4 Nisan 2010 Pazar

festival güncesi #1

merhaba festivalin ilk gününün gecesinin son saatleri. ıah.

bugüne lars von trier ile başladım efendim. suç unsuru. görsel orgazm yaşadım resmen. o upuzun filmin her karesini al, bana ayrı ayrı gösterip de ki bu bir fotoğraf de. aman derim oh yes derim, daha ne diyeyim. böyle dandik yorumlar yapıyorum şimdi kafam ve görselim çöktüğünden dolayı ama çooook güzeldi film. ardından ana isimli kore yapımı bir cinayet filmiyle devam ettik güne, tam oldu. fakat koreliler... iyiler.

amaaa benim bahsetmek istediğim esas şey, günün 3. filmi olan çöpcinsel. belgesel mi desem, çekip bitirip montajdan önce getirip bize izletmişler mi desem ne desem bilemiyorum. filmin 10. dakikasından itibaren insanlar koşarak (evet ciddi ciddi koşarak) salonu terk etmeye başladılar. fakat biz tabi ki yine takıntı gibi, şey gibi oturduk kaldık. bir noktada iki iksv görevlisi de, bu insanlar neden gidiyor merakıyla gelip bizle filmi izlediler. şimdi konumuz şu, çöplerle ağaçlarla bişeylerle sevişiyor bu insanlar. bildiğin sevişiyorlar yani. görmediğim orgazm, pipi, kuku, popo, meme çeşidi kalmadı zaten bugün. her filmde ayrı bi cinsel coşkunluk vardı da, bunda resmen beraber yaşadık. hatta o kadar iğrenç bi cinsellik öğesi vardı ki, bi ara tunç'a dönüp "cinsel hayatım bitti artık, biliyosun dimi" dedim. gayet de ciddiydim. ve gecenin sonunda itiraf ettiklerine göre aramızdaki erkeklerinde 2506454 kilo olan zenci kadının her detayını 15 dakika kadar inceledikten sonra ömür boyu hatırlayacakları bir anıları olmuş. cinsel çöküş. 
filmin şiddet öğesini de şu kesitle örneklesem yeterli olur bence: kadın, çocuğa bir şaka öğretiyor. şaka şu; elmanın içine bir adet jileti gömüyorsun. derinlere ama. sonra gidip arkadaşına elmayı ikram ediyorsun. arkadaşın elmayı ısırdığı zaman da... hahaha! böyle bişey. sonra bu 10 yaşlarındaki şişman çocuk oyuncak bebeğin kafasına poşet geçirip tecavüz ediyor, kahkahalar eşliğinde. bu arada - çocuk, ürkütücü bir derecede "benim olucak fıstık, binicem üstüne vurcam kırbacı" çocuğuna benziyordu.
filmin sonuna doğru salon o kadar boştu ki, madmen'den kafamda kalan sinemada sigara içme aktivitesini hayata geçirsem mi diye düşünmedim değil. sonra bir şekilde biz filmin sonunu kaçırmayı başardık, tunç beni dürtüp "bitti!?" dediği an ben "AAA BİTTİ!" diye istemsiz bir haykırışta bulundum. salonda kalan 5-6 kişi de pek güzel dalga geçip güldüler halime. yine de enteresandı ama biliyorum ki kimse izlemeye tenezzül bile etmez. (çeviren: küçük mücahit. true story)

bu 3 filmden sonra adeta sapıklaşmış bir insan grubuna dönüşmüş halde karpuz kabuğundan gemiler yapmak'a gittik. kültür şoku oldu çöpcinsel'in üzerine. nihayetinde, günün 1.si suç unsuru, 2.si de bu filmdi. 

görsel olarak gerçekten çöktüğümüz için, son film de bittikten sonra yarım saat kadar beyoğlu sinemasının önünde kitlenip sigara içmişiz. ne konuştuğumuzu bile bilmiyorum şu anda. işin tuhaf tarafı, tüm günü 5 sigara ve 3,5 litre su tüketerek geçirmiş olmam. arada yediğim saçmalıklar mühim değil de, su ve sigara dengesizliğim beni benden aldı şimdi düşününce. zira upuzun filmlerde hep o suyu hatırladım ben. hep ama.

ve taksime dair en nefret ettiğim şeyi de bugün buldum: trt binasının yanındaki otoparkın giriş-çıkışı. ceza, bela, hepsini diledim bu gece oraya. yanımdaki erkek arkadaşım korkuyordu adeta, ben varım diye bi sevindi filan. ama bir otoparkın içinde kestaneci, tinerci, çiş kokusu, karbondioksit - bunlar ne arar? niye? 2 metre tavan mı olur? onlar ne biçim rampalar, nereden nasıl gidiliyor hiçbir şey de belli değil. bir noktada "tamam evet çıkamayacağız, bu gece buradayız herhalde" dedik. köprü trafiğinden daha iğrençmiş, bu ne. 

öte yandan bugüne kadar şarjı olmayan insanlara o kadar çemkirip ihmalkarlıklarından dem vurmuşken, bütün gün şarjım yoktu ve dünyadan koptum. bir hayli zormuş, ama insan unutabiliyormuş cidden. özür dilemeyi bir borç bilirim, artık kimlere çemkirdiysem hep üstlerine alınsınlar bunları. 

gözlerimi kapatmazsam yarın tümüyle iptal olacaklar ve 2 film boşa gidecek. sanki çarşamba büyük büyük dedemin jürisi var, git, ya git, git be!


~

ps:

çöpcinsel'in fragmanını bile buldum sana.

4 yorum:

abrienda dedi ki...

beynimizi sikti copcinsel
ingiltereen bir grup genc selam ederiz

Cansu dedi ki...

fragmanı mı yaptı bunu yoksa belgeseli oturup izlediniz mi? lars von trier'in avrupa üçlemesini seyredin:)

abrienda dedi ki...

senin yorumlarini tercume ettim ustune videoyu izledik
oyle kalakaldik
it is ridicilious.
hepimizin yourmu bu oldu

Cansu dedi ki...

hepiniz bana ridiculous diyip kaydedip gönderin, çok güzel ridiculous diyosunuz siz birleşik krallıklılar.

Web Analytics Real Time Web Analytics