8 Ocak 2012 Pazar

ama?

kendi kendime blogumu okuyup kırılma noktamı aradım bugün. buldum da sanırım. en azından buraya yansıttığım günü bulabildim. 23 şubat 2010'muş, merak edersen.

insan değişirken, olumsuz yönde değişirken, hiç fark etmiyor. bir şekilde, yavaş yavaş olup biten bir şey bu. geri dönüş için ise delilercesine çaba harcamak gerekebiliyor. ya da bazen sadece fark etmen de yetiyor. "ne yapıyorum ki ben?" demen yetiyor. benim için bu hiç böyle olmadı, her zaman ilk olasılıkta kaldım. çok çaba harcamak. aslında bir arpa boyu yol alıyorum belki, fakat bunun için kendimi parçalarcasına çabalamam gerekiyor. neden böyle, bilmiyorum, sorgulamak gerekiyor mu -onu da bilmiyorum.

bir şeyleri idrak etmek, eğer duyularını kapattıysan çok zor. bu bariz bir gerçek zaten. duyularını kaybetmek var bir de. öte yandan, kaybetmek istemeseydin kaybetmezdin, bunu da biliyorsun bence. yine de arada ne olduğunu belki biraz tahmin edebildiğin ama kesinlikle parmakla gösteremeyeceğin bir şey, ruhunu değiştirmiş/soldurmuş/silikleştirmiş/söndürmüş oluyor.

ciddi olan hiçbir şeye tahammülüm olmayışı, kendi kendime ciddileştiğimde bile bunun beni mutsuz etmesi anlamsız mı? bir şeyleri yanlış yapıyorum. "ama neyi?" diye sorarak zaman kazanmaya ve o anı geçiştirmeye çabalıyorum. kendimi kandırmak gibi düşün. küçük bir şeyden korkmaya başlıyorsun, belli bir zaman geçtikten sonra her şeyden korkan saçma sapan bir insana dönüşüyorsun. evet, anlamsız aslında.

çok uzun zamandır üzerime yapışıp kalan tutum şey gibi aslında, hani başarısız bir diet öyküsü gibi. düzgün beslenmeye çabalayıp, aralarda çılgıncasına küçük kaçamaklar yapan ama o kaçamakları olduğundan çok daha minik gördüğü için ya da gece yediği yemeği bir şekilde yemekten saymadığı için neden kilo veremediğini algılamayan umarsız insan gibi. "evet bunu da kafama takmıştım, şunu da demiştim ama bence o kadar büyük değildi, niye böyle oldu ki anlamadım?" / "ya çalışmıştım ben aslında, biraz dinlenmiştim aralarda ama... çalışmıştım yani, niye böyle oldu ki anlamadım?" ve çeşitli türevleri.

şu anda mutluyum aslında. kendi mutluluğumu baltaladığım anlar hariç. öyle anlarda ise, kendi darbelerime sinirlerim bozuluyor. "ben bunu neden yapıyorum ki? manyak mıyım?" başlığı altında sinirlerim bozuluyor işte. kendi bildiğim, kanıksadığım beni mutlu edecek şeylerle mi mutluyum, yoksa o en sevmediğim tamah eden insan tipine dönüşüp susup oturdum mu? çok tehlikeli bir soru.

bunu uzattıkça uzatabilirim.
ama uzatmayacağım. kendi kendime anlamsız birkaç soru sorup duracağım şimdilik yine.
belli konularda, küçük de olsa bir adım atmak bu denli zor olmamalı.


Hiç yorum yok:

Web Analytics Real Time Web Analytics