Cul de sac!
Bir ders böyle geçti işte:
*Ankara'da yaya olmak diye bir sunum izledim. Çok duygusal.
*Bir gün, ders aralarında spor gazetesi (i.e. Fotomaç, Fanatik) okuyan kız olursam tüm dünya beni dışlasın. İzole olayım.
*Önümde oturan çocuk, google earth'ten görünüyordur bence. Evladım olsa aç bırakırım, yazık çünkü.
*Lütfen kimse böyle havasız sınıflarda salmasın. Lütfen bu son olsun. Bu şekilde ölmeyi kimse hak etmiyor.
*Bir aralar yol ortalarına laleler ekmişlerdi, sonra İstanbul rengarenk olmuştu. Ne oldu o lalelere?
*Glasgow ne güzel, ne duyarlı bir yermiş. Çok güzel otoparkları var.
*Power point hataları, her günümün güzide eğlenceleri olabilir. Yine de ben hiç yapmayayım istiyorum. Slayt geçiş süresini hep doğru seçeyim.
*Melih Gökçek, her yerden karşıma çık. Tamam mı?
*50-60 metrede bir yaya geçidi... ŞANZELİZE.
*Kızılay'da 19 yaya geçidi varmış mesela.
*Bu derste izlediğim sunumun AkıllıTv'de yayınlanıyormuş gibi bir havası oluşu beni az biraz sarstı.
*Binalar burdan bakınca nokta gibi, karınca gibi diiğmi Osman?
*Çok yakışıklı bir çocuğun adı böyle Süleyman çıktı ya, bitti gözümde artık. Öyle karizmatik sigara yakıyormuş, aman ne hoş yürüyormuş bilmem ne yok. Gitti bitti. Süleyman diye arkadaşı var babamın. Öyle bir isim o. Karizmatik çocuk adı değil.
*Bir de bir adam var, demiş ki şehri öyle bir planlayayım ki İtalya'dan Rusya'ya kadar gitsin. Düşün ki bir uzun cadde (böyle, İtalya'dan Rusya'ya kadar ama) ve kenarında evler. Ne ruh hastası adam. Erges Ruzyaya gidmek izdiyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder