everything i touched was golden
everything i loved got broken
on the road to mandalay diyor robbie williams şu anda.
hayatıma aniden giren bir dostum var.
ilk defa bu kadar ilginç tesadüflerle
ilk defa adeta bu kadar uzun zamanlardan beri planlanıyormuşçasına
ama ilk defa "hoşgeldin" deme fırsatını bulduğum
en kritik noktalarda
en gerekli hareketleri yapan
ben daha gerekliliğini bile fark edememişken
diğerleri gerekliliğini saptayamamışken
o biliyor hep.
her gün buralarda
uzakta ama
parmaklarımın ucunda
bazen çok üzgün
karanlık
bazen de öyle neşeli ki
beni gülümsetmeyen ya da düşündürmeyen tek bir anını bile görmedim
ve sanırım görmeyeceğim de
üzmüyor
kırmıyor
ama çok kırılmış
yanında olmayı seviyorum
there's nothing funny left to say
ona "seni seviyorum" demeyi çok seviyorum
gülümsettiğimi hissettiğimde çok mutlu oluyorum
aniden dost olabilmek hala mümkünmüş
bazen arayıp sadece içimdekileri birer birer saymak istiyorum
çünkü o kendini kilometrelerce uzakta sanıyor ama
aslında yanımda oturuyor şimdi
kırmızısıyla başka bir adamın mavisi çok karışmış
ama mor hep çok güzel
aslında kırmızı olduğunu bilmiyor
kimse söylememiş ona
-mavi başka hiçbir renkle karışıp mor olamaz-
ama kırmızı mordan hep çok daha güzel
every mistake i've ever made
has been rehashed and then replayed
as i got lost along the way
derken
haber vermek için duruyorum
sadece gülümsesin diye bir sürü satır atladım.
2 yorum:
ağladım. ama gülerken ağladım. haber vermene gerek yok yazdığın anda açtım. sen de zümrüt yeşilisin gibi geliyor bana. yazdım bak bunu da mektubuma. ah bir gitse, bir gitse...
kalbimin bir köşesinde yaşasana sen. oralarda dolaş. her yere de beraber gideriz!
:)
böyle cep cansu'su yaptırcaklarımış bikaç arkadaşım, onlarla cep cansu'suna gir bence ehe.
güldüysen mişın ekamplişt pisicik.
dün ve bugün çok konuşamayınca özledim ben. :)
Yorum Gönder