8 Ocak 2011 Cumartesi

je t'aime... moi non plus



perşembe gününden cuma gününe geçerken
sabaha karşı muallak bir saatte
bomboş okulun
bomboş koridorunda
karanlıkta
koridorun diğer ucundan gelen sesi dinledim
"je t'aime... moi non plus"

ne kadar güzel olduğunu anlatamam
bazen, çok çok mutlu olduğum anları bir daha hiç unutmamak için durup kaydetmeye çalışıyorum_eskiden çalışıyordum
uzun zamandan sonra bunu yaşadım

uzun zamandır bu kadar duygusal da olmamıştım sanırım. şu anda olduğum kadar yani.

"bu şarkıda gidemezsin ama!"

gittim, güzeldi





~


her olan bitenin*her anımın arka planında, sürekli kokusunu özlediğim //muhtemelen kokusuna bağımlı olduğum// birisi var *mutlu ediyor

5 Ocak 2011 Çarşamba

böyle

kesinlikle sabahlayacağımdan emin olduğum an şu andır:

itunes'da hızla scroll down yaparak bütün gördüğüm beatles olsun bat for lashes olsun.. -neyse sayacaktım bi an için hepsini, inanmıştım bunu yapabileceğime- bütün güzel güzel şeylere küfrediyorum, ne doldurmuşum be bilgisayarı bu ne ya şöyle ucuz ucuz bişeyler yok mu ne dinlesem diye atarlanıyorum. ilk bulduğum kopkop şarkı 876 kere tekrarlanmaya mahkum oluyor, ben sürekli aynı şeyi dinlediğimi fark edip sıkılıp da yepyeni bir ucuzluk bulana dek. o zaman da bir öncekinin tadını asla alamıyorum. hani elimden gelse yıllarca o şarkıyı dinleyeceğim, o şarkıdan 15-20 tane olsun istiyorum o an. bu, her sabahlamada başka bir şarkı oluyor tabi.

bir de muhtemelen saat 4 sularında saint antuan'ın karşısındaki starbaksta kahve içesim gelecek, en zor an o an. çünkü bir süre için gerçekten bunu yapabileceğime inanacağım, biliyorum.

4 Ocak 2011 Salı

bir bu eksikti

hiç eksik kalamam. hele ki finallerim, jürim filan varken asla eksik kalamam. her şeyim tam olcak.

hıhı, kırdım

http://threewords.me/arutan

bys



bu da şey için. bu havada romans romans olanlar varsa, onlar için.
pek sevgi dolu.


evet tabi ki çılgıncasına işim var, tabi ki ondan zırt pırt bişeyler diyorum.

lav mi.
öptüm.

bugün içimden geldi

0-




şarkıyı da seviyorum, reklamı da.
little annie-strange love.

sahi mi söylüyorsun?

2011 bana getire getire aylaklık getirdi. en ihtiyacım olan şey cidden. tebrikler ederim.

dün misal, onca işim gücüm var, gece 12ye kadar filan durmadan dizi olsun film olsun çekinmedim seyrettim. en son closer çekti canım, dvdsi de kayıp ama yok inat ettim. izlenecek o film. fütursuzca indirdim. başladım izlemeye, ta ki sergi sahnelerinin sonundaki jude law ihanet hamlesine dek. yok yapamadım, devam edemedim. nasıl bi mod bozulmasıydı o. mutlu mesut benliğim aniden depresyona yelkenler açıverdi. gözümü bile kırpmadan kapattım filmi. friends açtım. cidden de 20 dakika sonra bir önceki mutluluk derecemin ucundan tutup kendime kendime çekmiştim. nasıl etkileniyorum hemen.

bir de etkilenmek demişken, film demişken ne geldi aklıma. şimdi ben liseden beridir bütttün dvdlerimi gider 5er liraya tedarik ederim. istediğim her şeyi alıym da napalım kopya olsun mantığını benimsedim çılgıncasına. fakat nazımkahraman'ın orijinal orijinal mis kokulu dvdlerini göre göre kendi dvdlerim nasıl da bir iğrenç gelmeye başladı gözüme. bakıyorum, bi ucuzluk akıyo. öyle de özentiyim. artık ben de orijinal alcam arkadaşım. banane. korsana hayır deme duyarlılığı yapmadığımı, sadece özendiğimi de anlatacak kadar açık sözlüyüm. yepisyeni dvd ne güzel kokuyo ama. sürüyle dvd var odamdan koridora taşan, yok nazımkahraman'ın dvdleri kadar cici olamadılar gitti.
Web Analytics Real Time Web Analytics