amaçsızca internette bakınmaktayken bir küpe gördük. "altını güzel bunun altını" dedik. ben altından nefret ederdim, fakat takriben 1 yıldır bu nefretim sebepsizce söndü gitti. sempati besliyorum altına karşı. dilara'nın da aynı şeyi yaşadığını öğrenince o cesaretle "ben nazar boncuğu da sevmezdim, artık rahatsız olmuyorum" dedim. "ben de!" dedi. "çok garip niye böyle oldu ki aniden" dememle birlikte idrak sessizliğini yaşadık. en acıklı idrak anıdır bu: yaşlanmışız.
oysa ki pembe pantolonum, yeşil tişörtüm ve lacivert hırkamla hayat bana güzeldi. bir jumbo boy çöp torbasının hacmini doldurucak kadar çikolatamız, cipsimiz vardı. önümüzde bira, arkamızda canan vardı. bardak bardak nescafe vardı böyle sütsüz simsiyah. paket paket sigaralar vardı. ciğerlerimin rengi eskisinin aynısıydı, içten içe öyle inanıyordum. gencim istediğimi yaparım diye düşünüyordum.
ve gittim altını, nazar boncuğunu sevdim.
bira içerken yerli dizi karakterlerini çekiştirdim.
süt ısıtırken cezvenin başında ocağın yanında bekledim kös kös. bir anne bezmişliğiyle karıştırdım sütle sıcak çikolatayı. içindeki kaşığı çıkarmadan koydum arkadaşımın önüne. "al bakalım hadi" dedim. teyze teyze koktum o anlarda hep.
sene 2010! bu kadar yaşlanmış hallerime rağmen hala kendimle yalnız kalmayı seviyorum, lise arkadaşlarımla gezmeyi, "of okulu uzatsak" demeyi ve "bence her gün işe gitmeyiz ki, arada bi gidilen bi iş buluruz" gibi dandik inançlara sahip olmayı çok seviyorum.
itiraf: altın ve boncuktan gelişip yayılan tüm bu buhranların sebebi, arkadaşımın facebook'ta wall'unu 3 yıl öncesine kadar okumamızdır. yazıklar olsun.
sonuç: strawberry fields forever.
2 yorum:
gullu bluz dedim neler ettin
ahahaha
Yorum Gönder