vallahi de öyle.
geçenlerde böyle son derece alkollü bir haldeyken fark ettim bunu.
misal ben, hep soslu mısırları ayıklayıp yerim.
dilara ise fıstıkları ayıklayıp yer.
sonra tabi en sona leblebiler kalır, yeterince aç yahut sarhoşsak kös kös onları yeriz.
ama bu gidişe bir dur dedik.
neden biliyor musun?
çünkü, kervan kızı da hep öncelikle leblebileri tüketiyor.
bunu 'leblebileri yemiyosunuz ya oh ne güzel bana kalıyo' gibisinden açıklamalar yapmasıyla birlikte fark ettik ve adeta neşeyle dolduk blogcum. adeta ben aşkı o ana dek çiçek böcek güneş bulut sanmıştım ve o anda her şeyi anlamıştım. hayat öyle güzel bir şey oldu ki gözümde artık.
düşünsene, ne kadar şanslıyım. ya en yakın arkadaşlarım ve sevgilim soslu mısırı yemek istiyor olsaydı? yeminle paylaşmazdım. e bi soslu mısır yüzünden kimseyle de aram bozulsun istemem ama. yani... ya kuruyemiş gelmeyecek o masaya ya da gelirse soslu mısır benim olacak. yıllardır bu böyle. yoksa içemem. mutsuz içici olurum.
bi keresinde gelen çerez tabağında soslu mısır yok diye mevcut içkileri tüketip ortamı terk ettiğimizi hatırlıyorum. hangi manyakla yaptım ben bunu, onu hatırlamıyorum yalnız.
sevgilim sen hiç soslu mısırı sevme tamam mı. hep kalori zaten, gerek yok. öptüm. (var olmayan sevgiliye mektuplar - 43)
o değil de, başıma gelen nice komiklikler şakalar var ama anlatamıyorum blogcum. okunuyorsan diye çok korkuyorum.
merhaba, ben aniden biten yazı.
2 yorum:
hahahyt bugun arkadaslarla bir paket leblebi paylastik. sicak sicak. seni andim ama.
oha ben de bugün karışık kuruyemiş aldım ve leblebileri ayıklarken canım çıktı. o sırada da bu idrak ediş anı geldi aklıma işte. o değil de sana sms atmıştım cevap vermedin ama facebook olsun blog olsun mesajlıyosun. ohneala.
az önce de albeni yedim, keşke yemeyeydim.
Yorum Gönder