artık resmi olarak stalker'ım galiba. bir zamanlar bahsettiğim şu çocuğu hatırlar mısın? hani "hayattan beklediğim bu" demiştim. hemen küçük bir hatırlatma:
bu fotoğraf 1 nisan tarihinden kalma.
ben bugün tekrar galata'ya gittim. gezdim tozdum.bir ara tütün deposunun önünde düşüncelere dalmış bir şekilde sessiz sessiz oturuyordum. etrafa bakıyordum bir yandan da. aman yareppim bir de ne göreyim? bu çocuk. hem de aynı kıyafetle. hem de kız arkadaşıyla. en azından gay değilmiş. iddiaları yalanladım burdan al işte.
hemen arkadaşlarımı dürtüp "THE GUY! THE GUY!" diye bağırdım. neden ingilizce bağırdığımı sorma, hiç bi fikrim yok. sonra "gidiym mi peşinden, gidiym mi?!" dedim ve "you go girl!" cevabını aldığım dakika koşturmaya başladım. bi baktım yok. hemen dönmesi en mümkün olan sokağa dönüp baktım. ve evet oradaydı. tamam az biraz ruh hastasıyım galiba ama yine fotoğrafını çekmeden edemedim. zira yine aynı kıyafeti giyiyordu. çok tuhaf buldum bu durumu.
neyse. günlerdir laf atanların, yanıma gelen gidenlerin ve benim kitlenip kaldığım erkeklerin dökümünü yaptığımda acı bir gerçekle karşılaştım. ne kadar bohem, zevzek ve tuhaf erkek varsa benden çok hoşlanıyor. ne kadar gay görünümlü erkek varsa gidip onlardan hoşlanıyorum. bu sıralar durum bu. sonra neden yalnızsın diye sormayın yani bana. sence neden yani? ayrıca çocuğun bacakları bir erkek için fazla güzel değil mi!?
neyse, bu bahsi kapatalım.
daha mutlu olamam diye uyudukça, çok daha çılgın bir güne uyanıyorum hemen.
akşamüstünü şarap&peynir butiğinde caz dinleyerek geçirdik. miktardan ürkerek hesap ödemeye gittiğimizde "bugünlük bizden olsun" dediler gülümseyerek.
galata'nın yerlisi olup çıkmak da beni çok sevindirdi. nereye gitsek hep bi sempatiklikler, tatlılıklar. esnaflardan sokakta oynayan çocuklara kadar herkesle sohbet etmek ve avam büfelerinden elit mekanlarına kadar her yerde tanınmak çok hoş bir duyguymuş. doğup da bugüne kadar zamanımın neredeyse hepsini geçirdiğim kadıköy'de bile sadece sürekli gittiğim yerlerde bu muameleyi görebiliyorum. demek ki neymiş? şehir planlama dersi bana mahalle kültürü denilen şeyi katmış. daha pek çok şey kattı aslında. örneğin, hala istanbul'dan başka yerde yaşayamayacağıma inanıyorum ama artık semt değiştirebileceğime inanıyorum. ve insanları eskisinden çok çok daha fazla seviyorum.
evetevet, eline gizemli bir şekilde yemeksepeti şifresi geçen bir afrikalı çocuk kadar mutluyum. hayat bana güzel galiba, öyle şüphelerim var.
bu da böyle bişey.

4 yorum:
belki de başka kıyafeti yoktur?
tatlım, inan bana kıyafetleri umrumda bile değil.
:D
sen içindekine hastasın biliorum :D
tabi ki, bugüne kadar hiç bir insanın dışı benim için önemli olmamıştır. hep içi. hep ama.
her zaman. çok. evet.
Yorum Gönder