¨¨ lomo'dan neler çıkmış yarın göreceğim. heyecanlı. sürekli aynı kişiyi çektiğim için sapık sanma ihtimalleri mevcut.muş.
¨¨ sigara içmelere doyamıyorum. iç iç bitiremedim. sağlığa zararlı.
¨¨ ne ipodun şarjı var, ne telefonun, ne bilgisayarın. neyse ki bilgisayar konusunda çabuk pes edip şarja taktım. telefon ve ipod yarın sıkıntı yaratacak, evden istediğim saatte çıkabilmemi imkansız hale getirecek. yine de popomu şu ancüezde kaldırmaya yeğlerim.
¨¨ hayatıma yeni giren erkek sıkıntı yaratıyor. güven sorunum var. işin yoksa en baştan tanı. ben de o yüzden iki adım atıp sonra beziyorum. bi arkadaşım gidip tanıyıp bana rapor verse diyeceğim, o da olmaz galiba.
¨¨ birinden çok hoşlanırsam ve bu hoşlantı ilerleyecek gibiyse, yemin ediyorum midem bulanıyor. ara sıra adama bakıp kuscak gibi oluyorum. bi de çok hoşlandığım insanın yüzünü hatırlayamama sıkıntım var zaten. bu nasıl hoşlantı arkadaş. nefret ettiğim insana dair part-1 gibi.
¨¨ sonra aşık olunca da önünü alamıyoruz. her şeyin bokunu çıkarıcam ya. ondan.
¨¨ dün gece rüyamda bruno mars sevgilimdi ve ben engellenemez bi biçimde maketlerimi taşıttım kendisine. bilinçaltına gel.
¨¨ bugünlerde insanlara bi anda deli gibi sinirlenip 5 dakika sonra şefkat patlaması yaşıyorum. balans problemi.
¨¨ beyonce'nin antep hamam bişey şarkısına göbek attığı ve hele hele diye dans ettiği video. hayda.
¨¨ bugün dilara'yı sevgilim sandılar bence. soyunma kabinini aralayıp bana öpücük göndermesinin ardından ben de yanına kabine girdim.
¨¨ you and me alone, sheer simplicity.
¨¨ özünde çok işim var.
¨¨ ...unuttum lan.
30 Haziran 2011 Perşembe
28 Haziran 2011 Salı
27 Haziran 2011 Pazartesi
26 Haziran 2011 Pazar
260611
dünkü sevgi patlamama eşlik eden yoğun neşenin ardından, bugün ne kadar mutsuz olduğumu anlatmaya kelimeler yetmez. kelimeler yetmez diye şarkı vardı.
daha uyanmadan gelen mesajlar ağzıma etti resmen.
bi de telefon.
bi de babam akşam gidicekmiş.
grenade dinleyerek bileklerimi kesebilirim her an. nobody would catch a grenade for me diye de intihar mektubu yazabilirim.
gerçekten bu değil mutsuzluk sebebim de, şu an her şeye mutsuz olabilme yetisine sahibim.
ergen gibi de değil böyle has öz mutsuzum.
aman anlatamadım
daha uyanmadan gelen mesajlar ağzıma etti resmen.
bi de telefon.
bi de babam akşam gidicekmiş.
grenade dinleyerek bileklerimi kesebilirim her an. nobody would catch a grenade for me diye de intihar mektubu yazabilirim.
gerçekten bu değil mutsuzluk sebebim de, şu an her şeye mutsuz olabilme yetisine sahibim.
ergen gibi de değil böyle has öz mutsuzum.
aman anlatamadım
bunlar hep
kişiselmeseleler
3
diamonds
24 Haziran 2011 Cuma
24'e 4
buradan bıkmıştım. yalan söylemedim bu konuda da zaten. ama en güzel tarafı ne biliyor musun, zaman makinesi görevi yapması. evet, her günü her detayıyla yazmadım, en parlak olan şeyleri yazdım. bazen onları bile yazmadım, yazdığım şeyden kendimi anlayabiliyorum belki de sadece.
eskiden, sürekli geriye dönüp "bakalım neler demişim, neler olmuş" düşüncesiyle fotoğrafları, yazdıklarımı deliler gibi karıştırırdım. uzunca bir süredir bunu yapmamışım. ilginç oldu.
sadece sığ ve üzgün bir insan olmuşum 1 yıl içerisinde. kendimi sığlaştırma çalışmaları yaptığım doğrudur. her şey gibi bunun da ucunu kaçırdığım da doğrudur. gün geliyor, bir şeyleri/birisini o kadar çok istiyorum ki sığlaşmadan/düşünmeyi bırakmadan istediğime gidemiyorum. genelde düşünmeyi bırakmayı beceremem ama bir şekilde yapabilmişim işte.
geçen gün aniden oturduğum yerden kalkıp resim yaptım. yine çok uzun zamandır yapmadığım bir şey. ertesi gün sabahın köründe kapı çaldı, kargo. lucy in the sky with diamonds posteri geldi. nasıl olduysa, o gün bir şeyleri anımsama ihtiyacım başladı. ben neye inanıyordum da bu kadar mutluydum, ne yapıyordum, ne değişti, nasıl değişti. etrafımdakilerden eksilenler oldu, yeni gelenler oldu. bunun detaylı bir analizine inesim hala yok.
eski sevgilimin en yakın arkadaşına limonata eşliğinde "ben onunlayken, belli noktalarda kendim olmaktan korkuyordum, gider diye, yine de bak ne oldu, gerçi inanıyorum ki çok iyi oldu, şimdi daha çok kendim gibi hissediyorum" demiştim. kendim olamadığım sürece hiçbir şeyin gerçek olmadığına benzer bir şey söylemişti. kimseyi hiçbir şey için suçlamıyorum. kendi kendimi değiştirdiğim için kendime de kızamıyorum. olur böyle şeyler deyip kendi sırtımı sıvazlıyorum.
geçen hafta, arkadaşım telefonda sevgilisi ile kavga ederken ikinci defa buna benzer bir şey düşündüm. "iyi ki bitti, bitmediği bir paralel evreni düşünemiyorum" dedim kafamın içinde. sanki arada başka kimse olmamış gibi. arada olanları yaşamadım ki ben. hayatımdan çıkartmak üzere insanlar taşıdım yanıma sadece. kendinden uzaklaşmak iyi geliyor bazen. sanırım. geçti. her şey geçiyor. bir yandan hayatımdan çıkartmak üzere hayatıma aldığım kimse gitmezken, hali hazırda hayatımda olanlar gitti.
adeta ikiye bölünüp kendimi teselli ettim. bir parçama "şimdi sen burada dur ve dinlen, ben her şeyi bir yerlere dağıtıp geleceğim" dedim sanırım. gerçekten de bir parçam hiçbir şey olmamış gibi devam ederken, köşede oturan parçam bütün üzüntüsünü dolu dolu yaşadı. bazı geceler bir araya geldiler, her şey çekilmez olunca tekrar ayırdım ikisini. siz biraz daha ayrı kalın bakiym dedim. dikkatimi vermediğim bir esnada, yavaş yavaş tekrar birleştiler. hiçbir şey çekilmez değilmiş madem dediler, bir arada kaldılar.
bazı noktalarda, bazı konularda insanı kendisinden başka kimse teselli edemiyor. gerçekten. içten içe o noktaya geleceğini bildiğini, kendinden başka birine söylediğinde o kadar inandırıcı olmuyor çünkü. tek bir gün içinde milyarlarca küçücük şeyden aklına gelenleri birisine söylesen, gerçekmiş gibi olmuyor.
neyse, sonuçta iki parçamı bir araya getirdiğimde alakasız ve eksik bir parça olduğunu fark edip şaşırdım. ne olduğunu hala anlamış değilim. yok olan isteklerimin bir kısmı bana hala geri dönüş yapmadı. bir kısmı geri döndü, ama eskisi gibi değiller. sorun yok, nihayetinde ben de eskisi gibi değilim. eskisi gibi olmak istesem de. her zaman korktuğum bir şey, eskiden yaşadıklarını anıp aynı mutluluğu yakalamaya çalışmak ama bir daha asla bulamayacağın bir şeyi yakalamaya çalıştığını da adın gibi bilmek.
olsun.
eskiden, sürekli geriye dönüp "bakalım neler demişim, neler olmuş" düşüncesiyle fotoğrafları, yazdıklarımı deliler gibi karıştırırdım. uzunca bir süredir bunu yapmamışım. ilginç oldu.
sadece sığ ve üzgün bir insan olmuşum 1 yıl içerisinde. kendimi sığlaştırma çalışmaları yaptığım doğrudur. her şey gibi bunun da ucunu kaçırdığım da doğrudur. gün geliyor, bir şeyleri/birisini o kadar çok istiyorum ki sığlaşmadan/düşünmeyi bırakmadan istediğime gidemiyorum. genelde düşünmeyi bırakmayı beceremem ama bir şekilde yapabilmişim işte.
geçen gün aniden oturduğum yerden kalkıp resim yaptım. yine çok uzun zamandır yapmadığım bir şey. ertesi gün sabahın köründe kapı çaldı, kargo. lucy in the sky with diamonds posteri geldi. nasıl olduysa, o gün bir şeyleri anımsama ihtiyacım başladı. ben neye inanıyordum da bu kadar mutluydum, ne yapıyordum, ne değişti, nasıl değişti. etrafımdakilerden eksilenler oldu, yeni gelenler oldu. bunun detaylı bir analizine inesim hala yok.
eski sevgilimin en yakın arkadaşına limonata eşliğinde "ben onunlayken, belli noktalarda kendim olmaktan korkuyordum, gider diye, yine de bak ne oldu, gerçi inanıyorum ki çok iyi oldu, şimdi daha çok kendim gibi hissediyorum" demiştim. kendim olamadığım sürece hiçbir şeyin gerçek olmadığına benzer bir şey söylemişti. kimseyi hiçbir şey için suçlamıyorum. kendi kendimi değiştirdiğim için kendime de kızamıyorum. olur böyle şeyler deyip kendi sırtımı sıvazlıyorum.
geçen hafta, arkadaşım telefonda sevgilisi ile kavga ederken ikinci defa buna benzer bir şey düşündüm. "iyi ki bitti, bitmediği bir paralel evreni düşünemiyorum" dedim kafamın içinde. sanki arada başka kimse olmamış gibi. arada olanları yaşamadım ki ben. hayatımdan çıkartmak üzere insanlar taşıdım yanıma sadece. kendinden uzaklaşmak iyi geliyor bazen. sanırım. geçti. her şey geçiyor. bir yandan hayatımdan çıkartmak üzere hayatıma aldığım kimse gitmezken, hali hazırda hayatımda olanlar gitti.
adeta ikiye bölünüp kendimi teselli ettim. bir parçama "şimdi sen burada dur ve dinlen, ben her şeyi bir yerlere dağıtıp geleceğim" dedim sanırım. gerçekten de bir parçam hiçbir şey olmamış gibi devam ederken, köşede oturan parçam bütün üzüntüsünü dolu dolu yaşadı. bazı geceler bir araya geldiler, her şey çekilmez olunca tekrar ayırdım ikisini. siz biraz daha ayrı kalın bakiym dedim. dikkatimi vermediğim bir esnada, yavaş yavaş tekrar birleştiler. hiçbir şey çekilmez değilmiş madem dediler, bir arada kaldılar.
bazı noktalarda, bazı konularda insanı kendisinden başka kimse teselli edemiyor. gerçekten. içten içe o noktaya geleceğini bildiğini, kendinden başka birine söylediğinde o kadar inandırıcı olmuyor çünkü. tek bir gün içinde milyarlarca küçücük şeyden aklına gelenleri birisine söylesen, gerçekmiş gibi olmuyor.
neyse, sonuçta iki parçamı bir araya getirdiğimde alakasız ve eksik bir parça olduğunu fark edip şaşırdım. ne olduğunu hala anlamış değilim. yok olan isteklerimin bir kısmı bana hala geri dönüş yapmadı. bir kısmı geri döndü, ama eskisi gibi değiller. sorun yok, nihayetinde ben de eskisi gibi değilim. eskisi gibi olmak istesem de. her zaman korktuğum bir şey, eskiden yaşadıklarını anıp aynı mutluluğu yakalamaya çalışmak ama bir daha asla bulamayacağın bir şeyi yakalamaya çalıştığını da adın gibi bilmek.
olsun.
geçen sene bu zamanlarda söylediğimi tekrar ediyorum: perspektif.
until there's nothing more to live for.
bunlar hep
kişiselmeseleler
0
diamonds
geçmişten gelen mektup yazmışım
2010 baharından beri kullanmadığım eskiz defterimin içinde bir mektup buldum. paylaşmazsam olmaz. gerçekten neler yaşadığımı kimseler bilmiyor, neyin kafası bu arkadaş.
___________________________________________________________________________
sevgili projem,
senden uzun zamandır haber alamıyorum. her hafta buluşacağız diye beklerken hayal kırıklığına uğruyorum. ben burada umutsuz ve bağımlı bir halde senin yolunu gözlerken, sen kimbilir nerelerdesin...
mütemadiyen arazideyim. çaresizlik diyebilirsin, ama sen gelmeden hayatıma devam edemem, biliyorsun. sana ulaşabilmek için, seni anlayabilmek için seni üç boyutlu görmem lazım. arazideki yerini belirlemeye çalışıyorum, ondan bile emin olamıyorum.
senin için rengarenk, türlü çeşit kalemler aldım. geçen mevsim aldığım eskizler hala duruyor. sen yoksun...
seni çözemiyorum. listeler çıkardım, seni resmetmeye çalıştım. ama seni hiç anlayamadım be projem.
zaman aleyhimize işliyor. artık gelmezsen, senin yerini asla tutmayacak formlara gideceğim. sıradan formlarda, sıradan fonksiyonlar çözeceğim. bana bunu yapma. seni gerçekten çok sevmiştim. projem, nerdesin, aşkım, sevgilim bana geri dön. projem, nerdesin.
proje hocası çikolata şeklindeki kalem kutum yüzünden bana adeta bir şiddet curcunasıyla bağırdı. canı çikolata çekiyormuş, seksi kadınlar geliyormuş aklına. böyle bir şeyler anlattı. ama ben bunu şu şekilde duydum: "içimde ateş var atalay, üzüyorsunuz beni..."
___________________________________________________________________________
sevgili projem,
senden uzun zamandır haber alamıyorum. her hafta buluşacağız diye beklerken hayal kırıklığına uğruyorum. ben burada umutsuz ve bağımlı bir halde senin yolunu gözlerken, sen kimbilir nerelerdesin...
mütemadiyen arazideyim. çaresizlik diyebilirsin, ama sen gelmeden hayatıma devam edemem, biliyorsun. sana ulaşabilmek için, seni anlayabilmek için seni üç boyutlu görmem lazım. arazideki yerini belirlemeye çalışıyorum, ondan bile emin olamıyorum.
senin için rengarenk, türlü çeşit kalemler aldım. geçen mevsim aldığım eskizler hala duruyor. sen yoksun...
seni çözemiyorum. listeler çıkardım, seni resmetmeye çalıştım. ama seni hiç anlayamadım be projem.
zaman aleyhimize işliyor. artık gelmezsen, senin yerini asla tutmayacak formlara gideceğim. sıradan formlarda, sıradan fonksiyonlar çözeceğim. bana bunu yapma. seni gerçekten çok sevmiştim. projem, nerdesin, aşkım, sevgilim bana geri dön. projem, nerdesin.
proje hocası çikolata şeklindeki kalem kutum yüzünden bana adeta bir şiddet curcunasıyla bağırdı. canı çikolata çekiyormuş, seksi kadınlar geliyormuş aklına. böyle bir şeyler anlattı. ama ben bunu şu şekilde duydum: "içimde ateş var atalay, üzüyorsunuz beni..."
bunlar hep
ne biliym?
0
diamonds
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



