bence istemediğim şeylerin başıma gelmesinin tek bir sebebi olabilir, bugün hatırladım bu anımı.
ilk sevgilimi, "sana aşığım" dediğinde "bu da senin şanssızlığın" diyerek terk etmeyecektim.
öyle demeyecektim işte.
yapmayacaktım.
ciddiyim.
bence en çok onun ahı tuttu.
ben scarlett da değildim, rhett de değildim.
hiç gerek yoktu.
"kimsin lan sen" derler insana.
ben demem tabi.
hakkım yok zira.
bir defa rhett olursan, illa ki bir gün scarlett oluyorsun.
sonra yine rhett, sonra yine scarlett.
scarlett bile ilk başta scarlett değildi. rhett de rhett değildi. rhett filmin sonunda scarlett oldu, scarlett nihayet rhett olduğu anda.
(evet, hiçbi şey anlamadığını bile bile konuşuyorum hala bu konuda. söz konusu karakterler gone with the wind isimli filmden, en azından bu bilgiyi vereyim.)
ve ben her rhett olma sıram geldiğinde, aynı kişiye gidiyorum.
hafızam çok sinsi, ne zaman hiç lazım değilse o zaman yüksek çözünürlüklü kayıtları çıkarıveriyor.
bu da 2 gündür durmadan oynadığım, çılgın levellara geldiğim ve oynarken adeta orgazm olduğum oyun: http://www.mofunzone.com/online_games/let_the_bullet_fly.shtml
evet?
dün sadece 1 saat uyuyup çok saçma bi rüya gördüm, ondandır.
rüyanın ilk kısmında cem g. katil değilmiş, komik bi insanmış, bi de sevgilimmiş. noluyo yea ölcek miyim diye çok korkuyodum. sonra diyodu ki münevver'i ben öldürmedim. allah muhafaza, nasıl bi rüyadır bu?
ikinci kısmında ise barış'a uzaktan kumanda ve plastik fare almışım, çok seviniyo ve alnımın ortasından öpüyodu. sonra canlı para izliyoduk. sonra saat çaldı, uyandım, ya ben 5 dakika mı uyudum diye çok kızdım. hava bok gibi soğuktu. soğuğu hiç sevmediğini bildiğim bi insan için çok üzüldüm, napcak ki o bugün dedim, çünkü ben bile çok sinirli uyandım o an.
bugün birisi "gayet iyi görünüyosun, yeterince mutsuz görünmüyosun" dedi.
"ben böyleyim" dedim ama bi yandan kendimi tuhaf hissedip bi posta üzülsem mi ki diye düşündüm. öyle düşününce de kendimi tutamayıp sürekli kıkırdadım.
hayatımın en uzun günüydü. öğle yemeğinde yediğim cheesecake sapsarı, içtiğim latte ise bembeyazdı. cheesecake'i kaşkaval peyniri ile yapmışlar dedim. güldük. arkadaşım köfte oturtma diye bişey yedi, o paçoz isimli yemeğin ne denli güzel bişey çıktığını hayal bile edemezsin.
sonra kim ki duk'u düşündüm. time'ı hiçbir zaman bitirmediğim aklıma geldi. time'ın oluru var mı ki diye düşündüm. yapsam mı lan dedim. sonra çüş dedim kendime.
proje hocası gecikince, asistan bilgisayarımdan sex&the city açtı, barkovizyondan izledik ve bütün dünya yabancı bi yer oluverdi o an.
sonra barış'la çizi yedik, 1 tane yeşil çayı paylaştık. daha çabuk bitsin de gideyim diye yaptı galiba, çizi de çok hızlı bitti zaten, hayatta ıssız adam diye bi faktör var nihayetinde.
bi de proje var ki, evlere şenlik.
bugün benden hiç haz etmediğini sandığım birisi, benim için kavga etti. çok ilginç anlardı. çok duygulandım.
pazartesi günü black swan mı izleyeyim adaya mı gideyim, yine herkese sürekli aynı günlere söz verdiğim mevsim.
yine telefonları asla açmadığım, mesajlara asla cevap vermediğim ve herkesin birer birer bana küstüğü mevsim
.
bi de "aşk ayı: şubat" diye mail gelmez mi, çakcan iki tane.
çakcan çok sakız çiğneme efekti.
bugün damla sakızlı sakız çiğnedim, ne kadar iğrenç bişey olduğunu unutmuşum.
(şimdi bunların kafamda birbirlerine nasıl bağlandığını hiç bilmiyosun ya, ne garip. düşün, beynimin içinde neler nelere nasıl hızla bağlanabiliyor. çok başarısız bi konseptim var bu noktada. ama sadece bu noktada. hı hı.)
neyse. ben eskiz yapmaya gidiyorum, bugün bu kadar geyik yetse iyidir. çok da uykum var allah kahretsin.
her allah kahretsin dediğimde kendimi doğuş isimli şarkıcı gibi hissediyorum. niye ki?
bu arada sohbetimin gevşeme sebebi, duvara konuşuyormuşluk hissimin tavan yapmasıyla yakından ilişkili.
ben bi ara yine gidip kal*çamlıkta oturayım.
bi de ne zaman yusuf güney - unut onu kalbim şarkı çalsa bi yerde, hep empire of the sun - we are the people çalıyor sanıyorum. bi baksana allasen. yalnız olamam bu konuda bence.
sonuç: yok bi sonuç aslında, sadece ne zamandır sonuç yazmadığımı fark ettim bi anda. öf istemsiz kafiyeden nefret ediyorum. dedim işte ah aldım diye, dedim ben dedim, hep ondan oluyo böyle şeyler.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder