hayattaki en derin mutsuzluğum, tıpkı bir kağıt kesiği gibi acı veren şu gerçekle yüzleşmek: sabah uyandığımda sigaram olmayacak.
bir defasında sabaha karşı eve gidip sigarasızlığa dayanamayacağımızı bilerek o saatte bakkaldan sipariş vermiştik. hayli uzun bir süre sonra geldi. uykudan öldüğümüz halde arkadaşımın sevgilisi, ben ve barış sapkınca o sigarayı beklemiştik. sigara içmeden uyumak bir yana, ertesi sabah uyandığında bir sigara paketiyle göz göze gelemeyecek olman berbat bişey. kapı çaldığı anda adama varımı yoğumu verip sigaraların parasını ödemiştim. o an gözüm kararmış tabi. hemen açtık içtik coşkuyla. ne güzel bir andır o an. bugün akşamın salak bir saatinde aniden önüme gelen ilk bakkala girerek son param olan tüm bozuk paralarımı bir araya getirip camel'a yatırmamın sebebi de yalnızca 10 sigaram kalmasıydı. normal bir insan evladına yetmeli o sigara. saat olmuş kaç, 10 sigara neyine yetmiyor. ama şimdi o pakette 2 tane var naber. almasaydım yarın sabah sigaram olmayacaktı. facia...
bir de geçen gün hazal'ı almaya gittiğim ve evden yalnızca 5-10 dakika uzak kaldığım esnada çantama atmayı unuttuğum çakmağın ardından sinir krizi geçirdiğimde kendime çok acıdım. sigarayı da unutmuştum ama yine dandik bir mentollü slim sigara çıktı çantamdan. onu bile içmeye razıydım ki çakmağım olmadığını gördüm. kabullenemedim. adımlarımı o kadar hızlandırdım ki hazal'ın yanına vardığımda nefes nefeseydim. eve girdiğimiz gibi de terlik veriymööomrrsasşl deyip sigara yaktım.
hele gece dışarı çıkıyorsak durum daha da feci. alkol aldım diyelim, eve giderken sigara stoklamayı kesinlikle unutuyorum. çünkü geceye başlarken çantamda mutlaka 2 veya 3 paket oluyor. bir şekilde eve geldiğimde hiç sigaram kalmamış oluyor. neyse ki kendi evime geldiysem tütünüm ve muhteşem dandik sigaram esse oluyor. ha onlar da olmasa ebeveynlerim var. işte, insanın evi gibisi yok.
öte yandan birisiyle samimiyetimi sigara üzerinden değerlendiriyorum sık sık. mesela, dilara uyuduktan sonra rahatlıkla onun sigarasından içebiliyor olmam bana çok huzur veriyor. alca'nın her sigara çıkarttığında bir tane de bana vermesi mutlu ediyor. yahut somer'in bana sormadan paketimden sigara alıp yakması beni çok sevindiriyor. hele bazen barış bana kendi elindeki sigarayı içiriyor ya da benim elimdekinden ona içirmemi istiyor, inanılmaz mutlu oluyorum o zaman. çantamdan paketi çekiyor veya paketini çantama atıyor, o an çok yakınız bence. abim yeni sigara söndürme teknikleri gösterip "bak bunu askerde öğrendim" dediği zaman kardeşlik bağlarımız güçleniyor gibi geliyor.
ilk sigaramı babam içirmişti. captain black. sonra bir ara mentollü bir sigara içtim birkaç defa. nihayetinde ilk aldığım paket marlboro'ydu. bir defasında kırmızı marlboro bile aldım. sonra camel almaya başladım. para sıkıntısı çekiyorsam kırmızı winston alıyordum, çok kamyoncuyum. bu yıl başladığında mütemadiyen lucky strike içiyordum. şu anda bir paket marlboro light, bir paket camel soft, 3 paket esse, yarım paket esse mentol, bir hayli de tütünüm var. her alanda olduğu gibi bu alanda da son derece kararsızım ve canım her an her şeyi çekebilir mantığıyla hepsini bulunduruyorum.
evet, karakterimi ve ilişkilerimi sigarayı baz alarak değerlendiriyorum.
sadece sigara hakkında bu kadar çok şey yazabilmem de tuhaf gibi. ve biliyorsun ki uykum gelmemiş olsa daha da yazardım.
çok seviyorum onu. gerçekten. bir ara neden bu kadar sevdiğimi maddelerle anlatırım.
ve bütün bunlar, dilara'nın çantasından çıkmayan sigara paketinin arkasından resmen gözyaşı dökmesiyle beraber aklıma geldi.
4 yorum:
sen gelip de karşımda sigara içene kadar sigarayı bıraktım! holey! ama yazından ötürü değil :D sigarayı bıraktım kafeine geçtim. muck!
çok yorgunum be moriçe aah ah kafein bandım var kahveyi de dayadım ama yine olmuyor yine olmuyor bugün öğleden sonra 1buçuk gibi uyudum akşam 6ya geliyordu uyandığımda
o kadar sıcak ki...
her gece 3ten önce uyuyamıyorum.
al benden de o kadar ama benim işim var tebi bi de. yapabilsem uyur muyum ki bilemedim.
Yorum Gönder