi özledim. onların yanındayken yalnızken olduğumdan bile daha çok kendim olabilmeyi ve bunun karşılığında sevildiğimi nerdeyse dokunulacakmış kadar gerçek bir şekilde görmeyi özledim. "ben bi bok yedim.." diye başlayan cümlelerimi 3 aydır görüşmüyor olsak bile tamamlayabilmelerini, önüme gelen birayı kesinkes bitiremeyeceğimi bilmelerini, "x napıyor" diye soruyorlarsa o cümledeki x'in tam da ne yaptığı sorulması gereken kişi olmasını özledim.

amansız bir şekilde moralim bozuksa ve istanbul'un öbür ucundaysam bile somer'e "kötüyüm ben" dediğim anda gelmesini özledim. kırıldığımı veya kırılacağımı hissettiği anda gönlümü almaya başlayabilmesini özledim. aramızdan birisi bir şey istiyorsa, canı çekiyorsa sanki kendisi dahil hepimizin birden canı çekmiş gibi hışımla onu alıp gelmesini özledim. sigara bitmeye yüz tuttuğunda masadan kalkıp gidip herkese 1 paket sigara alıp gelmesini özledim. sabahın köründe gelirken direksiyon başında ara sıra uyuduğunu düşünsek bile ekmek almayı ihmal etmemesini özledim. uykusunun içine edip sabah 5'te "bişey anlatcam" diye arasam da "noldu canem" diye cevap verip dinlemesini, bir de tepki verebilmesini özledim. "abuk subuk" diye iki cümleden birinin sonuna ekleme yapmasını özledim. arabasında amansızca sürekli sigara içmeyi özledim. sarılınca çıkardığı komik sesleri özledim. saçlarını karıştırıp guzuuuuuum diye cırlamayı özledim.

mert'in durup dururken yolladığı "sen ve 3d gözlüklerin aranıyorsunuz :)" "yarın napıyosun mangal yapcam gel"  mesajlarını, türlü çeşit ayılıklarını bile özledim. uğur'un saçma sapan saatlerde arayıp "caddebostan'dayız gelsene kıs" "şimdi bu işi çözse çözse cansu çözer dedik bak şimdi.." diye tatlı tatlı sarhoş konuşmasını özledim.

özlediğim insanları listelesem bile bitmemesine sevindim şu anda da.

beni bu kadar sık gülümseten herkesi özledim. mis gibi tatil yaparken onları özlemeye bile bayıldım. istanbul'u özledim deyince aklıma mekanlarla birlikte gelen bir sürü insanı sayınca inanılmaz güzel ve uzun bir liste çıkmasına da bayıldım. iyi ki her gece rüyamda her tanıdığım insanı görüyorum. her ne kadar bilinçaltım "sistem saks" bi yer olsa da, "seni çok özledim" diye attığım mesajın mutlaka "seni dün gece rüyamda gördüm" veya "uyumadan önce seni aklımdan geçirdim" anlamına geldiğini ,"seni rüyamda gördüm, çok komik.." diye başlayan bir mesaj attıysam, "seni özledim demek istemiyorum şu an çok alakasız olcak ama aslında özledim yea" demek olduğunu, bunu adın gibi bildiğini adım gibi bilmeyi de çok seviyorum. hayatımdaki herkesi çok seviyorum. sonsuza kadar da şımartıcam. sonuna kadar hak ediyosunuz olum!

en aptal ve mesut bir fotoğraf ile cheers hepinize cücülerim 






5 yorum:

dido dedi ki...

♥♥♥♥ ♥♥♥♥♥♥♥
♥♥ ♥♥ ♥♥ ♥♥
♥♥ ♥♥ . . ♥♥ ♥♥
♥♥ ... ... ♥♥ ♥♥
♥♥ .......... ♥♥ ♥♥
♥♥ ......... ♥♥ ♥♥
♥♥ ♥♥ ...... ♥♥ ♥♥
♥♥ ♥♥ .... ♥♥ ♥♥
♥♥♥♥ . ♥♥♥♥♥♥♥

♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥♥
çok liseli. am abi okdrda CD hesabi kaliteli:D auhahua
okdr mal geldiki su an yazdıklarım uyanıklık kafamdan cıktım o derece. nese lame falan dinlemem. seviorum lan seni.
ayrıca ben biliyorum istanbulda deli gibi ozledi seni.

dido dedi ki...

ya okdr urasıp c kalp d falan yazmıstm sik gbi ckmıs burda

Cansu dedi ki...

ya♥ ölürüm sana ölürüm şşş zilli dığnınınını yahtııın beni zaaliimm

seeeğğniiii seviyoruuumm!!

çoggalp! aramızda lame yok ♥

abrienda dedi ki...

beybilaaaavvv ne yapmaya calisiyorsun sen hepimizi salya sumuk aglatmak miii
minnosum, kusum yerin bambaska senin. operim.
kalp/
mincik
kalp

Cansu dedi ki...

ben de hepinizi bambaşka seviyorum, ayrı ayrı ve bambaşka. nası mümkün olabiliyo her fırsatta şaşırıyorum da işte.. hay allah. çookk kocaman öpücük!

Web Analytics Real Time Web Analytics