23 Mayıs 2010 Pazar

hastalık güncesi #13500

yağmurun sesine bayılan klişe insanlardan biriyim. ya ne sandın?
şimdi öksürük şurubum, kaldırdığım yerden geri aldığım yorganım, vicks, siozwo ve ben uyumaya gidiyoruz. yağmur böyle negzel ama dimi?

yazı sevdiğime karar veriyorum ve o noktada hava soğuyunca "ay ben en çok sonbaharı seviyorum galiba" diyorum yine oraya kayıyo hemen gönlüm. gönlüm kayıyo ne be? aklım çıktı vardı bi de. kış negzeldi ama diimi? yok ya. öyle miydi? bilemedim. mütemadiyen kafam karışık.

mütemadiyen deyince aklıma bi anım geldi. du hemen anlatıym.
sene 2008, ilk jüri var, dün gibi hatırlarım. böyle paftaları asıyoruz filan. bi cümle kurdum içinde mütemadiyen kelimesi geçen. barış bağırdı "mütemadiyen mütemadiyen diyosun cansu öf" diye. o zaman barış'la doğru dürüst arkadaş bile değildim. ama mesela o gün siyah bi pijamamsı pörsük bişey giyiyodu onu hatırlıyorum. bu kadar çok mütemadiyen dediğimi o ana kadar fark etmemiştim. true story.

a aa yıldırım şeyoldu. şimşek mi ya da? neydi onun adı?

yağmur mu durdu ya?

2010 çok boktan bi sene aslında, fark ettiniz mi? ben ettim. ya da değil mi? bilmiyorum kafamı karıştırıyo biraz. çok hızlı geçiyo çünkü.

neyse, öksürük şurubu kafası geldi. öptüms bays!


çok ani gittim, şaşırdın dimi? şaşırmış gibi yap bari.

4 yorum:

bengi dedi ki...

iç mimarlıkmı yoksa mimarlıkmı okuyosunuz?
bende mimarlık istiyorum ama sayısalla pek ilgisi yok,bunca sene lisede boşunamı dirsek çürüttüm gibi bi hisde içimde olduğu için yazasım gelmiyo o bölümü.ama proje hazırlamak çizim yapmak vs.de kulağıma güzel geliyo.neyse siz ne düşünüyosunuz :)

Cansu dedi ki...

mimarlık okuyorum. :)
diyebileceğim tek şey, gerçekten mimar olmak istediğinizden emin değilseniz sakın bu bölümü yazmayın. çünkü mimar olmak için yaşanan süreç ancak aşk raddesinde bir şey ile çekilir hale geliyor.
mesela şöyle bir örnek verebilirim; düşünün ki günlerce sabahlamışsınız ve hala masanın başındasınız, fiziksel olarak tükenmişsiniz -hani benim uyku kafası dediğim şey gibi, sonuç beğenilecek mi emin olamıyorsunuz ama o an o işi yapıyor olmak sizi inanılmaz mutlu ediyor. delilik gibi bi yerde.
umarım anlatmaya çabaladığım şeyi ifade edebilmişimdir. tek önemli olan gerçekten neyi istiyor olduğunuz.
eğer istediğiniz bu ise, sayısalla geçen yılların muhasebesine hiç girmeyin bile. zaten bundan sonra da ne yaparsanız yapın o dirsek bol bol çürüyecek. en çok da mimarlık çürütür o dirseği. :)

bengi dedi ki...

anlıyorum haklısınız:) peki yetenek ne derece önemli?çünkü ben buna yeteneğim varmı bilmiyorum açıkçası?bölüme gitmeden önce sizin çizime yeteneğiniz varmıydı mesela?

Cansu dedi ki...

muhakkak çizim konusunda çok yetenekli olmak gerekiyor diyemem, artık bilgisayar kullanılıyor zaten bol bol. kendim için konuşacak olursam, çizime yeteneğim var ve seviyorum da. ama çizime standart düzeyde yeteneği olup mimarlık öğrenimini başarıyla sürdüren ve bitiren pek çok kişi tanıyorum.
öte yandan benim çizim yeteneğim de 2 dönemlik güzel sanatlar fakültesi temel sanat eğitimi dersiyle şu anda olduğu seviyeye geldi. yani bence öğrenilebilir bir şey bu, ama dediğim gibi elzem değil. :)

Web Analytics Real Time Web Analytics