o kadar az insan, benim hareketlerimin beklentisiz olduğunu anlayabiliyor ki, çok şaşırıyorum.
evet, basitçe iyi bir insanım. ve bunun farkındayım. bunun için tek yaptığım insanlara bana davranılmasını istediğim gibi davranmak, yani sevgimi belli etmek. birilerini sevmeyi, sevilmekten daha çok seviyorum. buna inanmak nasıl imkansız olabilir? neyi, ne bekleyerek yapıyor olabilirim ki?
evet, kötü taraflarım da var. çok hızlı sinirleniyorum, çok hızlı sakinleşiyorum. gereksiz yere korktuğum oluyor. çok kolay kırılıyorum. bir şey içimden gelmiyorsa yapamıyorum. çok konuşuyorum. bunlar pek çok insanın kötü taraflarıyla karşılaştırılırsa komik derecede önemsiz bence.
ama beni bir şeylere ikna etmek, kırıldığımı unutturmak dünyanın en küçük şeyi. bunu yapmak bu kadar zor mu demeyeceğim, çünkü hayır değil.
istanbul'un öbür ucundan, ingiltere'den ve izmir'den yanımda olmayı başaran insanlar varken, her günümü birlikte geçirdiğim insanlar bu kadar kaçacak ne görüyorlar bilemedim. belki de çok benzediğimizi zannetmemize rağmen sadece, basitçe farklıyızdır.
tamam, istedikleri gibi olsun. sevmiyorum artık. birini sevmekten vazgeçmem an meselesi zira, aynı birini çok çok sevmemin an meselesi oluşu gibi. ince bir çizgi, alakasız bir yerde beklenmedik bir sınır. bir dakika içerisinde, tek bir cümleyle değişebilen bir durum. aşılması imkansız derecede uzak bir sınırı aşmayı başaran herkese tebrikler.
bunu gidip de bu insanların tek tek yüzlerine söylemek kırıcı olabilir ve belki de anlaşılmam diye düşündüm, o yüzden buradan öylece konuştum. üstlerine alınacak insanlar, bunu yapmakta özgürler.
1 yorum:
`belki de çok benzediğimizi zannetmemize rağmen sadece, basitçe farklıyızdır.`
biyoloji dersinden anektot
insanlar birbirlerine kabaca benzer.
Yorum Gönder