12 Ağustos 2011 Cuma
eminem'in kız kardeşi
sistem saks, ben de zenciliğimi ifade eden bir beyazım. hani beyazım ama bu bir zenci staylası. selam ve sevgileeğrmle.
çoggomiğim lan.
bunlar hep
kategorilendirilemez şeyler
2
diamonds
10 Ağustos 2011 Çarşamba
sanrım ağrıyor
(saat sabah 7 civarı kız sohbetleri, datça günlüğü)
Dilara: Yok bebegm
Dilara: Uyandrmadn
Dilara: Sifrem de
Dilara: (sansür)
cansu: Ben de uyuyamadmmmm yaa
Dilara: Bnde snnkini bilmiom btw
Dilara: :D
Dilara: Yuh be
cansu: Tam penceremn altinda motor kirdilar
cansu: Tamir
cansu: Kavga gurultu
Dilara: Gecenle gunduzun hepten sasmisssss
cansu: Ondan once de kavga cikmsti
cansu: Odunla adamlar birbirlerine grdi
cansu: Kadin agladi
cansu: Amk ya
cansu: Sifrem (sansür) btw
Dilara: Neler oluo lan
Dilara: Orda
Dilara: Hani stressfree yasicadin:D
cansu: Ne bilym ya FAK
Dilara: Ahauah
cansu: Sinir basti yemn ediyorm
cansu: Sacimin yarisi toplu yarisi tokadan firlams manyak teyze gibi balkondan sarkip
cansu: Pardon da yavas olur musunuz dedm
cansu: Sonra da tam bir yerli manyak teyze gibi "ibrahim dayi! Baska yerde yabsaniz olmuyo mu yah millet hep uyandi bak" dedim
cansu: O zaman durdular. Pardon deyince durmadilar, dayi deyince durdular. Boyle bi yerdeyim
Dilara: Asdfgh
Dilara: Abiiiiggg
Dilara: Allahm ya
Dilara: Nasi hayatlar
Dilara: Nasi paradoxlar icindesn
Dilara: Upper east side dan
Dilara: Hamptons a
Dilara: Gitmelydin ah:Pp
cansu: Ahahahd ama yaaa
cansu: Istanbul gurultulu sehir
cansu: Orda boyle gurultu yok ya
cansu: Burasi sinsiiiii cirkeeeef
cansu: Ya blackberrym elimde ibrahim dayi diye bagirdm cok acikli :(:( istanbul'da bi elim tobikolarda obur elim mochalarda yasiyorum ben yaaA
cansu: AHHDHAHSGF
Dilara: Abi cok iiii
Dilara: Ya
cansu: Cansu halka indi
Dilara: Bak
Dilara: Sna gzl bi sarki
Dilara: Soliym ozmn
Dilara: Mr. Boe
Dilara: The abbasi brothers
Dilara: Dnle bnce sevcen
Dilara: Bira fm saolsun
cansu: Tiksinme ifadesi gibi mi mr. böe - emevi biraderler gibi
Dilara: Wi lav bira efeem
Dilara: Ahauahahahha
cansu: Bira.fm candir
Dilara: Agjs
Dilara: Bncede
cansu : Sirp sindigi
Dilara : Ne gordn bgn ruyanda
cansu: Sirp sindigi
Dilara: Aaa
Dilara: Henus
cansu: Ebeninkini gordm uyudum mu ben :D
Dilara: Goremednki Dilara: O ne be
Dilara: Ahauahahha
şu an makaron yapıyor ve hazal'ı bekliyorum. adım gibi biliyorum ki bu gece de uyuyamayacağım zaten. sabahlarım, mis gibi, bünyem de alıştı artık. yarın yolda uyuyamamış bir hazal ve haybeye sabahlamış bir cansu olarak iki zombi gibi gezeriz artık diyorum. burası garip bi şekilde aşırı hareketli ve gürültülü, bir yandan da inanılmaz tembel. şehir, hava, insanlar hepsi tam anlamıyla tembel. makaronlar güzel kokuyor ama estetik olamadılar. bir yandan barış ile konuşuyordum zira. "sen gel, ben sana 2 tiramisu yaparım" dedi. "her türlü yerim, sen ne yaparsan yiyeceğimi o mel'un gecede yaptığın ağır tavuğu yiyerek kanıtlamıştım bence" dedim. sonra tavuğuna ağır dediğim için biraz atar yaptı ama vallahi çok ağırdı. o da yiyememişti. yine de bir erkeğin yemeğine laf edilmezmiş sanırım, ben öyle anladım. sonuçta ben ki sevgilimden ayrılayım, projeye darlanayım, hayata sille tokat gireyim hemen barış'ın kapısında bitiyorum, o da dünyanın en güzel misafir ağırlayıcısı olduğu için beni cici cici besleyip mis gibi kokular, mumlar koyduğu yataklarda yatırıyor. gidip komşu fırın'dan en sevdiğim şeyleri alıp geldiği bile olmuştu. allam bu arkadaşlarıma olan yoğun sevgimle napcam ben.
en iyisi planettürk'te türk filmi izleyerek makaronların kremasını sürmek. sabaha karşı gürültü olursa da kovayla kafalarına su döküp içeri saklanırım.
yine bir kız sohbetinden duygusal uzlaşma ile blogun bu gecesini sonlandırmak istiyorum:
cansu: Su an halay cekme arzusu uyandirdin icimde :D
Dilara: Snnle bogaz turuna cikmak istiorm
cansu: Duygusal kro cansu stayl oldum ne alakaysa
Dilara: Bogaz koprusunu halay cekerek gecelim
evet sayın çiftler, sevgililer, anlaşamıyoruz diyen her ikili ilişkinin mensupları; kaliteli ve sakin bir uzlaşma tam olarak böyle olur.
ha bi de... bugün cornetto aldım ama içinden külah çıkmadı lan? cidden, o dondurmayı o pakete nası koymuşlar ve nası onca zaman durabilmiş? what the funky chicken allasen ya?
Dilara: Yok bebegm
Dilara: Uyandrmadn
Dilara: Sifrem de
Dilara: (sansür)
cansu: Ben de uyuyamadmmmm yaa
Dilara: Bnde snnkini bilmiom btw
Dilara: :D
Dilara: Yuh be
cansu: Tam penceremn altinda motor kirdilar
cansu: Tamir
cansu: Kavga gurultu
Dilara: Gecenle gunduzun hepten sasmisssss
cansu: Ondan once de kavga cikmsti
cansu: Odunla adamlar birbirlerine grdi
cansu: Kadin agladi
cansu: Amk ya
cansu: Sifrem (sansür) btw
Dilara: Neler oluo lan
Dilara: Orda
Dilara: Hani stressfree yasicadin:D
cansu: Ne bilym ya FAK
Dilara: Ahauah
cansu: Sinir basti yemn ediyorm
cansu: Sacimin yarisi toplu yarisi tokadan firlams manyak teyze gibi balkondan sarkip
cansu: Pardon da yavas olur musunuz dedm
cansu: Sonra da tam bir yerli manyak teyze gibi "ibrahim dayi! Baska yerde yabsaniz olmuyo mu yah millet hep uyandi bak" dedim
cansu: O zaman durdular. Pardon deyince durmadilar, dayi deyince durdular. Boyle bi yerdeyim
Dilara: Asdfgh
Dilara: Abiiiiggg
Dilara: Allahm ya
Dilara: Nasi hayatlar
Dilara: Nasi paradoxlar icindesn
Dilara: Upper east side dan
Dilara: Hamptons a
Dilara: Gitmelydin ah:Pp
cansu: Ahahahd ama yaaa
cansu: Istanbul gurultulu sehir
cansu: Orda boyle gurultu yok ya
cansu: Burasi sinsiiiii cirkeeeef
cansu: Ya blackberrym elimde ibrahim dayi diye bagirdm cok acikli :(:( istanbul'da bi elim tobikolarda obur elim mochalarda yasiyorum ben yaaA
cansu: AHHDHAHSGF
Dilara: Abi cok iiii
Dilara: Ya
cansu: Cansu halka indi
Dilara: Bak
Dilara: Sna gzl bi sarki
Dilara: Soliym ozmn
Dilara: Mr. Boe
Dilara: The abbasi brothers
Dilara: Dnle bnce sevcen
Dilara: Bira fm saolsun
cansu: Tiksinme ifadesi gibi mi mr. böe - emevi biraderler gibi
Dilara: Wi lav bira efeem
Dilara: Ahauahahahha
cansu: Bira.fm candir
Dilara: Agjs
Dilara: Bncede
cansu : Sirp sindigi
Dilara : Ne gordn bgn ruyanda
cansu: Sirp sindigi
Dilara: Aaa
Dilara: Henus
cansu: Ebeninkini gordm uyudum mu ben :D
Dilara: Goremednki Dilara: O ne be
Dilara: Ahauahahha
şu an makaron yapıyor ve hazal'ı bekliyorum. adım gibi biliyorum ki bu gece de uyuyamayacağım zaten. sabahlarım, mis gibi, bünyem de alıştı artık. yarın yolda uyuyamamış bir hazal ve haybeye sabahlamış bir cansu olarak iki zombi gibi gezeriz artık diyorum. burası garip bi şekilde aşırı hareketli ve gürültülü, bir yandan da inanılmaz tembel. şehir, hava, insanlar hepsi tam anlamıyla tembel. makaronlar güzel kokuyor ama estetik olamadılar. bir yandan barış ile konuşuyordum zira. "sen gel, ben sana 2 tiramisu yaparım" dedi. "her türlü yerim, sen ne yaparsan yiyeceğimi o mel'un gecede yaptığın ağır tavuğu yiyerek kanıtlamıştım bence" dedim. sonra tavuğuna ağır dediğim için biraz atar yaptı ama vallahi çok ağırdı. o da yiyememişti. yine de bir erkeğin yemeğine laf edilmezmiş sanırım, ben öyle anladım. sonuçta ben ki sevgilimden ayrılayım, projeye darlanayım, hayata sille tokat gireyim hemen barış'ın kapısında bitiyorum, o da dünyanın en güzel misafir ağırlayıcısı olduğu için beni cici cici besleyip mis gibi kokular, mumlar koyduğu yataklarda yatırıyor. gidip komşu fırın'dan en sevdiğim şeyleri alıp geldiği bile olmuştu. allam bu arkadaşlarıma olan yoğun sevgimle napcam ben.
en iyisi planettürk'te türk filmi izleyerek makaronların kremasını sürmek. sabaha karşı gürültü olursa da kovayla kafalarına su döküp içeri saklanırım.
yine bir kız sohbetinden duygusal uzlaşma ile blogun bu gecesini sonlandırmak istiyorum:
cansu: Su an halay cekme arzusu uyandirdin icimde :D
Dilara: Snnle bogaz turuna cikmak istiorm
cansu: Duygusal kro cansu stayl oldum ne alakaysa
Dilara: Bogaz koprusunu halay cekerek gecelim
evet sayın çiftler, sevgililer, anlaşamıyoruz diyen her ikili ilişkinin mensupları; kaliteli ve sakin bir uzlaşma tam olarak böyle olur.
ha bi de... bugün cornetto aldım ama içinden külah çıkmadı lan? cidden, o dondurmayı o pakete nası koymuşlar ve nası onca zaman durabilmiş? what the funky chicken allasen ya?
bunlar hep
sevdiğim insanlar,
sevgili günlük
0
diamonds
7 Ağustos 2011 Pazar
deve beyaz, sen deveden beyazsın
bahar döneminin sonundaki lanet olasıca jüriye sabahlama seanslarımdan sonra bıraktığım camel white'a bugün geri döndüm. hani bi de nasıl bi sildiysem zihnimden, öyle bi sigaranın varlığı bile aklımdan çıkmış. tekel bayilerde bile fark etmiyodum o derece.
bir yandan da o zamandan beri sıklıkla lucky strike, arada bir de camel soft filan alıyordum. hep bunları içiyodum sandım sonra. tam mutlu da edemiyodu ama sürekli değiştirdim içtiğim sigarayı. ruh hastası gibi 3 çeşit sigara alıp çıktığım dahi oluyodu. ama 1 hafta önce telefonda "camel white mı içiyosun?" sorusunu duymamla beraber "lan! bi de o vardı!" dedim içimden ve itiraf ediym o günden beri bu sigarayı düşünüyor ve arzuluyorum. sonunda aldım. mutluyum. hep istediğim, aradığım buymuş ki. her şey tam yerinde sanki. sevgiyle içtim adeta. çirkin zamanları filan da hatırlatmadı içerken.
camel white, seni aniden bırakıp sonra da ne kadar sevdiğimi unuttuğum için özür dilerim. bu kadar salak mıyım ben.
şey gibi lan bu, sevgilinden ayrılıp çat diye aşkını kalbine gömüyosun, takılıyosun falan birileriyle ama asla sabit bi tavrın olamıyo, sonra adam geliyo "merhaba nasılsın" diyo ve "oha galiba ben hala seni seviyomuşum ki?!" diyosun sen de ve boynuna atlıyosun ama o kadar malsınız ki ikiniz de önceden nebçim sıkıntılar çektiğinizi unutuyosunuz ve sonsuza kadar mutlu yaşıcam sanıp orta yaşlarınızın sonlarına doğru kanserden ölüyosunuz? tamam hiç gerçekçi olmadı ama biraz benziyo kabul et. her şeyden önce adam sana niye yıllar sonra gelip "merhaba nasılsın" diyo. bi de "nasılsın" diyen adamın boynuna "seeehhnii seeğviyoğğrum" diye atlarsan, sana döneceği varsa da dönmez bence. ben adam değilim ama bana yapsan ben de dönmem. üstelik korkarım biraz.
bir yandan da o zamandan beri sıklıkla lucky strike, arada bir de camel soft filan alıyordum. hep bunları içiyodum sandım sonra. tam mutlu da edemiyodu ama sürekli değiştirdim içtiğim sigarayı. ruh hastası gibi 3 çeşit sigara alıp çıktığım dahi oluyodu. ama 1 hafta önce telefonda "camel white mı içiyosun?" sorusunu duymamla beraber "lan! bi de o vardı!" dedim içimden ve itiraf ediym o günden beri bu sigarayı düşünüyor ve arzuluyorum. sonunda aldım. mutluyum. hep istediğim, aradığım buymuş ki. her şey tam yerinde sanki. sevgiyle içtim adeta. çirkin zamanları filan da hatırlatmadı içerken.
camel white, seni aniden bırakıp sonra da ne kadar sevdiğimi unuttuğum için özür dilerim. bu kadar salak mıyım ben.
şey gibi lan bu, sevgilinden ayrılıp çat diye aşkını kalbine gömüyosun, takılıyosun falan birileriyle ama asla sabit bi tavrın olamıyo, sonra adam geliyo "merhaba nasılsın" diyo ve "oha galiba ben hala seni seviyomuşum ki?!" diyosun sen de ve boynuna atlıyosun ama o kadar malsınız ki ikiniz de önceden nebçim sıkıntılar çektiğinizi unutuyosunuz ve sonsuza kadar mutlu yaşıcam sanıp orta yaşlarınızın sonlarına doğru kanserden ölüyosunuz? tamam hiç gerçekçi olmadı ama biraz benziyo kabul et. her şeyden önce adam sana niye yıllar sonra gelip "merhaba nasılsın" diyo. bi de "nasılsın" diyen adamın boynuna "seeehhnii seeğviyoğğrum" diye atlarsan, sana döneceği varsa da dönmez bence. ben adam değilim ama bana yapsan ben de dönmem. üstelik korkarım biraz.
bu da google'da camel white yazınca ilk çıkan görsel, çok iyi değil mi ama.
bunlar hep
kategorilendirilemez şeyler
0
diamonds
6 Ağustos 2011 Cumartesi
ev üzerine
bu sabah uyandığımda yanımda istanbul'daki komodinim varmış gibi el hareketleriyle telefonumu aradım ama saçma sapan bişeylere dokundum. hiç de komodinime benzemiyodu. bi uyandım minnak bişey baş ucumda, tavana baktım pervane yok, renk bi değişik, karşımda pasparlak bi hava. noluyoruz dedim. istanbul'da olmadığımı ısrarla reddettim adeta.
akşam bişeyler yapasım geldi ama ne istediğimi bulamadım. içimde bi siniri sıkışmışlık, bi kararsızlık. sonradan anladım ki hönönö içesim varmış. hı hı, küçük beyoğlu. elimizde mambochino, bambu beach bar, eclipse bar filan var. bir de rakılı mezeli yerler. olmaz ki.. (farkındayım ramazan ama açıkçası sallamıyorum, yapacak bir şey yok)
sonra ne bileyim bir de içimde bi heyecan, bi istek var ama onun da ne olduğunu tam idrak edemedim. sonra dilara aradı. aklım çıkmış da yerine hiç bitmeyen akü takmışlar gibi sonsuza kadar konuştum. anam, kitap mı anlatmadım, erkek mi çekiştirmedim, hiç tanımadığı insanların bile bişeylerini anlattım resmen. fark ettim ki, deli gibi özlemişim. taze aşık olduğum sevgilim olsa bu kadar özlemezdim yemin ediyorum. saçını bile özledim kızın. saatlerce aynı yatağın iki ucuna oturup ortada sabit küllük ve gelip giden çeşitli içeceklerle çılgıncasına konudan konuya zıplayarak konuşmayı özledim. gezerken "şurda nolmuştu hatırlıyo musun heoheoaheoa" diye nostalji yapmayı özledim. saçma sapan şeyleri sırf birlikte olduğumuz için aniden idrak etmeyi özledim. "gerizekalı" deyip sonra kahkaha atıp sarılıp "aşhıııım bideneem" diye sevgi kusmayı ve bunları hiç yadırgamamasını özledim. oturup alakasız bişeyden konuşarak tavuk pilav yerken aniden durup "bira mı alsak ya?" demesini benim "oha evet" dememi ama sonra benim bira diye gaza gelsem de kırmızı şarap içeceğimi adı gibi bilerek ona göre alışveriş yapıp gelmesini özledim. say say bitmez işte.
hazal'la günlerce konuşmayıp ardından mesaj atıp çat diye görüşmeyi özledim. buluşalım dediğimizde sırayla bi bambaşka yerleri algılayıp umarsızca oralara gitmeyi ya da tamamen aynı yeri algılayıp sorgulamaksızın orada ilk gidenin beklemesini özledim. gizemli bi şekilde ben konuşmaya başlamadan suçlu suçlu bakışımdan "bi bok yediğimi" hissetmesini geçtim, ne bok yediğimi de çok iyi bilmesini özledim. her zaman doğru soruyu sorup beni kitlemesini özledim. her zaman en doğru şeyi hazal yapar derken dünyanın en saçma konusunda en komik şaşırma efektiyle kitlenmesini özledim. ne zaman buluşsak mutlaka en gerizekalı insanları çekmeyi özledim. içmeye başlarken "birazdan sarhoş olcam ve çok saçmalıycam" kafasına girmesini özledim. bira içmek isterken bi yandan da limonlu kola içmeyi de deli gibi arzulamasını ve sonra sırayla ikisini içecek diye beklerken çat diye kahve içmeye karar vermemde beni desteklemesini özledim. eşlik etmemenin imkansız olduğu bi kahkahası var ki en çok onu özledim. hep salakça şeyleri arka arkaya yapmama rağmen, bana doğru olanı göstermesini ve benim gidip yine en salakça şeyi yapmamı ve buna rağmen tıpkı bir anne gibi sabırla ve neşeyle bana yol gösterici konuşmaları çaktırmadan yapmasını özledim. yalnız veya kalabalık içinde olalım, tek bişey üzerine birbirimize dönüp tamamen aynı duruma kahkahalarla gülmeyi veya şoka girmeyi özledim. her girdiğimiz yerde en olmadık ama en istediğim şarkıların sırf yanımda o var diye çaldığına inanmayı özledim.
barış ve erdal'la otururken aniden dünyanın en saçma konusunda saatlerce beyin fırtınası yapmayı, selülitli kızları kesmeyi ama selülit radarı sadece barış'ta olduğu için erdal ve benim her kızın bacaklarını güzel sanmamızı özledim. kadıköy'e gidelim dediğimde bunu otomatik olarak beyinlerinde "dayıya gidebiliriz, ama kesin akşam liman'da bulut içelim" olarak çevirebilmelerini özledim. barış "cumartesi bişey yapalım" dediğinde kafamda otomatik olarak "eminönü'ne gitmemiz lazım" diye çevirmeyi ve sorgulamamayı özledim. sırf keyfim öyle istedi diye buluşmaktan vazgeçmemi yadırgamamalarını özledim. evden çıkıyorum dedikten 2 saat 15 dakika sonra evden çıkmamı yadırgamamalarını özledim. barış'ın "bi eve uğrayıp çıkcam, 40 dakikaya ordayım bence" dediği zaman 40 dakika = 2 buçuk saat olduğunu barış'tan daha iyi bilmeyi, erdal'a hadi buluşuyoruz dediğimde o esnada belki de istanbul'da bile olmayabileceğini bilmeyi özledim. sinemaya gidip çıktıktan sonra eve gidicem diye diretirken barış'ın acıkmasıyla girdiğimiz fitaş kfc'de "yemicem ben" dediğim zamandan 10 dakika sonra barış yemeğini aldığında patatesini yiyip içeceğini içmemi ve barış'ın yadırgamamakla kalmayıp bir de ağzıma tavuk uzatmasını özledim. sarhoş olup eve gitmeden önce oturduğumuz yerde tuvalete giderken barış'a kredi kartımı bırakıp, yanlış şifreyi söylediğim halde şifreyi bilip hesabı ödemeyi başarabilmesini özledim.
taksim'e geçtiysem batu'yu, ekin'i ve ahmet'i kesinlikle aramayı, onların kadıköy'e geçerken beni kesinlikle aramalarını ve nihayetinde hiç beklenmedik anlarda buluşup sapık gibi eğlenebilmeyi özledim. onların yanındayken yalnızken olduğumdan bile daha çok kendim olabilmeyi ve bunun karşılığında sevildiğimi nerdeyse dokunulacakmış kadar gerçek bir şekilde görmeyi özledim. "ben bi bok yedim.." diye başlayan cümlelerimi 3 aydır görüşmüyor olsak bile tamamlayabilmelerini, önüme gelen birayı kesinkes bitiremeyeceğimi bilmelerini, "x napıyor" diye soruyorlarsa o cümledeki x'in tam da ne yaptığı sorulması gereken kişi olmasını özledim.
amansız bir şekilde moralim bozuksa ve istanbul'un öbür ucundaysam bile somer'e "kötüyüm ben" dediğim anda gelmesini özledim. kırıldığımı veya kırılacağımı hissettiği anda gönlümü almaya başlayabilmesini özledim. aramızdan birisi bir şey istiyorsa, canı çekiyorsa sanki kendisi dahil hepimizin birden canı çekmiş gibi hışımla onu alıp gelmesini özledim. sigara bitmeye yüz tuttuğunda masadan kalkıp gidip herkese 1 paket sigara alıp gelmesini özledim. sabahın köründe gelirken direksiyon başında ara sıra uyuduğunu düşünsek bile ekmek almayı ihmal etmemesini özledim. uykusunun içine edip sabah 5'te "bişey anlatcam" diye arasam da "noldu canem" diye cevap verip dinlemesini, bir de tepki verebilmesini özledim. "abuk subuk" diye iki cümleden birinin sonuna ekleme yapmasını özledim. arabasında amansızca sürekli sigara içmeyi özledim. sarılınca çıkardığı komik sesleri özledim. saçlarını karıştırıp guzuuuuuum diye cırlamayı özledim.
mert'in durup dururken yolladığı "sen ve 3d gözlüklerin aranıyorsunuz :)" "yarın napıyosun mangal yapcam gel" mesajlarını, türlü çeşit ayılıklarını bile özledim. uğur'un saçma sapan saatlerde arayıp "caddebostan'dayız gelsene kıs" "şimdi bu işi çözse çözse cansu çözer dedik bak şimdi.." diye tatlı tatlı sarhoş konuşmasını özledim.
özlediğim insanları listelesem bile bitmemesine sevindim şu anda da.
beni bu kadar sık gülümseten herkesi özledim. mis gibi tatil yaparken onları özlemeye bile bayıldım. istanbul'u özledim deyince aklıma mekanlarla birlikte gelen bir sürü insanı sayınca inanılmaz güzel ve uzun bir liste çıkmasına da bayıldım. iyi ki her gece rüyamda her tanıdığım insanı görüyorum. her ne kadar bilinçaltım "sistem saks" bi yer olsa da, "seni çok özledim" diye attığım mesajın mutlaka "seni dün gece rüyamda gördüm" veya "uyumadan önce seni aklımdan geçirdim" anlamına geldiğini ,"seni rüyamda gördüm, çok komik.." diye başlayan bir mesaj attıysam, "seni özledim demek istemiyorum şu an çok alakasız olcak ama aslında özledim yea" demek olduğunu, bunu adın gibi bildiğini adım gibi bilmeyi de çok seviyorum. hayatımdaki herkesi çok seviyorum. sonsuza kadar da şımartıcam. sonuna kadar hak ediyosunuz olum!
en aptal ve mesut bir fotoğraf ile cheers hepinize cücülerim
♥
bunlar hep
dostlar,
duygu seli
5
diamonds
3 Ağustos 2011 Çarşamba
sendrom 88
eskiden aşırı yakışıklı olan bir insanın yıllar sonra karşına çıkması ve akıl almaz derecede çirkinleşmiş olması... çok şok edici bişey değil mi ya?!
bir de bir insanla tanıştığın zamanın doğruluğunu sorgulamak var. en doğru zamanda mı tanıştık gibisinden.
zamanlama çok enteresan bişey. cidden.
bu gecelik sendromlarımız da böyle.
sevgiler.
bunlar hep
idrak
0
diamonds
2 Ağustos 2011 Salı
memelerle ilgili bir anı. valla.
tünelden başladık, istiklal bitti, taksim meydanıdan aşağıya doğru yürümekteyiz. yanımda iki arkadaşım var, ikisi de erkek. ve ben erkeklerle her şeyi konuşan bir insanım. burada bile konuşuyorum yani, arkadaşlarımla cinsiyet ayırt etmeden her şeyi konuşmamı yadırgamamalısın. mütemadiyen bel altı turlarda olan konu taksim meydanı civarında kızların meme büyüklüğüne göre özgüven değişimleri iken, bir noktada göğüs büyütme ameliyatına, ardından da benim göğüslerime geldi. küçük olduklarını var gücümle savunurken, yanımdaki arkadaşlarım "iyiyi ya, iyi ya" gibi yorumlar yapıyorlardı. (tenks) arkadaşlarımdan bir tanesi bunca sözün üzerine tekrar bakıp kontrol etmek amacıyla gözlerini yüzümden aşağıya doğru kaydırdı ve yalnızca bakarak elbisemin düğmesini açtı. ardından elbette dış dünya ile sutyenim tanıştılar. bir dakikalık şokla karışık saygı duruşunun ardından, aynı anda joey! diye bağırdık ve hayatımıza devam ettik. gece boyunca düğmemi sürekli kontrol edip durdum. true story. bu anımı neden daha önce paylaşmadığımı düşündüm, joey'nin sadece bakarak sutyen açabilme yetisine dair bölümü tekrar izledikten sonra.
sonuç şu ki, erkek arkadaşlarım "hepsinin tadı başka yahu" diyolar, kimi erkek büyük göğüs seviyormuş, kimisi de küçük. ben küçük göğüsün nesi sevilir algılayamıyorum. ele gelsin işte ya? belki benimkiler büyük olmadığı için böyle hissediyorumdur ama bilemem. bir defasında da bir erkek arkadaşım "meme memedir lan, nalakası var" demişti. ama bir dişiysen ve ortama senden daha büyük göğüslü bir dişi gelirse, ipler elinden gidiyor işte. o özgüven o an aşağıya doğru bi atılım yapıyor. ben ve diğer dişiler adına bu illa ki geçerli. en azından farkında olmasak veya dile getirmesek de on some level geçerli işte.
öte yandan, büyük olmasa da kullanmasını bilcen o memeyi. meme dediğin önemli bişey.
bu gecelik söyleyeceklerim bu kadar bebişim.
sevgiler.
sonuç şu ki, erkek arkadaşlarım "hepsinin tadı başka yahu" diyolar, kimi erkek büyük göğüs seviyormuş, kimisi de küçük. ben küçük göğüsün nesi sevilir algılayamıyorum. ele gelsin işte ya? belki benimkiler büyük olmadığı için böyle hissediyorumdur ama bilemem. bir defasında da bir erkek arkadaşım "meme memedir lan, nalakası var" demişti. ama bir dişiysen ve ortama senden daha büyük göğüslü bir dişi gelirse, ipler elinden gidiyor işte. o özgüven o an aşağıya doğru bi atılım yapıyor. ben ve diğer dişiler adına bu illa ki geçerli. en azından farkında olmasak veya dile getirmesek de on some level geçerli işte.
öte yandan, büyük olmasa da kullanmasını bilcen o memeyi. meme dediğin önemli bişey.
bu gecelik söyleyeceklerim bu kadar bebişim.
sevgiler.
bunlar hep
aklıma ne geldi,
what this
4
diamonds
1 Ağustos 2011 Pazartesi
sana gelsin
saying i love you
is not the words
i want to hear from you
it's not that i want you
not to say,
but if you only knew
how easy it would be
to show me how you feel
more than words
is all you have to do
to make it real
then you wouldn't have to say
that you love me
cause i'd already know
what would you do
if my heart was torn in two
more than words
to show you feel
that your love for me is real
what would you say
if i took those words away
then you couldn't make things new
just by saying i love you
more than words
now i've tried to
talk to you and make you understand
all you have to do
is close your eyes
and just reach out your hands
and touch me
hold me close
don't ever let me go
more than words
is all i ever needed you to show
then you wouldn''t have to say
that you love me
cause i'd already know
what would you do
if my heart was torn in two
more than words
to show you feel
that your love for me is real
what would you say
if i took those words away
then you couldn't make things new
just by saying i love you
more than words
bunlar hep
işitselşeyler
1 diamonds
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



