28 Mart 2010 Pazar

ay kusuciim

sevgili blog, sözüm sana.
jüri falan dinlemiyor bu bünye. ne zaman arkamı dönsem sen varsın. sırf projeyle uğraşmamak için facebook sayfamı güncelleyeyim işte efendim kim ne tivitlemiş bakayım böyle bayat filmler izleyeyim sevdasındayım, hiçbirinde tık olmasa da sen burada hazır ve nazır çekici mi çekici bekliyorsun.
bi kere her şeyden önce iyi bi dost, doğru bi yoldaş (!) olsaydın arada bi açılmazdın ne bileyim hata filan verirdin. ben sana illa "git dersini bitir öyle gelip konuşalım" diye uyarı çıkar karşıma demiyorum ama en azından "şu anda bağlantı tıkıştı kankrella sonra gel" tadında bi uyarı ver ve açılma ne bileyim.
kalbimi kırmadan böyle imalarla beni yola getir.
bak hala buradasın.
beni gerçekten tanısan kesinlikle yüzsüzlüğüm zıpçıktılık seviyesine gelene kadar susmayacağımı bilirdin.

gerçi senin de suçun yok, hesapladım 8 saat galatayı bilmem nereyi gezmişim. uyuya zırlaya gittim sabah. hiç gidesim yoktu da işte sorumluluk duygusu fakşit. çok sorumluyum tabi deli misin. bi de fotoğrafları ben çekeyim istedim. ukalayım. ukala olmak çok eğlenceli bişey ama öyle deme. hem hakikaten de kimse fotoğraf makinesi işine girişmemişti bile, öyle bi güven. düşün. neyse. şimdi binanın cephesine bak, fotoğrafını çek, sonra fotoğraflanabilecek detayları görsel bi elekten geçir bi de onları çek, kontrol et yine çek, açı zıpırsa yerlerde yuvarlan öyle çek gibi durumlar yaşadım bugün. bi de "beni mi çekiyii yaa" diyen yurdum insanları vardı ki, şeker gibiler şeker. bi ara köpek bile kovaladı da hiç yüz vermedim. korkmayınca bırakıyolar peşini ya hani, bildin mi? böyle böyle 400 fotoğraf çekmişim. sonra bi de grup arkadaşım bana çemkirdi blog biliyor musun? o da gitmesin italya'ya gezmeye blog, banane. bak ben gidiyo muyum? ben film festivaline gidiyorum. yani ne bileyim. bana telefon etseler mesela arayana fatura girmez anlıyo musun? ya da gece gel deseler gelirim ben blog. hiç durmam.

bi de biliyo musun, odamı o kadar sigara kokutmayı başardım ki bugün midem çok bulandı ve sigara içemedim. sonra içtim ama, tünele gelip de paftayı açıp da pafta dahilindeki genelevleri görünce sinirlerim bozuldu. dedim sigara içeyim. sonra binaları numaralandırmaya kalkışınca sayıların haneleri binaların planlarının üzerine sığmamaya başladı ve yine dedim bi sigara içeyim. fotoğraf çekerken yoruldum yine içtim. vapur bekledim yine içtim. eve geldim bişeye kızdım şimdi hatırlamıyorum ama o zaman da içtim. telefonda konuşurken içtim. eski sevgilim tam yemek yiyecekken aradı yine içtim.

sahi blog, eski sevgilinle arkadaş oldun diyelim ki o zaman ondan eski sevgilim diye mi bahsedilir arkadaşım diye mi? şimdi arkadaşım desen diğer arkadaşların gibi değil tabi ama eski sevgilim deyince de biraz çirkin oluyor. mesela ben bi keresinde eski sevgilimle bi yerde oturuyodum, biriyle beni tanıştırırken "bu da eski sevgilim cansu" demişti. çok garip hissetmiştim kendimi. öyle oturup çay içiyoduk çünkü. gülüp eğleniyoduk falan aniden suratımı astım. sonra o da özür diledi. demek ki garip bişey olma ihtimali varmış bunun da. çünkü o çocuk az biraz odundu, özür dilediyse hakikaten garip bişey yaptığını düşünmüştür. ya da bilmiyorum ben somurttum diye de özür dilemiş olabilir. bilmiyorum be blog. belki de öylece oturup çay içmemek lazımdır. öte yandan başka bi tanesiyle sürekli buluşup bişeyler yapıyorum, gelenekselleşmiş hareketlerimizi bile bırakmadık. işte öyle insanlardan mesela arkadaşım diye bahsetmek daha sağlıklı olabilir. çünkü şimdi hayatımda biri varken aniden çıkıp "eski sevgilimle buluşuyorum haleaoeleae" dediğimde çok çirkin olabilir.

yaa işte öyle.
neler düşünüyorum dimi blog.
aslında tek bi sebebi var tüm bu düşüncelerin biliyo musun?
oha bunu da mı bilmiyosun?
çok tırtsın.
şaka şaka çok iyisin severim seni ben.
bak sevgi dedim aklıma yine bin tane şey geldi.
du konudan sapmadan düşünce akışımın sebebini söyliym.

ben şu an hiç mi hiç çizmek istemiyorum ya. beynim yorgun, kafamda binalar ve mahalleli sesleri fink atıyor.
pazartesi jüri var.
çarşamba başka bi jüri var.
vicdan yaptığım için uyuyamıyorum ama uykum olduğu için de beynim çalışmıyor.
keşke eve geldiğimde uyusaydım, şimdi uyanıp çalışırdım.
yine enayilik ettim gördün mü bak.


ha unutmadan... saatleri 1 saat ileriye alsana. kaç tane saat var etrafta bak. hadi güzelim.

Hiç yorum yok:

Web Analytics Real Time Web Analytics