31 Ağustos 2010 Salı

sekstroloji ve sürpriz son.

lucy:
 If you don't satisfy a Libra sexually, they will leave you
about 12 hours ago via web
 Cancer is a very soothing love maker
about 12 hours ago via web
 bir de aslan ve akrep burçlarına bak
 hep en çok onlar övgü alıyor
 yazıklar olsun
 Leo makes great sex partners because a Leo never fails
about 12 hours ago via web
 Scorpio sex will blow your mind
about 12 hours ago via web
 https://twitter.com/Sexstrology buradan bunlar bu arada
 bütün burçların favori pozisyonlarını yazmışlar, reziller

Sedat - Adem-i Örümcekvari:
 Oha
 Leo'dur kesin bunu yazan
   :D
 Libra'nınki neymiş?

lucy:
 Libra Favorite Sex Position: A Libra will do anything in any position to make you orgasm
 benimki çok sakat.
 Cancer Favorite Position: go slow with them while they're on their back

Sedat - Adem-i Örümcekvari:
    :D
 Eğlenceliymiş. Follow edeyim ben.

lucy:
 ben de ettim
 sonra akrep ve aslan ayrımcılığına kızıp unfollow ettim

Sedat - Adem-i Örümcekvari:
  :D
 Libra için iyi şeyler diyor hep.
 Bana uyar.

lucy:
 cancer'ı resmen sevmiyor
 eski sevgilisi yengeçmiş
 bence

Sedat - Adem-i Örümcekvari:
 Olabilir valla
 Bunu yazan kadın mı erkek mi?

lucy:
 haha someone pointed out that Cancer signs have the best lips cause their symbol is 69
about 18 hours ago via web
 bilmem ki
 A Cancer loves variety, but can be reluctant to make the first move in love
4:25 PM Aug 30th via SocialOomph
 Libra prefer a sex partner that is beautiful over other qualities
4:20 PM Aug 30th via SocialOomph
If you're in bed with a Libra expect a long night
4:16 PM Aug 30th via SocialOomph
  :D
 beni resmen sevmiyorlar ya

Sedat - Adem-i Örümcekvari:
  :D
 Twitter'daki bio kısmına "libra" diye not düşmek lazım o zaman.
 Sağlam lobi yapıyorlar valla

lucy:
 burçları geçtim ben de mimarım, hangi gece enerjim tükenmiş acaba

Sedat - Adem-i Örümcekvari:
 Baya da takipçisi var baksana
   :D
 Valla bilemiyorum.
 Neye göre diyor bu tivitırcı
 Belli değil.
 Herkeste tutturamıyor olabilir ya da istisnalar olabilir.
 Cancer'sın diye üzülme

lucy:
 o zaman 10 reasons why you should date an architect
 1. They know cool places
2. They will help you arrange your flat /it stays even if you break up/
3. They often drive saab, listen to jazz and drink good wine
4. They look great in black
5. You'll have free time for your friends when they finish their projects
6. They have great manual skills
7. They can do things all night long
8. They're good in re-thinking and re-concepting things, so you'll
 .
 NOKTA.
  :D

Sedat - Adem-i Örümcekvari:
  :D Süper

lucy:
 top 10 reasons why to date an architect

1. all night long, all night strong.
2. we are damn good with our hands.
3. if we can commit to chipboard, relationships should be easy.
4. you should see the things we errect.
5. use to doing things over and over again.
6. finishing early never happenes.
7. we know the true meaning of interpretation
8. creative positioning.
9. work well in groups
10. entry and passage are always exciting.
 bu daha iyiymiş

Sedat - Adem-i Örümcekvari:
 6 süper  :D

lucy:
 :D

Sedat - Adem-i Örümcekvari:
 9 da  :D

 170.4 TL imiş bizim bu dönemki harç.

lucy:
 ne güzel. bizimde 19950tl
:D
 



30 Ağustos 2010 Pazartesi

bu yazımda küfrediyorum, sipeşıl edişın

- kırıldığını, kırıldığı insandan gizleyen insan kadar iki yüzlü bir varlık yok bence dünyada. hele ki 1 yıldan fazla bir süre bu kırgınlığı içine atıp, her yerde ona sımsıkı sarılmanıza izin verip gülümsüyorsa. hele ki bir gün senin dışında birine çeşitli bahanelerle gidip kırıldığını ancak yarım ağızla itiraf edebiliyorsa. öte yandan sana hiç belli etmemeye devam ediyorsa, hala her yerde senin içtiğin biraları ödeyip sevgi dolu hitaplarla 'lafı mı olur' diyorsa, yolunun üzerinde olmadığı halde yanına uğrayıp tüm özel konularını anlatmaya devam ediyorsa. 'seni çok seviyoruuğm' dediğinde 'ben de canım benim' diyebiliyorsa. beraber kahvaltı etmeye, beraber alkol alıp her konudan konuşmaya devam ediyorsanız. kırgın olmak mı? neye kırgın olduğunu bile söyleyemeyecek şekilde kırgın olmak mı? kırgın olduğunu, sırf konuşmaya üşendiği için ya da sırf senin konuşmanı dinlemeye üşendiği için gizlemek mi? gayet şık! bence böyle bir insan, herhangi bir sıfatı veya zamiri alıp istediği her yere gidebilir *dost kelimesi haricinde. ve ben de neyin yitirildiği konusunda kimseyi haberdar etmem. gerek yok demek ki.

- sanırım bir noktada sevgilimle yapmak istediklerim ve arkadaşlarımla yapabileceklerimi birbirinden ayırmalıyım. yoksa apansız yalnız uyanma durumunu sürekli bir halde yaşamaya devam edeceğim. söz gelimi; aynı insanla şuursuzca dans edip, ertesi gün de festival filmi izlemeyi beklememeliyim. pazar sabahı beraber miskin miskin oturup, ertesi pazar günü istanbul modern'e gitmeyi beklememeliyim. seviştikten sonra pat diye kalkıp kahve içmeye gitmeyi beklememeliyim. 1 ay boyunca sabahtan akşama mütemadiyen içip, tüketip; ertesi ay boyunca yeşil çay ile detoks yapmayı filan da beklememeliyim. daha pek çok örnek verebileceğimden dolayı, kısacası: hayalimdeki erkeği beklememeliyim. daha çok beklerim. bir kısmını sevgilimle, bir kısmını arkadaşlarımla yapmalıyım. ben bunu yeni öğrendim. yine de önceki gece şarap eşliğinde romantik anlar yaşayıp, ertesi sabah sütyenimi bile giymeden erkek tişörtüyle ve mor gözlerle yanında ayağımı uzatıp cips yerken bana eşlik edebilecek ve gülebilecek bir erkek ile 2 gün geçirebilmişliğim vardı. belki bir yerlerde 1 tane daha vardır. o zaman başka işte. çok beklerim. 


- dün, çift kişilik yatağa çapraz bir şekilde yatıp bir süre döndüm ve kendi kendime 'yalnız olmak negzel lan' dedim. bence ben olmuşum.

- telefonumdaki mesajlaşmalar arasından sadece erkeklere ait olanları silerek, ne kadar ayrımcı bir insan olduğumu 1 saat önce kanıtladım.
arkadaş veya değil, bu aralar erkekleri pek sevmiyorum. belli bir sebep göster desen, vallahi gösteremem. sadece içimden öyle geliyor.

- bir madde daha yazmıştım ama fazla özeldi galiba, buna hazır değilsindir diye düşünüp sildim. benden beklemeyeceğin şeyleri yaparım ama bu kadar da değil.

- moda'da nero açılmış olması benim en büyük mutluluğumdur.

- biraz önce elimde sigara ile yerleri süpürdüm. 3 madde önce dediğim gibi, ben olmuşum.

- 7. sınıfta iken hoşlandığım çocuk, geçenlerde teyzesinde vesikalık fotoğrafımı görüp 'oha ne güzel olmuş bu kız' demiş. ona buradan teşekkür ediyorum. saçlarımı kestirdim ama artık beni beğenmeyebilir. uzun saç seviyorsa filan. bir de hatırladığım kadarıyla çirkindi, o yüzden bu teklifi reddediyorum. fakat, 7. talibime ödül verebilirim. çünkü 7 benim uğurlu sayım. ödüle daha karar vermedim.

-artık telefonuma hiç bakmıyorum. arayıp sorup sonra bana ulaşamayan herkesten özür dileyemeyeceğim, bir tek dilara'dan özür diliyorum. çünkü, sırf benden beklemediğiniz için kızıyorsunuz. belki öldüm lan? ne kızıyosunuz amk? ölüye kızılır mı? ölmedim ama aslında. tatildeyim. ve ben de dilara'ya mesajlarım iletilmeyince çok gıcık oluyorum. işin yoksa bir daha, bir daha yolla. kafamın içinde 11880 80 80 çalıyor sözde.

istanbul'a dönünce de telefon elimde gezerim bu sefer kimse aramaz. aramayın lan. git. gözüm görmesin.

- eski sevgilim sabahları arayıp uyandırmasın beni, kırırım. yeter lan. (yeterince stalker ise bunu okuyordur diye düşündüm. yoksa bu işe seni karıştırmak istemezdim blogcum)

en kirli çamaşırlı, en argolu filan yazım burada aniden sona erdi.
sevgiler.

(ruh halimle ilgili detaylar için: PMS)

28 Ağustos 2010 Cumartesi

sevgi dolu bir reklam yapıyorum:

bir süredir en sevdiğim blog bu: http://aklimahepbiseylergeliyor.blogspot.com/

evet.
çok çok seviyorum.
selen'in aklına hep bir şeyler gelsin istiyorum.

27 Ağustos 2010 Cuma

summer hakkında.



-spoiler-
tom summer'a aşık, summer'ı da bi türlü anlayamıyoruz falan filan. benim ilgimi çeken biz her şey güzel gidiyo tamam summer da buldu hayatının aşkını* derken summer'ın dank diye ayrılmasından sonra tom'un salak salak hala onun döneceğini düşünmesi, beklemesi, arkadaşlıktan koşar adım kaçması.. düğüne giderken trende karşılaşıyolar, düğünde eğleniyolar, dans ediyolar summer evlendikten sonra bankta tom'u bulduğunda tom ona"ama düğünde benimle dans ettin ve o vardı hayatında neden" diyo, summer da "çünkü o anda seninle dans etmek istedim." diye cevap veriyo. nokta.bazen hayatta her şey bu kadar basittir. bazen biz her şeye çok büyük anlamlar yüklemeye çalışırız. bazen karşıdakinin sadece bi anlık(ve sonradan geçecek olan) isteği bizi çok yanlış yerlere alır götürür. bazen her şey sadece o anlıktır, devamı yoktur ama biz hep sonsuzluğu anlamayı seçeriz ve küçük anlık hislere kaptırır gideriz.
-spoiler-



şuradan alıntıdır. tık.
+hazal'dan bana mail yoluyla ulaşmıştır.

26 Ağustos 2010 Perşembe

La Nausée

*
Benim bildiğim, nesnelerin insana dokunmaması gerekir. Çünkü canlı değiller. Aralarında yaşar, onları kullanır, sonra yerlerine koyarız. Onlar sadece yararlıdırlar. Oysa bana dokunuyorlar. Çekilmez bir durum bu. Onlarla bağlantı kurmak korkutuyor beni. Sanki hepsi birer canlı hayvan.

*
Şunu düşündüm : En bayağı olayın bir serüven haline gelmesi için onu anlatmaya koyulmanız gerekir ve yeter. İnsanları aldatan da bu zaten. Kişioğlu hikayecilikten kurtulamaz, kendi hikayeleri ve başkalarının hikayeleri arasında yaşar. Başına gelen her şeyi hikayeler içinden görür. Hayatını, sanki anlatıyormuş gibi yaşamaya çalışır. Ama ya yaşamayı ya da anlatmayı seçmek gerek

*
Saat üç. Bir şey yapmak isterseniz, bu saat ya çok geç ya çok erkendir. 




(Bulantı, Jean-Paul Sartre)

25 Ağustos 2010 Çarşamba

çıldırdım mı ne? neöy?

hayatımda ilk defa,
kafayı üşütmedim ve tatilimi çok seviyorum.
tatilimi uzattım.
ben artık zor gelirim istanbul'a olm.
çok mutluyum burada.
gözümü balık ısırdı, dudağımda uçuk çıktı ama yine de yılmadım yıkılmadım.
bir de muhteşem eve çıkıyoruz,
bir yanında nazım hikmet sokak, öbür yanında f. garcia lorca sokak.
bizim sokağın adı da aşık veysel.
bahçeli mahçeli.
şeyli meyli.
çok güzel ha.
köpek de alıyorum.
bugün ilk defa okulu bitirip buraya mı yerleşsem diye düşündüm.
geçen seneden beri datça bir kanıma girdi ki sorma.
okul açılana kadar ısrar kıyamet na burada kalırım.
isterse tavana kadar biriksin.
denizin altında negzel renkler var, bildin mi?
şöyle bi 2-3 arkadaşımı baya bi özledim ama onları da özlemek güzel zaten.
neredeyse her gün, 00.00-08.00 arası sıkılmama fırsat vermeyen sedat'a da çok teşekkürler ediyorum. ya da... 'eyvallah' mı demeliydim? (bunlar hep google reader'dan like almak için ucuz oyunlar mıydı ya da? dadann!)
şu anda tatile çıkıp da ilk haftanın sonu itibariyle sıkıntıdan ölmeyişimi kutluyorum.
ağır sanayi hamlemle geleceğim zaten tatil bitince de..
şu anda burada bir rüzgar var, aman aman.
soğuk, ama hafif.
şimdi dışarı çıkıp bir süre şezlong insanı olacağım.
elimde ananaslı dondurmam ile.

HA-HA İSTANBUL, IN YOUR FACE!

22 Ağustos 2010 Pazar

no one's got it all




düşüncelerimin orta yerinde beni uyutmayacak ama kimseyle de konuşmayı istemeyecek kadar enteresan şeyler var.
'kafası yeni gelmiştir' diye dalga geçtiğim insanlara benzedim.
taa ne zaman önce yaşadığım şeylerin kafası yeni geldi.
önce bir sürü şey yazasım geldi.
sonra hiçbir şey diyemedim.
ancak bu.
bu kadar.
böyle.

iyi ki
iyi ki
iyi ki


çok çok uzaktayım
Web Analytics Real Time Web Analytics