iki gündür datça'nın havası benim dengesizliğimle kapışıyor resmen. adeta bütün içtiğim sigaraların dumanları üst üste binip aniden gökyüzüne çıkıyormuş gibi tertemiz gökyüzü pat diye parçalı bulutlu oluyor. hatta bugün bir ara gökyüzünde horon tepen hamsiler şeklinde bulut dizisi gördüm.
mutsuz olunca durmaksızın yemek yiyesim gelebiliyor ya da tam tersine hiçbir şey yemiyorum. belli olmuyor. mesela aşk kaynaklı mutsuzluğum varsa hiçbir şey yemiyorum, başka bir şey kaynaklıysa sürekli yiyesim geliyor. bunu şu an çözdüm bi de. daha önce analiz etmemiştim.
öyle yani. aslında aklımda söyleyecek bir şey yoktu şu an. bu aralar yiyen bir mutsuzum. sürekli mutsuz değilim ama sadece yaptığım hoş aktiviteler süresince mutluyum. misal anneme hediye alırken mutluyum. sonra hediyeleri verirken de mutluyum. sonra mutluluğum buharlaşıp datça'nın gökyüzüne uçuyor sanırım. sigara dumanıyla beraber yolculuk etmekten hoşlanıyor olabilir.
sonbaharı özledim mesela, fakat gelmekte olan bir şeyi özlemem saçma geliyor aslında. şu ana 1 yıl içerisindeki en uzak mevsim sonbahar olsa da en yakın olan mevsim de yine sonbahar. böyle düşünsem de özleyebiliyorum.
aklıma nedensizce oy vermeye veya kan vermeye falan gittiğim sabahlar silsilesi geldi. çok manasız. o sabahlarda gereksiz derecede erken kalkıp oy/kan işte ne gerekiyorsa veriyorum, sonra eve gelip uyuyamıyorum ama üstüme sabahın köründe salak gibi giydiğim şeyleri çıkarıp daha güzel bir şey giydim diye seviniyorum. sonra erken kalktığım için bir şeyler yapasım geliyor. kadıköy'de olduğum için öylesine dışarı çıkıp kahve alıp sonra kahveyle hiçbir mağazaya giremediğim için vitrinlere bakarak yürümeyi bile seviyorum. önce alışveriş yapıp sonra kahve alsam her şey çözülecek ama her defasında bunu unutuyorum. muhtemelen moda sinemasının ara sokağından bahariye'ye çıkıyor, starbucks'a gidip white chocolate mocha alıyorum -normalde americano ya da non-fat latte içeyim de az kalori çok kahve olsun derken erken kalktığım ve çok salak bir gün geçirdiğim için istediğim her kahveyi içme hakkını kendime veriyorum, bu o gün çok sıkkınsam da geçerli ayrıca, sanki bi kahveyi değişik içtim diye bi anda 10 kilo vercem ya- sonra da moda'ya doğru yürüyüp milka'dan evde dizi izlerken tüketmek üzere değişik içecekler alıp kadıköy anadolu'nun yanından geçecek şekilde ilerliyorum. okulun karşısında dikilip sigara içerek sapık gibi liseme bakıyorum. bir süre duygulanıp sonra eve yürüyorum ama eve yürürken bir sigara daha yakabiliyorum. sonra eve girince bir tane daha. o sigaranın sebebi de eve girdiğim andan sonra ne yapacağımı asla bilmiyor olmam. dizi izlerim diye düşünüyor oluyorum ama bir yandan eve gelmese miydim diye de düşünmüyor değilim. _özlediğim kafa bu şu an? garip.
bir de dandik ders final günleri var-dı. sabahın köründe tek bi sınav, muhtemelen sabahlamışım ama ertesi günü başka bir sınavım olmadığı için mevcut finalin çıkışında uykudan gebersem de bayılacak raddeye gelene kadar dolanmayı makul buluyorum. öyle günlerde yanımda barış varsa değişik bir şey, dilara boş ise onu eve çağırmak ve bu aktiviteyi takip eden başka boş ve keyifli aktiviteler, hiçkimse yoksa da az önce anlattığım ritüel uygulamaya giriyor.
neyse ben bi sigara içeyim.
1 yorum:
2 uyuyuym dedim ne moda girmişsin cansu o hamsiler gibi horon tepecektin yanlış işler peşindesn
Yorum Gönder