anekdot etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anekdot etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Şubat 2012 Pazar

komikli: sene 98

şimdi 1988 yılında doğdum diye 90ları yeterli gücüyle yaşamadım sanıyordum da ben, hani küçüktüm sonuçta filan.
aklıma ne geldi olum.
ömrü hayatımda ilk defa arkadaşlarımla gece dışarı çıktığımda marmaris'te bir diskotek ortamına gitmiştim ben ya. pina colada içmiştim, üzerimde lacivert-beyaz papatyalı pantolon-yelek takım vardı, içinde fırfırlı filan bir beyaz gömlek vardı ve ilk disko dansımda şu çalıyordu:




sonrasında bi çocukla kesişmiştim. o esnada diskodaki bir çocuğun senden hoşlandığını anlamak için ya da kimlerin senden hoşlandığını anlamak için tuvalete gidiyorsun, arkandan gelen çocuk/çocuklar senden hoşlanıyormuş oluyor. arkamdan gelen çocuk kesiştiğim çocuk çıktı diye sevinip tuvalette kafamı el kurutma şeyine vurmuştum. çıkıp sheldon cooper gibi alkolsüz kokteyller içmeye ve çılgınca dans etmeye devam etmiştim. çocuk yanıma gelince de "hiehehehiahe" deyip arkadaşlarımın yanına kaçmıştım.

ben 90ları sapına kadar yaşamışım ya, bunu bugün bu anıyı hatırlayarak kendime çok iyi kanıtladım, çok mutluyum.

ps: şarkıyı mutlaka dinleyin.

sevgiler.

19 Ağustos 2011 Cuma

yalaaannn söylüyorsuunn

hepimize böyle komik mesajlar nasip etsin yağğraağbbiim

22 Nisan 2011 Cuma

tribbiani effect

yaklaşık 6 yıldır filan 3 erkek 3 kızdan oluşan bir grup arkadaşımla "friends'de olsak hangimiz kimdi" konulu tartışmayı aralıklı olarak yaşıyoruz. problem erkeklerde ama. kızların kim olduğu alenen ortada. -bu da fiks dizi muhabbetimiz, yok seksendisitide olsak ben kimdim sence / ben kaplinkteki jane'im bence / abi adam resmen georgina sendromu.. falan gibi. bu da bizim küçük dünyamız, napcan.

fakat geçenlerde erkeklerimizden biriyle aramda bu friends'te hangi erkek kim tartışmamıza nefes kesici bir gelişme getiren bir diyalog yaşandı:

ben: ya ben erkeklere nasıl hamle yapılırdı unuttum, yapamıyorum.
ekin: çok basit
ben: nasıl, öğret
ekin: naber diceksin.
ben: nasıl yani sadece naber mi?
ekin: evet tabi ki sadece naber. 

yani, bu kadar olabilir. ansızın güneşin balçıkla sıvanamadığı noktaya geldiğimiz için, ross ve chandler da hooop diye oturuverdi. yılların sonunda iç huzuruna eriştim adeta.

sonuç: how you doin' ?

20 Ağustos 2010 Cuma

erkeklerin bulaşık derdini anlayamıyorum

abim: ben şimdi bu tabağı böyle koyuyorum 
ben: bi tabak sadece, yıkasan ya?
a: birazdan yapcam 
b: sen yapana kadar ben 58 kere yaparım
a: o biraz zor da..

[yaklaşık 30 dakika sonra]

a:  bu tabakları bardakları filan... yıkıym mı..?
b: tamam abi ben yıkarım
a: cennetliksin sen
b: evet bulaşıkları yıkadım diye cennete alcaklarmış beni
a: öyle deme lan çay da demledin

25 Mayıs 2010 Salı

tamam

ben: perez çok değişti yaa..
ayça: ya of babam bana dandik havyar getirmiş! 




based on a true story..

23 Nisan 2010 Cuma

bu ne be?

ay herkese kırılıyorum ama herkese. ne manyak bişey oldum.

bugün küçük bi çocuğa sakız verdim, çocuk aldı eline böyle açtı sakızın ambalajını filan evirdi çevirdi ve şu dialoğu yaşadık:


çocuk: istemiyom ben bunu.
ben: neden ama?
çocuk: istemiyom
ben: birine hediye edersin belki?
çocuk: ı ıh
ben: al bence?
çocuk: ...
ben: karpuzlu ama?
çocuk: istemiyom yaa
ben: peki... sen bilirsin...


5 yaşın altındaki bi çocuğa trip attım resmen. bütün erkekler aynı tribine falan girdim kendi kendime. kafayı yedim bence. ya da depresyondayım. barış dedi ki depresyondaymışım. bi de öyle dan diye "depresyondasın" deyince çok kırıldım be blog.

hayat zor.

yığınla işim var ama ben yarın son gemi'ye giderim mis gibi de olup dönerim bence.

eminönü'ne uyuz mu oluyorum yoksa seviyor muyum anlayamadım bi de. eminönü'ne karşı bile duygularımın karışık olduğu bir dünyada, hayat tabi ki zor olur. salak mıyım neyim.

daha da coelho okumam bi süre. of pof.

10 Nisan 2010 Cumartesi

hastalık

kişilik bozuklukları.


ps: neden sürekli birleşik olması gereken "de"leri ayrı yazıyorum, bilmiyorum. çocukluğuma inen olursa sevinirim.


24 Mart 2010 Çarşamba

the girl you lost to cocaine



barış'ı aradığımda bu çalıyormuş, biliyormuşum unutmuşum.
tam dinlerken durdurup aradım, telaşla açtı "hemen duydum the girl you lost to cocaine duydum koştum" dedi. bi anda felaket derecede kafam karıştı. sonra aydınlattık ama. komikti hep.

bu da böyle bi anımdır.

sağlıklı günler diliyorum.

sonuç: telepatik güçler artık iyice çığırından çıktı.

20 Mart 2010 Cumartesi

tıhaf

bugün biz masum masum otururken, hatta biraz gergin bir konudan bahsederken dikkatimizi çılgıncasına dağıtan adam, git gözüm görmesin seni. herhangi bir saptırma yapmamak için telefonuma not aldığım olayı naklediyorum:

saat: 18.43, yer: küp
yanında bir kızla mekanı terk eden adam kapıyı kapatmadan önce mekanın ortasına doğru seslenir.
"hey millet! yalnız değilim!"

respect.

acaba o hareketinden sonra ilişki bitti mi, çok merak ediyorum. o adam benim sevgilim olsa o ancüezde hatamı anlar, ilişkiyi bitirirdim. ya da bitirmezdim. benim ilişkilerim abukluk dolu da olsalar hep devam etti. zaten bir süre bu konuya kaptırıp gitmemize sebep oldu bu olay. karar verdik: bize her şey müstahak.

12 Mart 2010 Cuma

+18

kişi#1: portakalı soymadan içinde ne olduğunu bilemezsin.
ben: esas, adamı soymadan içinde ne olduğunu bilemezsin.
-awkward silence-
kişi#1: aaa pantolonu çıkarmadan..
ben: evet
kişi#1: evet
-awkward silence #2-

Web Analytics Real Time Web Analytics