19 Mart 2010 Cuma

cumacumartesipazar

hafta sonu ne garip şey.

her cuma şahane planlar yapıyorum, çünkü benim nazarımda cuma ders çalışılan bir gün olamadı ilkokuldan beri. mimarlığın ilk döneminde o şevk ve coşkuyla cumadan itibaren sabahladığım günleri saymıyorum tabi. o apayrı bir delilik alameti, pek tuhaf bir görmemişin projesi olmuş durumuydu. senenin başında cuma günlerimi uyumaya, cumartesileri işe gitmeye ve pazar günlerini de sosyalleşmeye adıyordum. sonra bir noktada işi adeta terk ettim. yapılacak daha güzel şeyler vardı diyelim. o an için öyleydi en azından.

neyse, öyle ya da böyle o zamanlar hafta sonunda derslere vakit ayırmama halime bir açıklama getirebiliyordum. şimdi kesinlikle algılayamıyorum.

yine cuma günlerine dair görüşüm aynı. dostlarımla görüşüyorum, geziyorum falan filan. ama sonrasında cumartesi gününe asla insancıl bir saatte başlayamadığım için o gün uzayda kayboluyor. akşamına da plan yaptıysam bittik zaten. hoş, planım olmasa da "pazar günü var, yarın çalışırım ben" deyip geçiyorum. bence en doğal hakkım gibi bir yanılsama da beni destekliyor. oysa ki en doğal hakkın falan değil be salak, otur dersini çalış işte.

günlerden pazar günü geliyor. yine uyanamıyorum. saat 4 oluyor, miskinim. 5 oluyor, miskin ve gerginim. 6 oluyor, artık bir şeyler yapayım diyorum ve iyice geriliyorum. sonra gerginliğimi azaltmak için türlü çeşit şaklabanlıklara girişiyorum. (i.e. dizi izlemek, film izlemek, sabahlıkla evde gezinmek) bu aktiviteler sonucunda karnım acıktığı için -çok yorucu ya bunlar, evet- bir süre de "ne yesem ki" söylenmeleriyle vakit geçiyor. saat takribi 22.30'a kadar bu şekilde devam eden hayat, 22.30 itibariyle ani bir farkındalık halini suratıma çarpıyor. ancak o zaman dersim mi varmış benim aman da aman deyip biniyorum çizimlerin tepesine, vuruyorum kırbacı.

bugün projede biriyle konuştum, o da aynı durumdaymış. kızı tanımıyorum ama nihayetinde dertlerimiz aynı olduğu için (aslında onda ihtiyacım olan kitap olduğu için ve bende onun ihtiyacı olan pafta olduğu için) sohbet ettik işte bir şekilde.

soru şu: bugüne kadar en azından pazar gününü derse, işe güce ayırabiliyordun da bu sene pazar günün bile nasıl aylaklıkla geçiyor? nereden geldi bu umursamazlık, sorumsuzluk, kendini bilmezlik, paçozluk, zıpçıktılık, zıbıdılık? (ah ihsan yıldırım, severdim seni)

sonuç şu: ben yarın gezicem ya. cuma yarın. cumartesi de taksimdeyim. e söz verdim gitmem lazım. pazar da nevruzmuş bişeyler varmış, dışarıda durmam pek. stres hep. sabah arkadaşımla kahvaltı ederim sonra da evimde otururum ders çalışırım. evet. hıhı.

pazartesi sınavım ve jürim var benim. bu ne pişkinlik?

2 yorum:

abrienda dedi ki...

sen gene pazarlara dem vurmussun
benim 1.5 ay sonra 45 lik sinavlarim basliyor.
4 sene de mi bitirmek gerekir illa okulu
adsd

Cansu dedi ki...

bence hayır. o yüzden ben 4 senede bitirmicem. öğrenci hayatını gayet seviyorum.

Web Analytics Real Time Web Analytics