30 Ocak 2010 Cumartesi

hüzün

sevgili blog,
uzun süren bir para biriktirme faslının ardından dün parfümümü aldım. çok neşeli bir insandım artık kimse beni tutamazdı. hayat bayram olmuştu. gece ise normalde şehir dışında okuyan kuzenim geldi. kahkahalar, hoşbeş, özlem gidermek derken zaman su gibi akıp gitti. lakin sonra fark ettim ki, bana kırık bir parfüm şişesi bırakmış o eğlenceli dakikalar. evet, ben sevgilimle konuşmaya daldığım esnada kuzenim yepyeni parfümümün üzerine oturmuş ve onu hunharca kırmıştı. odamdan aniden kaçıp gitmesinin sebebi belki de buydu, olayın o kısmını hala aydınlatamadık...
bir defa bile kullanmaya fırsatım olmayan ve onca para döktüğüm parfümümün aniden beni terk etmesi beni derin bir üzüntüye boğdu. üstelik sinirlendim. hemen bülent beyi arayıp "parfümümün başına elim bir kaza geldi" dedim, olanları anlattım. bülent bey de parfüm şişemin üstüne oturan kişi için de durumun hayli üzücü olduğunu söyleyerek beni yatıştırdı. en kısa zamanda yenisini getireceğini söyledi ama bu benim kokuma kavuşmak için bir süre yemeyip içmemek suretiyle en baştan parayı toparlamam gerektiğine dair bir ikaz gibi geldi. sabah saatlerinden beri çok hüzünlüyüm. odamı iyice dağıttım. sonra da en güzel kıyafetlerimi ve topuklu ayakkabılarımı giydim. dağınık ve misler gibi kokan bir odanın ortasında en şık halimle oturuyorum. makyajımı yaptım, saçımda da dünden kalan fön. baya da süslüyüm. moralim düzelir gibi oldu ama bu manzara bana yaşlı ve nevrozlu bir teyzeymişim gibi hissettirdi. duygularım çok karışık. hadi selametle.

2 yorum:

abrienda dedi ki...

sen uluslararası bir insansın ve ne güzel ki freeshop denen bişi var
bence.

Cansu dedi ki...

@hazal
evlen benimlen.

@kids
and this is how i met your mother.

Web Analytics Real Time Web Analytics